TAKİP ET

AB referandumu ve derin krizler

23 Haziran 2016 Avrupa tarihinde önemli bir yer edindi kendine. Referanduma katılan İngilizlerin yüzde 51,9’u Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı alarak ülkelerinin kaderini değiştirdi.

Kuruluşundan bu yana ilk defa bir ülke ‘ben artık yokum gidiyorum’ dedi. Hem de 43 yıl aradan sonra. Dile kolay. ‘Evet’ oyu kullanarak Birliğin yanında yer alanlar çaresiz kaldı. Sonuçlar Berlin’de soğuk duş etkisi yaptı. Az farkla da olsa Avrupa içinde kalmak isteyenlerin kazanacakları hesaplanıyordu, fakat olmadı.

Başta Fransa ve Hollanda’daki popülistler (aynı zamanda göçmen ve Müslüman karşıtları) olmak üzere içte ayrılıkçı rüzgârlar estirenler sevinç çığlıkları atıyor artık. Kriz oldukça derin, Avrupa’nın geleceği tehlikede. İngiltere’yle birlikte kuzey blokunu oluşturan Almanya tedirgin (detaylar için 22.06.16’de yayınlanan “Almanya ve AB referandumu” başlıklı yazıma bakılabilir).

Krizin boyutlarını gösteren bazı ayrıntılar: Referandumun sonucu açıklandıktan sonra Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande’yi arayan Başbakan Angela Merkel kriz değerlendirmesinde bulundu. Merkel daha sonra AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve İtalya Başbakanı Matteo Renzi’yle de görüşerek 27 Haziran 2016 tarihinde Berlin’de ‘4’lü zirve’ toplantısı için tarafları Başbakanlığa davet etti. Ertesi gün Brüksel’de düzenlenecek olan AB devlet ve hükümetler başkanları zirvesinin Hükümet Sözcüsü tarafından yapılması planlanan brifingini (24.06.16 için belirlenmişti) iptal ettirdi. Daha sonra Büyük Koalisyon ortaklarının yanı sıra muhalefetteki tüm partilerin başkanları ile Federal Meclis grubu başkanlarını acilen konutuna davet etti. Referandum açıklaması öncesi kendileriyle 1 saat görüştü. Bu bir ilk.

Devam edelim: Bugün (25.06.16) Federal Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, AB’nin 6 kurucu üyesinin bakanlarıyla Berlin’de görüşecek. 28 Haziran 2016’daki Brüksel zirvesi öncesi Merkel, Almanya Parlamentosu’nda hükümet açıklamasında bulunarak İngiltere’deki AB referandumu hakkında önemli mesajlar verecek. Aynı gün aynı konuda meclis özel oturumu düzenlenecek. Yine 27 Haziran 2016 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ziyaret etmesi beklenen Federal Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel Merkel ile görüştükten sonra Moskova ziyaretini iptal etti. Gabriel, o tarihte bunun yerine Avrupa Parlamentosu’ndaki sosyalistlerle görüşecek. Merkel ise genel başkanlığını yaptığı partisinin de üye olduğu muhafazakâr grubun başkanıyla başlattığı istişarelerini sürdürecek.

Düşünebiliyor musunuz İngiltere’nin bir anda verdiği AB’den ayrılık kararı bir çırpıda AB’nin ekonomik gücünü yaklaşık yüzde 20 eritti, sermaye piyasasındaki yüzde 31’lik payı çekildi. Tabi ki bunlar 2 yıl sürmesi beklenen çıkış müzakereleri sonrasında meydana gelecek. Daha vahim bir durum da söz konusu, özellikle de Berlin’e bakan yönüyle. İngiltere, Almanya ve Fransa’dan sonra AB ortak bütçesine en fazla para aktaran 3. ülke. Bu bağlamda Londra’dan yapılan havalelerinin kesilmesi sonrasında eksik kalan paraların kimler tarafından aktarılacağı sorunu tarafları kara kara düşündürüyor. 0 borç bütçe politikalarında başarılı olan Almanya’nın yeni borçlanmalara gitme ihtimali ortaya çıkıyor. Bir hayli riskli bir durum.

Görünen o ki Avrupa kimlik bunalımı yaşıyor. Vatandaşların bir kısmı AB’den bağımsız ulusal kimliğe bağlılığın sorunlara reçete olacağına inanmış vaziyette. Özellikle AB’ye yapılan mülteci göçüyle oluşan endişeler aşırı sağcıların kışkırtmalarıyla Avrupa’yı göz göre göre ayrıştırıyor, sınırlarlara duvarlar örüyor. AB’nin dış dünyaya açılmasına karşı olanlar ile bütçe disiplinini takmayan bazı güney ve doğu Avrupa ülkelerinin rahatsızlık verici politikaları bugüne kadar Berlin-Londra hattı sayesinde dizginlenebiliyordu. Artık böyle bir ortaklık olmayacağı için Almanya’nın güç dengelerini farklı ülkelere kaydırması bekleniyor. Fakat kuzey blokta İngiltere kadar güçlü ekonomiye sahip bir ülke olmadığı için gelecekte birden çok üyeden oluşan yeni bir alternatifin oluşturulması söz konusu olabilir. İzleyip göreceğiz.

25.06.2016 22:57