TAKİP ET
Dr. Sabine Schiffer

Dr. Sabine Schiffer

Noel’de şiddet – Hayır, teşekkür ederim!

‘Sevgi Bayramı’ olarak da nitelendirilen Noel Bayramı aynı zamanda şiddeti yücelten oyunlar hediye etmek için de kullanılıyor. Gerçi bu tartışmalı bilgisayar oyunlarının yanı sıra hareket tarayıcısı ile aktive edilen ‘eğitsel oyunlar’, simülasyonlar ve daha başka bir dizi bilgisayar oyunları da reklamlarda ön plana çıkıyor.

Ama medya şiddeti konusu özellikle Noel’de anakronizm olarak kalıyor. Buna karşılık TNS Emnid Enstitüsü’nün televizyon izleyicilerinin bayram günlerinde ne tür programlar izlemek istediklerine dair yaptığı bir anket ise başka sonuçlara işaret ediyor. Ankette ortaya çıkan eğilim gayet net ve çoğunluğu simgeliyor:

Ankete katılanların yüzde 72’si ‘Sevgi Bayramı’nda gerilim ya da aksiyon filmlerinin programdan kaldırılmasını istemiş. Televizyon programlarının ankette ortaya çıkan sonuçlara ters yönde şekillendiğini görüyoruz. Tabii ki insanlar başka programları seçebilirler ama özel televizyon kanalları aksiyon programları ya da korku filmleriyle dolu. Öte yandan kamu televizyonları da Noel’de polisiye filmlerden ve benzeri programlardan vazgeçmiyor.

İzleyicinin televizyon prodüksiyonlarında ya da programın şekillenmesinde ciddi biçimde fikir beyan etme hakkı olsaydı ne olurdu? En azından kamuya dayalı televizyon programlarında yayın kurullarının öngördüğü programlardan farklı imkanlar ortaya çıkardı. Yayın kurullarında temsil edilme hakkı Anayasa tarafından tanınmış kurum ve kuruluşlara veriliyor ve böylece kilise, sendika ve siyasi partilerin temsilcileri yayın kurullarında görev yapıyor.

Avusturya ile İsviçre’de bu yayın kurullarına ek olarak izleyicilerden oluşan yayın kurulları da bulunuyor ancak bu kurullar sadece danışmanlık fonksiyonunu üstleniyorlar. Bu nedenle yazar ve yazarın Erfurt Üniversitesi’nde görevli bir meslektaşı farklı bir izleyiciler kurulu öneriyorlar: http://publikumsrat.de (Yapım aşamasında).

İzleyiciler kurulunun nasıl seçileceği, hangi yetkilere sahip olacağı gibi soruların yanıtları, yapılacak geniş kapsamlı tartışmalarda ortaya çıkacaktır. Burada esas konu reşit kullanıcıların ödedikleri radyo ve televizyon vergisi karşılığında fikrini söyleme hakkına kavuşmalarıdır. Yukarıda sözünü ettiğimiz güncel ankette de görülebileceği gibi seyircilerin istekleri ile program yapımcılarının hipotezleri birbirini tutmamaktadır.

Prof. Gesine Schwan yıllar önce Frankfurter Rundschau’nun 60’ıncı yayın yıldönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada medyada belli bir kaliteyi korumak için, enformasyon akışının erozyona uğramaması için “Reşit izleyici kendini savunmak zorundadır“ demişti. Bu neden eğlence alanı için de geçerli olmasın? Medyada hissedilen armoni ihtiyacının ötesinde son yıllarda mükemmel bir Noel Bayramı’na yönelik aşırı beklentilerin genelde dramlar ve felaketlerle noktalandığı görülmüştür – aynen kötü bir filmde olduğu gibi.

18.12.2013 20:26