TAKİP ET

Açık çağrım: Zaman ve STV engellenirse 2016’daki Almanya-Türkiye Hükümetler arası İstişare Toplantısı’nı iptal edin!

Bu sütundan bir Alman vatandaşı olarak açıkça sesleniyor ve AB öncüsü Almanya’nın Federal hükümetinden talep ediyorum:

Eğer Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın yönettiği AKP hükümeti, içinde Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonunun da olduğu bağımsız muhalif basın yayın organlarını kapatırsa, 2016’da başlayacak olan başbakanlık düzeyindeki Almanya-Türkiye Hükümetler arası İstişare Toplantısı’nı başlamadan iptal edin!

Almanya Başbakanı Angela Merkel başta olmak üzere Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert’in basın özgürlüğü konusundaki aşırı hassasiyetini uzun yıllardır gözlemleyen bir gazeteci olarak bunun olabileceğini de düşünüyorum.

Basın ve ifade özgürlüğünü ‘demokrasinin DNA’sı olarak tanımlayan bir ülkeden bahsediyoruz. Umulur ki Ankara Saray Savcısı’nın medyayı ‘ebediyen’ susturma hayalleri gerçekleşmez ve Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı TÜRKSAT ‘demokrasi frekanslarını’ bozmaz!

Türkiye’deki gazetemizi kapatmaya çalışanlar Zaman Almanya ekibimizi de susturmaya çalışıyorlar. Hedef yayınlarımızı engellemek. Kaldı ki organize biçimde bazı abonelere abonelikleri iptal ettirme operasyonlarıyla sözde zaferlerini ilan ediyorlar. Beyhude çabalar bunlar, kimse gazetecileri ve okurları susturamaz.

Bir çağrım da abonelere: Herkes kendi aboneliğini ikiye katlasın. Tarihe geçeceklerle tarihin silecekleri arasında seçim yapma durumuyla karşı karşıyayız. Bunun Araf’ı yok.

Özgür basını susturmaya yönelik hükümet müdahalelerine Alman Parlamentosu’ndan sert tepkiler gelmeye devam ediyor. Gazetemize mülakatlar veren siyasetçilerin tamamı Hizmet Hareketi’ni terör örgütü gösteren iktidar zihniyetini ciddiye almıyor.

Bazı örnekler: Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis milletvekili, Almanya-Türkiye Parlamentoları Dostluk Grubu üyesi, Dış İlişkiler ve AB Komisyonları üyesi Dietmar Nietan: “Demokrasi ve siyaset için çoğulculuk kaçınılmazdır. Siyasi rakiplerini şeytanlaştıran, basın alanında ve sosyal medyada kısıtlamalar yapmaya çalışan bir hükümet demokrasinin temel ilkelerini ihlal etmektedir. Muhalif düşünceleri ve özgür basını bastırma eylemlerini gücü kaybetme ve kendi yanlış ve ihmallerinin ortaya çıkarılması korkusunun belirtileri olarak görüyorum.”

Almanya Parlamentosu Başkan vekili, Yeşiller Partisi Federal Meclis milletvekili Claudia Roth: “Erdoğan yönetimi altındaki Türkiye basın özgürlüğü konularında dünya sıralamasında 180 ülke arasında 149’uncu oldu. İktidar hükümetinin, ülkede her bir eleştirisel sesi susturmaya çalışması ve muhalif sivil toplum kuruluşlarını sindirme çabaları demokrasiye layık bir tutum değil. Erdoğan yönetimindeki Türk hükümeti demokrasi, hukuk devleti ve çoğulculuk yolundan vazgeçti.”

Almanya-Türkiye Parlamentoları Dostluk Grubu Başkanı ve SPD Federal Meclis milletvekili Michelle Müntefering: “Basın özgürlüğü, güçlü bir demokrasinin temelidir. Basın özgürlüğü vatandaşların fikirlerini özgürce dile getirmelerini, eleştirisel muhalif gazetecilerin özgürce ve bağımsız şekilde habercilik yapmalarını ve internetin sansürsüz kullanımını içerir.”

Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi Federal Meclis milletvekili ve İçişleri Komisyonu üyesi Marian Wendt: “Yaşanan güncel gelişmelerden dolayı Türkiye’de basın ve düşünce özgürlüğü bence ciddi tehdit altındadır. Herhangi bir yargı kararı olmadan muhalif gazetecilerin hapse atılmaları ve internet sayfalarına girişlerin engellenmesi için planlanan kanun değişiklikleri demokrasi için ciddi tehditler içermektedir.”

SPD Federal Meclis milletvekili ve Almanya-Türkiye Parlamentoları Dostluk Grubu üyesi Uli Grötsch: “Türkiye’de eleştirisel muhalif gazetecilerin sürekli olarak baskı altına alınmalarını veya hatta hapishanelere atılmalarını son derece problemli buluyorum. Özgür basın ve eleştirisel muhalif medya olmadan demokrasi işlemez.”

19.05.2015 18:30