TAKİP ET

2015/16 İnsan Hakları Raporu ve düşündürdükleri 

Amnesty International tarafından dün (23 Şubat) açıklanan 2015/2016 insan hakları raporuna bir göz atalım. 160 ülkeyi kapsayan raporu üçe ayırarak dünyadaki gelişmeler ile Suriyeli sığınmacıların durumlarını rakamlarla ortaya koyalım ve Türkiye’yle ilgili bölüme de değinelim. Resmin tamamını gördükten sonra ise bir hüküm vermeye çalışalım.  

Bölüm I:

160 ülkenin en az üçte ikisinde temel insan haklarından düşünce ve basın özgürlüğünde keyfi kısıtlamalara gidildi. Dünya üzerinde 60 milyondan fazla insan vatanlarından zorla çıkarılarak mülteci konumuna düşürüldü. Bu insanların büyük bir çoğunluğu uzun yıllardır farklı bölge ve ülkelerde zor şartlarda yaşıyorlar. En az 29 ülke uluslararası Non-Refoulement Prensibine aykırı olarak sığınmacıları ağır insan hakları ihlalleri olan ülkelerine sınır dışı etti. Sınır dışı edilenler içinde ortadan kaybolanlar var.

En az 34 ülkede silahlı çatışmalardan ötürü her gün insan hakları ihlalleri yapılıyor. Yine en az 156 ülkede insan hakları savunucuları hayatlarını ya hapishanelerde ya da öldürülmek suretiyle kaybetti. 57 ülkede şiddete bulaşmamış sadece temel haklarını savunduğu gerekçesiyle binlerce insan zindanlarda tutuluyor. 122 ülkede insanlar işkence edilerek öldürülüyor. En az 18 ülke ya savaş suçu işliyor ya da uluslararası insani yardım hakkını ihlal ediyor. 80 ülkede yapılan mahkemelerde adaletli kararlar verilmiyor.

Bölüm II:

4,5 milyondan fazla Suriyeli Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır’da bulunuyor. Türkiye, 2,5 milyon alımla ilk sırada yer alıyor (Amnesty Almanya Genel Sekreteri Selmin Çalışkan, BM yetkilileri ile konuştuğunu sayının 3 milyon olduğunu açıkladı). 1,1 milyon Suriyeli Lübnan nüfusunun yüzde 20’sini, yaklaşık 635 bin 500 ile ise Ürdün nüfusunun yüzde 10’unu oluşturuyor. Irak’ın kendi içinde 3,9 milyon kişi sığınmacı konumuna düştüğü halde alınan Suriyelilerin sayısı 245 bin kişi.

Suriyelilerin hayatta kalmaları için BM nezdinde oluşturulan insani yardım programının 2015 sonu itibariyle sadece yüzde 61’i finanse edilmiş durumda. Ürdün’de yaşayan Suriyelilerin yüzde 86’sı yoksulluk sınırının altında ağır koşullarda yaşıyor. Lübnan, her sığınmacıya ayda sadece 21,60 Dolar verebiliyor (günlük 70 Cent). BM açlık sınırını ise günlük 1,90 Dolar olarak tanımlıyor.

2011’den itibaren Suriye’de ölenlerin sayısı 250 bin. 13,5 milyon insanın acil yardıma ihtiyacı var. Nüfusun yarısı vatanlarını terk etti. Ege denizinden Avrupa’ya kaçanların sayısı yarım milyon. Sığınmacıları kabul eden 5 ülkede yaşayan Suriyelilerin en az 450 bininin BM verilerine göre farklı nedenlerden dolayı acilen başka ülkelere dağıtılmaları gerekiyor. Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi zengin ülkeler 1 sığınmacı dahi almayı reddediyor. Aynı durum Japonya, Güney Kore, Rusya gibi ülkeler için de geçerli. Almanya 39 bin 987 kişiyi üstlendi.

Bölüm III:

Kısa ve öz: Hükümete muhalif gazeteciler hâlâ daha hapishanedeler. Terör suçlaması kılıfıyla özgür yayınlar kesiliyor.  17 yaşındaki öğrencilere dahi davalar açılıyor. Bazı insan hakları savunucuları suikasta kurban gitti. En ufak bir protestoya sert müdahalelerle karşılık veriliyor.

Sonuç: Dünyanın hali gerçekten içler acısı. Bir tarafta vatanlarını terk etmek zorunda kalarak sığınmacı konumuna düşenler, diğer tarafta ise kendi vatanlarında sığıntı muamelesi görenler. Boşuna dememiş ünlü filozof Charles B. Montesquieu: “Tek bir insana yapılan haksızlık, bütün bir topluluğa yapılmış gibidir.” Anlayabilene.

24.02.2016 07:00