TAKİP ET

Acını paylaşıyoruz Almanya

Sultanahmet Meydanı’nda meydana gelen canlı bomba saldırısında 10 masum insan hayatını kaybetti, 2’si ağır olmak üzere toplam 15 kişi yaşam mücadelesi veriyor.

Hükümet verilerine göre 27-28 yaşında olduğu tespit edilen Suriye vatandaşı gencin terör örgütü IŞİD’le bağlantısı araştırılmaya devam ediliyor. Büyük bir ihtimalle bu eli kanlı örgüte bağlı olan sözde sığınmacı kişi çoğu yabancı ülke vatandaşı olan turistleri korkakça katletti. Dini siyasi emellerine alet eden beyni yıkanmış tetikçi güruhların ‘cennete gideceklerini’ zannetmeleri ne kadar gülünç, bir o kadar da paranoyakça.

Lafı dolandırmadan söyleyeceğim: Her önüne geleni ülkeye alırsan olacağı budur! Maalesef diyorum. Amacım İstanbul’daki acı terör olayı üzerinden AK Parti hükümetini eleştirmek kesinlikle değil. Fakat bazı şeylerin sorgulanması gerekiyor. ‘Paralel’ saçmalığını toplumsal paranoyaya dönüştüren muktedirlerin terörle mücadele yol haritası olsaydı IŞİD’çi radikallerin bu eylemleri yapması mümkün olur muydu?

Sayıları 2,5 milyonu bulan Suriyeli (Iraklılar dâhil) sığınmacılar içinde kaç kişinin terörist olduğunu tespit edemeden her geleni ‘kardeşim’ diyerek ülkeye sokmak doğru mudur?

Genellemeden ve savaşlardan kaçarak perişan olanların acılarını paylaşarak gerçekten mağdur olanları olayın dışında tutarak yine de söylüyorum: Terörle mücadelede iç güvenliğin artırılmasının tek yolu ülkeye girişlerde vizenin dışında sıkı denetimlerin olması zorunluluğudur.

Türkiye, elini kolunu sallayarak girilen bir ülke asla olmamalıdır. Nasıl ki AB üye ülke topraklarına girişte Türk vatandaşları zorunlu vize uygulanmasına tabiler, Türkiye de yabancı ülke vatandaşlarına vize ve sığınmacı politikalarını sertleştirmelidir.

Sultanahmet’teki saldırıda ölenlerin çoğunluğu Alman vatandaşı. Almanya Federal Dışişleri Bakanlığı acilen kriz masası oluşturdu. Başbakan Angela Merkel, mevkidaşı Ahmet Davutoğlu’nu telefonla arayarak ölenlerin kimlik bilgileriyle ilgili malumat aldı ve “Uluslararası terör, insanlık dışı yüzünü Ankara’da ve Paris’te göstermişti. Şimdi de İstanbul’da göstermeye devam ediyor. Teröre karşı sıkı işbirliği göstermeliyiz.” ifadesini kullandı.

Olay, 22 Ocak 2016’da Berlin’de düzenlenecek olan Almanya-Türkiye Hükümetlerarası Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısının ana gündem maddeleri arasında yer alacak.

AB’nin IŞİD terörüyle mücadele stratejisi Türkiye’nin iç gündemi haline gelmesi için özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fevri çıkışlarını terk etmesi gerekiyor. Sözde ümmet argümanları ile reel politikalar arasında uçurumlar var. Dış ülke istihbaratlarını ‘hain’ ilan edip kendilerine muhtaç olunca 360 derece dönenlerin stratejilerinin iflas ettiği maalesef bu tür olaylarla görülmeye devam ediliyor.

Ateşli silahların ve patlayıcıların AB ve Türkiye çapında dolaşımına ilişkin düzenlemelerin sıkılaştırılması zorunludur. Hatta bu alana ilişkin bilgi ve verilerin etkin biçimde ilgili ülke makamları ve uluslararası güvenlik örgütleri ile de paylaşımı gerçekleştirilmelidir.

Bu tür terör eylemlerinin toplumlarda öfkeler de oluşturduğunu biliyoruz. Terörün belli gruplara veya ülke vatandaşlarına yönelik ayırımcılıklara sebebiyet vermemesi için ortak bir iradenin de ortaya konulması zaruri.Yine de bazı konuları tartışabilmeliyiz. Suriyeli sığınmacıların yoğun olarak yaşadıkları bazı şehirlerin ilçe ve mahallelerinde yerlilerle yaşanan bazı ‘doku uyuşmazlıklarını’ da görmezlikten gelemeyiz.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ndan Başbakanlık direktifiyle yapılan Sultanahmet’teki patlamayla ilgili haberlere yayın yasağı getirildiği yönündeki açıklamalar ise tam bir fiyasko. Kamu düzeninin korunması yayın yasaklarıyla sağlanamaz. Milli güvenliği koruyacak olan sadece hükümettir. Saldırıyı engelleyemeyenlerin günahları basının sırtına yüklenemez. Geçici yayın yasağı ile yine dünyaya rezil olundu. Bu olayda dahi ifade ve basın özgürlüğüne kısıtlama getirilmiş olması gerçekten pes dedirtiyor.

Türkiye’nin dış sınırlarının güvenliğine ilişkin politikalarını artık gözden geçirmesi gerekiyor. IŞİD’le mücadele kapsamında ülkeye giriş ve çıkışlara ilişkin başta AB’yle çok daha etkin paylaşımlar yapması kendi menfaatine.

Ayrıca radikalleşmelerin en hızlı ve en basit biçimde yayıldığı internet paylaşımları meselesinde de ileri adımların atılması lazım. Hükümete yakın bazı medya kurumlarının her olayı komplolara bağlama hastalıkları da acilen tedavi edilmeye muhtaç. Değişirler mi? Hiç sanmıyorum.

12.01.2016 16:34