TAKİP ET

Bakalım Tayyip Erdoğan Tuna nehrini geçebilecek mi? 

Kendisi gibi düşünmeyenlere ‘vatan haini, ajan, mason’ gibi yaftalar takarak yolsuzluklara kılıflar biçtiği için de kamu kuruluşlarının reklam akçeleriyle ödüllendirilen saray güdümlü ‘havuz medyası’ mensubu Yeni Şafak’ın bir yazarı Friedrich Ebert Vakfı’nın Türkiye raporunu haberleştirdiğimiz için bayağı rahatsız olmuş.

Yıllardır basmakalıp düşüncelerin esiri olmuş bu şahıs komplo teorileriyle oluşturduğu şizofrenik tespitlerini ağababalarına sunarak maaşını almaya devam ediyor. İlgili vakıf Alman istihbaratına çalışıyormuş, ‘paralel yapı’ da bu vakfa hizmet ediyormuş ve Necip Hablemitoğlu’nu da Türkiye’deki Gladyo’ya bağlı ‘paralelcilerin’ yardımıyla Alman timleri öldürmüş!

Belge gösteremeyen bu sözde ‘korkusuz’ kişi “Alman GSG-9 timine bağlı tetikçiler tarafından öldürüldüğüne dair çok ciddi, kuvvetli iddialar var. Bu suikastta Alman timine Türkiye’deki Gladio’ya bağlı unsurların mesela bazı emniyetçilerin de yardımcı olduklarını öngörmek zor değildir!” diyerek kıvırtıyor. Doğu Perinçek’in ağzıyla konuşuyor.

Daha gladio’yu gladyo olarak yazmayı beceremeyen bu kişiye şunu sormak gerekiyor: Zaman’da parlamento muhabirliği ve köşe yazarlığı yaptığın dönemdeki açıklamaların ve yazıların ortada. Mütevazı maaş döneminde böyle değildin, hayrola? Kaç para maaşla transfer edildin? Köstebek isimli kitabı bayağı doladın diline, yoksa köstebekliğe merakın mı vardı eskiden beri? Sezar’a ne zamandan beridir biat edersin bir öğrensek diyorum?

Söz Romalı Sezar’dan açılmışken Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı Yiğit Bulut’un şu müthiş (!) bilimsel tespitlerini atlamak olmaz: “Sezar, Rubicon Nehri’nin kenarına geldiği zaman, o güne kadar hiçbir general lejyonlarıyla birlikte nehri geçip Roma’ya girmemiş. Lejyonlarına dönüp soruyor: “Roma’nın olanı, Roma halkına vermeye hazır mısınız?” diyor. Askerleri hep bir ağızdan “hazırız” dedikten sonra nehri geçiyor. O zaman zaten senatörlerin büyük çoğunluğu kaçıyor. Roma’daki senatörlerin, Sezar’ın ordusu tarafından devrilmesi bir askeri darbe değil bir kere. “Arkasından diktatörlük geldi” deniliyor. O dönemdeki Sezar’ın lejyonlarına, senatonun içinde bulunduğu kirli ilişkiler yumağına bakarsanız, Roma’nın artık tamamen bir devlet niteliğini kaybedip bir “corruption” yani yolsuzluk yumağı haline döndüğünü dikkate alırsanız, Sezar’ın Roma’ya girişi halk tarafından büyük bir sevinçle karşılanıyor… Türkiye’de de aslında Rubicon Nehri geçildi. Sayın Erdoğan’ın 2003 sonrası attığı adımlarla geçildi.”

Türkiye’deki gelişmeleri Sezar örneğiyle açıklayan ve yolsuzluklara değinmeyen Bulut’a söylenecek bir söz bulamıyorum. Bir zamanlar Erdoğan’a ağır eleştiriler yapan Bulut da ‘eleştiri gömleğini’ çıkaranlar arasında yer alıyor.

Gömlek deyince aklıma geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Slovakya’da “Şu anda bize giydiğimiz gömlek dar geliyor. Bu vücut artık bu gömleğe tahammül edemiyor. Bize bundan sonra yakışacak gömlek, yeni bir idari yapılanmadır, bu da başkanlık sistemidir.” dedi.

Başkanlık sistemi için 400 milletvekili çıkarılamayacağını anlayan Erdoğan bu kez ise ‘olmazsa referanduma giderim’ resti çekti. Kılıf uydurma uzmanlarıyla doldu taştı ülke. Bir zamanlar ‘Milli Görüş gömleğini çıkarttık’ da deniliyordu. Bu kez ise ikinci bir gömlek de dar geliyormuş. Ne gömlekmiş bunlar!

Bu arada Erdoğan son seçimlerde Avrupa’da oy kullanımının düşük olduğunu da hatırlatarak “sandık namusumuzdur” (!) sloganıyla 7 Haziran seçimleri için oy istedi. Konvoylarla Avusturya’dan Slovakya’ya giden bir avuç UETD’li bolca alkış tuttu.

Ancak Erdoğan’ın endişeleri sözlerine yansıdı. Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisine Almanya’dan sadece 76 bin 817 oy gitti, katılım ise sadece yüzde 8,3 oldu. Dünya çağında ise 54 ülkeden aldığı oy sadece 143 bin 873’dü. Bakalım Sezar Tuna nehrini geçebilecek mi?

31.03.2015 20:30