TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Naziler medyayı nasıl ele geçirmişti?

Yıl 1932..

Almanya’daki gazete sayısı 4 bin 702. Gazetelerin toplam tirajı 25 milyonu buluyor.

Gazetelerin çoğu Hitler’in başını çektiği harekete mesafeli.

Nüfus 65 milyon. Ancak ülkenin sınırları da geniş. Bugün Polonya’ya ait olan geniş topraklar Almanya’nın, Königsberg etrafındaki geniş bölge de.

Yıl 1944..

Gazete sayısı 977’ye düşmüş. Toplam tirajın yüzde 82’sini devlet partisi NSDAP’nin kontrolündeki gazetelere ait.

Bu arada Almanya’nın sınırları artık Königsberg’i de kapsamıyor.. Doğudan Rus, Batıdan da Batılı güçlerin tankları Berlin’e doğru ilerliyor ama şimdi asıl meselemiz o değil.

Asıl meselemiz şu sorular:

Yukarıdaki medya tablosu nasıl ortaya çıktı? 1932’de büyük kesimi kendilerine karşı olan medya nasıl doğrudan NSDAP’nin kontrolüne geçti? Ne oldu o arada?

Soru bu.

***

Cevabı da şu:

1933’te Hitler başa geliyor. Medyayı sıfırlama girişimleri de el altından gecikmeden başlıyor.

Medyaya üç farklı düzlemde müdahalelerde bulunuyorlar. Bunlar sırasıyla 1. Hukuki-Kurumsal, 2. Ekonomik ve 3. İçerik düzlemleri.

Şimdi bir de bunlara tek tek bakalım..

1. Hukuki-Kurumsal Alan:

Acil kararnameler çıkarılıyor. Hepsinin amacı sözde halk ve devleti korumak.

4 Şubat 1933 tarihli Alman Halkını Koruma Kararnamesi ile mesela yayınlara el koyma ve yasaklama kolaylaştırılıyor. 24 gün sonra, 28 Şubat 1933 tarihli Halk ve Devleti Koruma Kararnamesi ile fikir ve basın özgürlüğü kaldırılıyor. 4 Ekim 1933 tarihli Gazetecilik Yasası ile de gazetecilere kamusal devlet görevi statüsü veriliyor, gazeteciler gazete sahiplerine değil, devlete karşı sorumlu hale geliyor.

Bu arada Gazete Sahipleri Kuruluşu Nazilerin kontrolüne geçiyor.

2. Ekonomik Alan:

Hitler’in partisi NSDAP iktidara geldikten sonra gizli bir şekilde gazeteleri ele geçirme politikası güdüyor. Eher-Konzern ismli şirketler grubu kararnameler ve değişik yollarla sıkıştırılan gazete sahiplerinden gazetelerini alıp bir havuzda toplamaya başlıyor. 1939 yılına gelindiğinde Eher Grubu 150 civarında yayın sahibi kuruluşu kontrolü altında tutuyor.

Nazi iktidarı boyunca değişik gazete el değiştirme operasyonları ve dalgaları yaşanıyor.

3. İçerik Alanı:

Akreditasyon uyguluyorlar. İstemedikleri gazetecileri sokmuyorlar.

Talimatlar veriyorlar. Sansür uyguluyorlar. Sansürde prensip ’Önceden Dolaylı – Sonradan Doğrudan Sansür’. Yani: Yayın çıkmadan önce dolaylı etki, yayın uygunsuz çıkarsa, “Alo Hans, Michael, gel bakim yavrum..“

Haber ajansları ile gazeteler yönlendiriliyor. Zira her gazetenin Berlin’de muhabiri yok.

***

Evet, bu üç alandaki müdahalelerle medya kontrol altına alınıyor, ele geçiriliyor.

Peki, gazeteciler bu sürece nasıl uyum sağlıyor, daha önce karşı oldukları Nazilerle nasıl geçinme yolunu buluyorlar?

Hepsi bulmuyor tabii. Alman Gazeteler Birtiliği (RDP) Başkanı Wilhelm Weiss Alman basınının 1934 yılında “En az 1.300 Yahudi ve Marksist gazeteciden temizlendiğini“ gururla açıklıyor.

Büyük çoğunluğun tavrı ise değişen şartlara ayak uydurma taktik ve stratejisini benimsemek oluyor. “He he“ deyip işimizi görürüz diyorlar. “Şu an kafama uymasa da ben ne olduğumu biliyorum, değişmedim“ diye düşünüyorlar.

Konuyla ilgili bir çalışmada şöyle deniyor:

“Bu gazeteciler bir defa omurgaları kırılıp dik duruşlarını kaybettikten sonra rejimin onları artık propaganda sisteminin parçası haline getirmesi zor değildi. Duruşlarını koruma beklentisi hayalden öteye geçmedi. İlk eğilme onları geri dönüşü olmayan yola sokmuştu..“

19.11.2014 19:30