TAKİP ET

Ajanlarını çek de gel

Aşırı sağcı Nasyonal “Demokrat” Parti NPD ile Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü NSU arasındaki ilişkiyi irdelemekte fayda var.

Eyalet Temsilciler Meclisi’nin (Bundesrat) demokratik rejim düşmanı NPD’nin sığınmacı ve mülteci karşıtı eylemleriyle ilgili Federal Anayasa Mahkemesine sunduğu deliller sadece Dresden ve Heidenau olaylarıyla sınırlı değil.

Evet, resmi söylemlerde bu iki olay öne çıkarılıyor, fakat NSU terör örgütünün Türk vatandaşlarını hedef alan cinayetlerinin deşifre edilmesiyle ortaya çıkan karmaşık ve kirli ilişkiler ağı sadece NPD’ye uzanmıyor. NPD’nin bu kez hakikaten kapatılarak NSU meselesinin bu vesileyle ‘çözüme kavuşturulması’ senaryosunun sahneye koyulmamasını temenni ediyorum.

Kendisiyle yüzleşen bir devletin hem NPD gibi karanlık bir yapıya geçit vermemesi hem de NSU gibi gizli bir terör örgütünün tüm destekçilerini ortaya çıkararak suçluları yargıya teslim etmesi umulur.

NPD ve NSU’nun birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini bir örnekle hatırlatalım. Tam 13 yıl sahte isimlerle yaşayan 4 Kasım 2011’de ölü bulunan teröristlerden Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile 8 Kasım 2011’den beri tutuklu bulunan NSU davasının baş sanığı Beate Zschäpe Thüringen Eyaleti’nde bulunan ırkçı “Thüringer Heimatschutz (THS)” isimli organizasyonda yetiştiler. Bu kuruluş ise NPD’nin arka bahçesiydi. Yöneticisi ise devlete çalışan bir istihbarat ajanı idi. Kendisi sonradan deşifre oldu.

Zschäpe suç delillerini yok etmek için evini ateşe vermişti. 8 Türk esnafı hunharca katleden teröristlerin cinayet kurbanlarıyla alay eden videolarının 15 kopyası Zschäpe’nin propaganda evinden çıktı. Peki, bu iğrenç videolar hangi güruh içinde de dağıtılıyordu? Tabi ki NPD! Örnekler çoğaltılabilir.

NSU’yu 3 kişiden oluşan küçük bir hücre olarak kabul etmek insanların akıllarıyla alay etmektir. Zschäpe ile birlikte 4 sanığın yargılandığı dava sürüyor. Bugüne kadar yaklaşık 250 duruşma yapıldı, 500 civarında tanık dinlendi. Yargı süreci Mayıs 2013’de başladı. Almanya Eyalet Temsilciler Meclisi’nin NPD’nin kapatılması için Federal Anayasa Mahkemesine başvurduğu tarih ise 2013 yılı Aralık ayı.

Başlatılan hukuki girişimin kapatma davasının görülmesi yönünde sonuçlanması olumlu bir gelişme. Anayasa Mahkemesi, NPD’nin Temel Anayasaya (Grundgesetz) aykırı eylemlerde bulunup bulunmadığına dair sözlü duruşmaları 1-3 Mart 2016 tarihlerinde yapacak. “Aykırı eylemlerde bulunup bulunmadığı” sorusu bana oldukça komik geliyor.

Şiddet gören masum insanlar zaviyesinden bakıldığında ise bunun sinir bozucu bir ifade olduğu da muhakkak. Çünkü sadece istihbarat raporlarında açıklanan olaylar bile bu partinin ne denli tehlikeli olduğunu bariz biçimde ortaya koyuyor. Kaldı ki iş sadece NPD’yle de bitmiyor.

En fazla vatandaşımızın yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’ndeki “Die Rechte” Partisi ile Bavyera’da aktif olan “3. Yol” Partisi strüktürlerini daha da güçlendirmeye devam ediyor. Göçmenlere, yabancılara, sığınmacı ve mültecilere yönelik saldırgan çıkışlarıyla kışkırtıcı eylemlere imza atan bu partilerdeki Neonaziler NPD’den boşalacak koltuğa şimdiden talipler.

Federal Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı vermesi tüm istihbaratçı bağlantı adamlarının NPD yönetiminden çekildiğini gösteriyor. Hukukun üstünlüğü ilkesinin olduğu Almanya’da bu taahhüdün sahiden gerçekleştiğine inanmak için NSU cinayetlerinin de tüm çıplaklığıyla aydınlatılması şarttır. Buradan hareketle tekrardan altını çizmek istiyorum: NPD’nin bu kez gerçekten kapatılarak NSU meselesinin bu vesileyle ‘çözüme kavuşturulması’ yönünde atılacak olası bir adım demokrasiye kesinlikle zarar verecektir ve hukuka duyulan güveni de sarsacaktır. Çünkü bence bu kez NPD kapatılarak tarihin çöplüğüne atılacak.

Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert başkanlığındaki ve tüm siyasi partilere mensup vekillerden oluşan bir delegasyonun yüksek mahkeme heyetini makamında ziyaret etmesi ve bir akşam yemeğinde istişarelerde bulunması gidişin sonunun nereye varacağını gösteren önemli bir ayrıntıdır.

08.12.2015 17:32