TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

NSU konusunda Dağdelen’in teklifini destekliyorum

Güvenlik birimleri ve yargının tutumu sadece onur kırıcı olmakla sınırlı değil. Bu yaklaşım farklı soruları da akla getiriyor: Almanya, sağcı terör örgütü NUS’nun işlediği cinayetleri aydınlatmaktan aciz mi? Yoksa bu cinayetleri ‘ucu kime dokunursa dokunsun’ kararlılığı içinde aydınlatmak istemiyor mu?

Aşırı sağcı terör örgütü Nasyonal Sosyalist Yeraltı örgütünü oluşturan üç kişinin derin bağlantıları hakkında tatmin edici bir noktaya bütün çabalara rağmen hala gelinemedi. Bu yüzden uluslararası bir komisyonun gerekli olduğunu belirten Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen haklı olarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Alman güvenlik örgütlerinin ve yargının NSU terör örgütünün yaptıklarını tehlikesiz gösterme ya da cinayetleri aydınlatmayı sürekli ertelemesi tam anlamıyla bir skandaldır. Cinayetlerin NSU tarafından işlendiğini ortaya koyan önemli bilgilerin ve muhtemel delillerin kaybolduğuna ya da ortadan yok edildiğine dair haberler artık bir son bulmalıdır. Yargı kurumlarının kısa bir süre önce NSU cinayetlerinin bireysel eylemler olduğu, Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü’nün de cinayetleri işleyen Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos’un ölümüyle kendisini feshettiği, cezaevinde olan Beate Zschäpe’nin cezaevinde çıkması durumunda terörist eylemlerde bulunmayacağı vb. açıklamalar, geride kalan 10 kurbanın ailesi için onur kırıcı ve bir skandaldır.”

Güvenlik birimleri ve yargının tutumu sadece onur kırıcı olmakla sınırlı değil. Bu yaklaşım farklı soruları da akla getiriyor: Almanya sağcı terör örgütü NSU’nun işlediği cinayetleri aydınlatmaktan aciz mi? Yoksa bu cinayetleri ‘ucu kime dokunursa dokunsun’ kararlılığı içinde aydınlatmak istemiyor mu?

Konuyu yakından takip eden uzman isimlerden biri siyaset bilimci Prof. Hajo Funke. Berlin Hür Üniversitesi’nden ders veren terör uzmanı Funke sadece federal ve eyaletlerde kurulan araştırma komisyonlarının çalışmalarını yakından takip etmiyor. Bavyera ve Thüringen eyalet komisyonlarında uzman olarak da dinlendi Funke.
Funke kendi blogunda NSU ile ilgili 11 tez öne sürüyor.

Terör hücresinin üç kişiden oluşup oluşmadığı sorusuna kesin bir dille ‘hayır’ cevabını veren Funke, komisyonlarda elde edilen kısmi başarıyı “demokrasinin gökyüzünde yıldız gibi parladığı anlar’ olarak değerlendiriyor. Ancak asıl soruna parmak basmadan da geçmiyor Funke: “Güvenlik birimlerinde bir grup olayın aydınlatılmasını engelliyor!”

Eğer bu doğruysa ve aktörlerin bu önemli konuya yaklaşımında değişiklik olmazsa NSU cinayetlerinin aydınlatılması zor hatta imkânsız gibi.

Olayın aydınlatılması için daha kararlı bir tutum ortaya koyması gereken önemli aktörlerden biri şüphesiz Almanya Başbakanı Angela Merkel. Bu Merkel’in hem görevi hem de verdiği sözün gereği.
Merkel bunu yapmıyor.

Olayın üzerine SPD başta olmak üzere muhalefet parti liderlerinin de daha kararlı bir şekilde gitmesi gerekiyor. Birinci sırada yer alan siyasi aktörlerin olayın takipçi olmaları güvenlik birimlerinde olayın aydınlatılmasına engel olmak isteyene yapının üzerinde siyasi baskı oluşturacaktır.

Muhalefet de işin üzerine kararlı bir şekilde gitmiyor.

Almanya’da sayıları hiç de az olmayan araştırmacı gazeteci var. En son eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff örneğinde görüldüğü gibi; önemli bir medya kuruluşu kafaya taktığı bir belgeye er veya geç ulaşır. NSU olayında herkesin gözü önünde belge imha ediliyor ve bir tek gazeteci imha edilen belgeleri merak etmiyor. Önemli bir belge merkez medyada yayınlansa olayın seyri değişebilir.

Bu da yapılmıyor.

Güvenlik bürokrasi işi savsaklıyor, siyaset gerekli dirayeti ortaya koymuyor, medya kamuoyu baskısı oluşturmuyor o zaman cinayetler nasıl aydınlığa kavuşacak?

Bu yılın ilk yarısında NSU ile ilgili iki önemli olay gerçekleşecek. Bunlardan biri Bavyera Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde Beate Zschäpe ile birlikte toplam beş kişi hakkındaki dava görüşülmeye başlanacak. En geç yaz tatiline kadar ise federal araştırma komisyonu çalışmalarını tamamlayıp raporu açıklayacak.

Bu iki olay belki de kamuoyunun şüphelerini giderecek sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Ancak cinayetin büyüklüğü, geride kalan bir yılda bilinçli veya bilinçsiz yapılan hatalar, güvenlik personelinin komisyonda ifade verirken takındıkları tavır şüpheleri güçlendirdi. Alman siyaset ve güvenlik birimlerinin zan altında kalmaması için Dağdelen’in teklifi yerinde: Konuyla ilgili Türkiye ve Yunanistan’ın da temsil edildiği uluslararası bir komisyon kurulmalı.

27.01.2013 19:34