TAKİP ET

AB raporu, Merkel ve vize meselesi

Almanya Başbakanı Angela Merkel ceza kanununun 103’üncü maddesinde düzenlenen “yabancı ülkelerin devlet adamlarına hakaret” konusunda sürdürülen tartışmalara “Hukuk devletinde şahsi hakka, basın hürriyetine ve sanat özgürlüğüne karşı hususları değerlendirmek hükümetin değil, savcılık ve mahkemelerin işidir.” açıklamasıyla son noktayı koydu.

Geçen gün görüştüğümüz Alman Yayıncılar Birliği Müdürü Stephan Scherzer’in dediği oldu.

“Moderatör Jan Böhmermann tarafından yapılan hicivden Türkiye Cumhurbaşkanı’nın onuru incindiyse mahkemeye gider.  Fakat bunu yapmak yerine Federal Hükümet’e ceza verilmesi için baskı yaparsa bu kabul edilemez.” diyen Scherzer ‘alo hallet’ hattının Almanya’da işlemeyeceğini “Otoriter sistemler tam da bu şekilde işliyor. Diğer Emir’i arıyorum ve konu hemen hallediliyor. Bu dönemler Avrupa’da bitti.” tepkisiyle ortaya koymuştu.

Bugüne kadar sığınmacı kriziyle oluşan işbirliğinden dolayı Türkiye’deki iktidarın antidemokratik uygulamalarına susan Merkel bu kez ilk defa (15 Nisan 2016) sert konuştu ve sıkça ifade ve basın özgürlüğü vurgusunda bulundu. “Alman hükümeti, Türkiye’nin ifade özgürlüğü, sanat özgürlüğü ve basın hürriyeti gibi temel değerlere riayet etmesini ve bunları korumasını talep ediyor. Hukuk devletinde ifade özgürlüğü, sanat hürriyeti ve basın özgürlüğü gibi temel değerler çoğulculuk ve demokrasi için esaslı olan değerlerdir.” dedi. Türkiye’deki medyanın içinde bulunduğu durumdan ve bazı gazetecilerin yaşadıklarından dolayı kendilerinin “büyük kaygılar” duyduklarının altını çizen Merkel, “Partnerlerimizden ve müttefiklerimizden beklentimiz ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığını Avrupa ve demokratik dünyadaki diğer ülkelerde olduğu gibi aynı kapsamda uygulamasıdır.” uyarısında bulundu.

1994 yerel seçimlerinde İstanbul Belediye Başkanı olan Erdoğan o yıllarda  “Demokrasi, hedefe ulaşılması için bindiğimiz sadece bir trendir.” diyordu, meğerse doğruyu söylüyormuş. Bugün tüm demokratik dünya gizlenen ajandasını artık görmekle kalmıyor, kendisi gibi düşünmeyen insanlara yaşattığı mağduriyetlikleri de anında okuyor. Haberler bir tuşla yayılıyor. 1995 genel seçimleri sonrasında Erdoğan’ın üyesi olduğu Refah Partisi iktidar olmuştu. VDZ kurumunun verilerine göre o tarihte dünya nüfusunun sadece yüzde 1’inin internet bağlantısı vardı. 2014 yılında ise bu oran yüzde 73’e fırladı. Sadece Almanya’da (gerek basılı gerek dijital) bugün her gün 32,2 milyon kişiye gazeteler, 38 milyon’a dergiler, 23,5 milyon vatandaşa televizyon kanalları ile ulaşılıyor. Zulümler gizli kalmıyor. 60 bin kişinin çalıştığı medya sektöründe 36 bin gazeteci istihdam ediliyor. Kalemler susmuyor.

Gelelim Avrupa Parlamentosu’nun bu hafta açıkladığı yıllık Türkiye raporuna. Komite aşamasında toplam 545, genel kurul aşamasında ise 47 değişiklik önergesi verilerek onaylanan raporda temel insan hakları, özgürlükler, basın hürriyeti, yargı gibi alanlarda ciddi uyarılar yapıldı. Sert üslupla kaleme alınan eleştiriler boşuna değil. Herkes demokrasi ve temel haklarda geriye gidişin farkında. Özellikle medya özgürlüğü sahasında yaşanan zorbalıklar kaygı verici olarak nitelendiriliyor. AB-Türkiye ilişkileri maalesef dibe vurmuş vaziyette. Mülteci krizi bağlamında, ilişkilerdeki canlanmaya bakıp aldanmamalı. Raporu ‘yok hükmünde’ görüp iade edecek olan iktidarı orta ve uzun vadede ciddi krizler bekliyor.  Ekonomik gerileme ve artan işsizlik oranları unutulmamalı.

Peki, ne olmalı? AB süreci 23. fasıl (yargı ve temel haklar) ve 24. başlık (adalet, özgürlük ve güvenlik) yol haritasıyla sadece batı standartlarında tüm vatandaşlar için hürriyetler getiren reformlar temelinde sürdürülmeli. Kayyımlar üzerinden gasp edilen malların iadesi, gazetecilerin ve suçsuz yere hapislere atılan vatandaşların serbest bırakılmaları ve yargının tam bağımsız hale getirilmesi öncelikli şartlar arasında yer almalıdır.

Ayrıca rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele etmeyi reddeden bir hükümetin AB içinde yer alması düşünülemez. Bu iki başlık Türk vatandaşlarına vize serbestliği için belirlenen 72 kriterin içinde bulunurken Haziran 2016’da vizelerin kalkacağına inanmak safdillik olur.

15.04.2016 16:50