TAKİP ET

AB’den ayrılış ve büyük risk faktörleri

23 Haziran 2016 tarihi Avrupa Birliği için tam anlamıyla bir dönüm noktası olabilir. İngiliz halkı eğer referandumda AB’den ayrılma yönünde karar verirse bundan olumsuz etkilenecek olanın sadece İngiltere olmayacağı kesin.

Özellikle Almanya ve Fransa gibi birliğin öncü ülkelerinin yanı sıra tüm AB üyeleri için ilgili referandum bazı sonuçlar doğuracak. Uluslararası ilişkilerde yaşanacak tökezlemeler yanında dünyanın ‘parçalanmış’ Avrupa’ya bakışı da değişecek. Berlin’den ve Avrupa Parlamentosu’nun Alman kökenli üst düzey yöneticilerinden yapılan açıklamalardan da anlaşıldığı üzere herkes diken üstünde.

AB referandumunun oluşturduğu krizin gerek İngiltere’nin iç politikasına gerekse Almanya’ya bakan yönüyle derin olduğu belli. Örneğin İngiliz (Büyük Britanya) Merkez Bankası 16 Haziran 2016’da faiz politikalarıyla ilgili bir toplantının ardından kritik bir açıklama yaparak “referandum sonucunun ülke için büyük bir risk faktörü oluşturduğunu, bunun mali piyasalarda ve hatta küresel düzeyde de etkilerinin olabileceğini” söyledi.

Rolls-Royce gibi dünya markası yerel bir şirket çalışanlarına mektuplar göndererek AB’de kalma yönünde oy kullanmalarını istedi. Birlikten ayrılmanın vergi yükü getireceği biliniyor. Alman BMW şirketinin ise İngiltere’yi terk etmeyi planladığı konuşuluyor. AB’den olası çıkışla haklarını kaybetme endişesi taşıyan bazı İngiliz vatandaşlarının örneğin Alman vatandaşlığına başvurmaları ise referandum olayının neden olduğu endişelerin boyutlarının ne düzeyde olduğunu gösteriyor. Örnekler çoğaltılabilir.

AB Anlaşması’nın 50. maddesine göre üye ülkelerin birlikten ayrılma hakları bulunuyor. Fakat tamamen çıkış için bazı kurallar sıralanıyor. Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, bu sürecin 7 yıl dahi sürebileceğini ifade ediyor. 28 Haziran 2016 tarihinde Brüksel’de toplanacak AB devlet ve hükümet başkanları arasında yer alacak olan İngiltere Başbakanı David Cameron ile AB aleyhine karar çıkması durumunda ilgili konu kendisiyle görüşülecek. Cameron’un bu son toplantısı olacak, çünkü AB ayrılma müzakerelerini başlattığında Cameron ilgili salonda yer alamayacak. İngiltere’deki AB karşıtı muhafazakâr grup başkanı Chris Grayling, ‘adım adım çıkış’ talep etse de kuralları AB belirleyecek. Almanya Federal Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’nin şu açıklamasını hatırlayalım: “Çıkış çıkıştır.” Anlamı: Taviz verilmeyecek.

AB yanlısı İşçi Partisi milletvekili Jo Cox’un öldürülmesinin referandum sonucunu nasıl etkileyeceği bilinmese de AB taraftarlarının saflarını daha da sıklaştıracağı kesin. Bugüne kadar AB karşıtlarının baskılarına boyun eğen Cameron işin ciddiyetini anlamış olacak ki Avrupa yanlısı kampanyalara destek vermeye başladı. İş işten geçse de yine de olumlu bir adım. Fakat inandırıcı bulunmuyor.

Alman Hür Demokrat Partili (FDP) AP Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff, “Yıllarca Avrupa’ya şüphe ile bakanların başında gelen biri, şimdi birdenbire Avrupa yanlısı kampanyaların liderliğine soyunamaz.” diyor.

Almanya endişelerini açıkça dillendiriyor. Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel, “İngiltere’nin AB’den ayrılmasının birliği zayıflatacağını” söylüyor. “Dünya’nın Avrupa’ya bakışı değişir. Kendi içinde birbirine bağlılığına artık güvenilmeyen bir kıta olarak değerlendiriliriz.” tespitinde bulunuyor. Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, “AB’den ayrılması yönünde bir sonuç çıkarsa, birlik elbette sarsılır. 28 eksi 1 üye şeklinde devam edemeyiz.” uyarısı yapıyor.

Alman Sosyal Demokrat Partili (SPD) Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ise, “İngilteresiz AB’nin ekonomik olduğu kadar dünya politikasındaki ağırlığını da kaybedeceğini” belirtiyor. Başbakan Angela Merkel ise ‘üçüncü ülke olursunuz’ çağırısında bulunarak ‘AB’de kalın’ mesajları gönderiyor.

Tüm taraflar için olumsuz etkiler oluşturması beklenen Brexit’in (AB’den ayrılma) şu riski de beraberinde getirmesinden korkuluyor: Domino taşı etkisi. Özellikle İskandinav ülkelerinin İngiltere’yi örnek almalarından endişe duyuluyor. İsviçre’nin geri çektiği AB üyeliği başvurusunu saymaz isek. AB en büyük iç imtihanı ile karşı karşıya bulunuyor denirse sanırım abartılı olmaz.

17.06.2016 18:28