TAKİP ET

Ankaralı Merkel ve deşifre olan tutanaklar

Majestelerinin kızgınlığı sığınmacı akınının artık malî sonuçlar doğurmuş olmasından. Hani AB’nin vereceği paralara ihtiyaç yoktu? Peki, bu sözler neyin nesi o halde: “AB’den gelecek paraya ihtiyacımız yok, istediğimiz zaman Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarını açıp mültecileri otobüslere bindirip gönderebiliriz. 

Eğer iki yıl için 3 milyar Euro verecekseniz hiç konuşmayalım.” Dedik ya Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ani bir kararla iki gün önce Ankara’ya yaptığı ziyaret işlerin yolunda gitmediğini gösteriyor. AB devlet ve hükümet başkanlarının katılımlarıyla 18 Şubat 2016’da Brüksel’de bir araya gelinecekti. Bugün (10 Şubat) ise NATO savunma bakanları yine Brüksel’de toplanıyor. AK Parti hükümetinin kaçak göçle mücadele için NATO Ege Denizi’nde devreye girsin talebi görüşülecek. Acziyet mi? Farklı bir yazı konusu.

Gelelim asıl meseleye. Yunan Euro2day haber sitesi Merkel Türkiye’deyken Erdoğan ile AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk arasında Ekim 2015’de gerçekleşen ve mülteci krizinin müzakere edildiği toplantının tutanaklarını yayınladı. İngilizce yazılan zapıtları inceleme fırsatımız olduğu için içeriklerinden hareketle sorularımızı soralım.

Madem “Eğer iki yıl için 3 milyar Euro verecekseniz hiç konuşmayalım.”diyerek AB’den, vaat edilen 3 milyar yerine 6 milyar Euro istiyorsunuz. “Sadece mali krizde Yunanistan’a 400 milyar Euro verdiniz.”şeklindeki sinirli çıkışınız ile dekatılımcıları hayretler içinde bırakıyorsunuz. Dışişleri Bakanınız da “Ama 3 milyar Euro hakaret” diyerek karşı tarafa güya fırça atıyor. O halde: Neden kamuoyundan asıl paraya ihtiyaç olunduğunu gizliyor sunuz? “Ne olursa olsun Türkiye’nin AB’nin parasına ihtiyacı yok.” ifadesi tam bir çelişki olmuyor mu?

“Peki, anlaşamazsak ne yapacaksınız, tüm mültecileri öldürecek misiniz?” şeklindeki alaycı sorularınız ‘büyük Türkiye’ konseptinizin müzakere biçimi mi?

Ertelenerek açıklanan Türkiye İlerleme Raporu’nun hakaret olduğunu iddia ediyorsunuz. Sert yüz ifadenizle söylediğiniz “Kim hazırladı bu raporu? Nasıl böyle bir raporla ortaya çıkarsınız? Bu gerçek Türkiye değil. Gerçeği duymak için bana gelip sormadınız.” şeklindeki iddialarınıza inanan tek bir batılının olduğunu bugüne kadar gördünüz mü? Varsa kim bunlar?

Yeri gelmişken Merkel ile ortak basın toplantısında hapishanelerde gazetecilikten dolayı kimsenin tutuklu olmadığını söyleyerek insanların aklıyla alay eden Ahmet Davutoğlu’yla ilgili de iki kelam edelim. Alman tarafından dolayı soruyu soran gazeteciyi engelleyemeyen Başbakan şu müthiş tespitlerde bulundu: “Türkiye Avrupa standartlarında bir demokrasidir. Bizim için en kutsal şey vatandaşlarımızın can, mal güvenliklerini korumaktır. Her türlü güvenlik tedbirini alırım, bu konuda kimse insan hak ve özgürlükleri konusunda bir şey diyemez. Türkiye’nin hapishanelerinde de gazetecilik işleri konusunda bir cezalandırma olmamıştır.”Tam bir komedi. Parti milletin malına çökmüş, gazetecileri hapishanelere tıkmış, tetikçi borazanlar üzerinden can güvenliği pamuk ipliğine bağlanmış hâla da ileri demokrasi masalı! Bizleri geçelim, yanınızda duran Merkel bile bunları yutmadı. “Dünyanın hiçbir yerinde benim kadar halktan destek almış bir başbakan yok.” şeklindeki enaniyet patlaması karşında bir gazeteci olarak benim bile yüzüm kızardı.

Son olarak Merkel’e de bir eleştiri: Sığınmacılardan ötürü pragmatik politikalar yürütmek zorunda kalmış olabilirsiniz. Fakat bu orta vadede size zarar verecek. Maalesef dürüst davranmıyorsunuz. “Gazetecilerin çalışma koşulları hakkında konuştuk.” geçiştirmesiyle evinizdeki göçmen demokratları kaybediyorsunuz.

12.02.2016 14:53