TAKİP ET

29 Kasım’daki AB-Türkiye zirvesi ve ithal gündemler 

Kısa vadeli ekonomik ve siyasi çıkarlarla yürütülen dış politikanın çok yönlü olması beklenemez. Ortadoğu’yla ilgili meselenin insani, tarihsel ve manevi boyutlarını göz ardı edenlerin bölgeyle ilgili katkı politikalarından bahsedilemez. Türkiye’nin kendine has bazı yapısal, toplumsal ve tarihi özellikleri bizi bu bölgeden farklı kılan ayrışma noktalarıdır. Türkiye’deki iktidar hükümetinin Suriye politikaları maalesef mültecilerle ilgili Euro pazarlığına dönüştürüldü.

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 29 Kasım 2015’de düzenlenecek zirvenin ana gündem maddesi AB’nin ‘topraklarında 2,5 milyon Suriyeli sığınmacıyı tutman karşılığında sana istediğin 3 milyar Euro mali yardımı yapacağım’ teklifi olacak. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, hedeflerinin “AB’ye mülteci akınının durdurulması olduğunu” duyurdu. Türkiye’ye resmen bekçilik görevi biçilmesine rağmen AK Parti hükümeti bunu ‘ayağımıza geliyorlar, çünkü süper gücüz’ olarak pazarlamaya devam ediyor. ‘Arap Baharı’ndan önce Ortadoğu’da büyük bölge devleti olarak etken politikalar üreten Türkiye gerçekten sözü geçen, politikaları dikkate alınan bir güç mü şimdi?

30 Ekim 2015: 1. Viyana Suriye konferansı düzenlendi. Türkiye’nin direttiği ve kendisini uluslararası devletler topluluğundan tecrit ettiren ‘Beşar Esad’ın içinde olduğu hiçbir çözümde yokuz’ önermesinin üstü çizildi.

14 Kasım 2015: 2. Viyana Suriye konferansında bu kez Suriye ile ilgili yol haritası üzerinde mutabakat sağlanarak yaklaşık 5 yıl aradan sonra ilk kez AB, ABD, Rusya, İran ve Suudi Arabistan birlikte hareket etmek üzere anlaştılar. ‘Esad olmadan çözüm olmaz’ metni Türkiye’ye iletilmek üzere çantalara koyuldu.

15 Kasım 2015: Türkiye’nin dönem başkanlığında Antalya’da düzenlenen G20 Zirvesi’nde ilgili dosya Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın masasına getirildi. Türkiye ilgili mutabakatı kabul etmek zorunda kaldı.

19 Kasım 2015: Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’yle AB zirvesi yapmayı planladıklarını duyurdu. Fakat duyuru Türkiye’ye eleştirilerle yapıldı. Bazı kesitler: “Şu sıralar özellikle Türkiye ve Yunanistan arasında büyük ölçüde yasadışı geçişler tespit ediyoruz. Meşruluk kanundışılıkla yer değiştirmelidir. Türkiye ve Yunanistan arasında dar bir geçitten müteşekkil Ege’de akıllı sınır rejimlerinin değil de kaçakçılar ve insan tacirlerinin hüküm sürmeleri kabul edilemez. Bunun değişmesi gerekiyor. Bu yüzden de dış sınırlarımızın daha fazla korunmasına ihtiyaç duyuyoruz.”

22 Kasım 2015: Ukrayna krizinde arabuluculuk yapan Almanya Federal Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, “Rusya’yı sürekli biçimde izole etmek veya G8’i yine sürekli olarak G7 haline getirmek bizim hiçbir zaman çıkarımız olmadı.” diyerek Rusya’nın G7’e tekrardan alınabileceğini belirtti. Steinmeier ayrıca, “Suriye Ordusu, Özgür Suriye Ordusu ve ılımlı milis gruplarının IŞİD’e karşı birlikte savaşmak yerine birbirlerini yıpratmaları artık bir son bulmalı. IŞİD’e karşı olan herkesi bir araya getirmeliyiz.” dedi ve AK Parti hükümetine bir kez daha göndermede bulundu. 24 Kasım’da NATO üyesi Türkiye’nin düşürdüğü Rus askeri savaş uçağıyla gerilen Türk-Rus ilişkileri sonrası AB’nin G7 teklifini geri çekmesi de beklenmiyor.

Tüm bu verilerden hareketle 29 Kasım’daki AB zirvesinde Türkiye’nin üretebileceği bir vizyondan bahsedilebilir mi? Suriye’yle ilgili tüm çözümler dışarıda üretildiği için Türkiye’den etkili bir güç olarak bahsedilmesi inandırıcı değil. AB, yılın başından beri kendi kıtasına gelen yaklaşık 850 bin sığınmacıyla karşı karşıya kalınca kendi kamuoylarından gelen ciddi baskılar karşısında zor durumda kaldı. Çözüm ise Türkiye’nin sınır bekçiliğinde görüldü. 10 Kasım’da açıkladığı İlerleme Raporu’nda medya ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması, yargı bağımsızlığının gerilemesi nedeniyle Ankara’yı sert bir dille eleştiren AB geri adım atarak “hukukun üstünlüğüne mutlak riayeti, adalet sisteminin işlevselliğini, saydamlık ilkesinin devleti bağlayıcı niteliğinin yerleşmesini, bireysel hürriyet alanlarının genişletilmesi” taleplerini rafa kaldırdı. Bunun orta ve uzun vadede AB’ye de zararları olacak.

24.11.2015 20:30