TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Münih mahkemesinin hatası davanın siyasi boyutunu dikkate almamak

Ancak Report Mainz program yapımcılarını tebrik etmek gerekir. Gerçekten Anayasayı Koruma Teşkilatı çerçevesinde yasal alanla yasadışı alanın kesiştiği gri alanda işleyen ‘köstebek sistemine’ program yapımcıları başarılı bir şekilde ışık tuttu. Programı izlerken içimden, ‘Evet bunun için televizyon vergisi ödenir.’ dedim.

Norveç’te 77 insanın sağcı terör cinayetine kurban gittiği Breivik olayı ile NSU olayı arasında ilk karşılaştırma yapan herhalde Christian Ude oldu. SPD’nin kıdemli Bavyeralı politikacısı Münih Mahkemesi’nin davanın siyasi boyutunu doğru kestiremediğini belirterek, “NSU davasının siyasi boyutunu Breivik davası ile karşılaştırmak gerekir. Orada kurbanların sayısı daha yüksekti, bizde ise devletin ihmali daha büyük” değerlendirmesini yaptı.

Münih Mahkemesi anlaşılması zor adımlarla NSU-davasının siyasi boyutunu sınırlandırmaya çalışsa da bunu başaramayacak. Çünkü mızrak çuvala sığmıyor. Mahkemede Türk devleti, Büyükelçi Hüseyin Avni Karslıoğlu’nun şahsında daimi temsil edilecek. Bu mahkemenin attığı ilk geri adım oldu. Sabah gazetesinin Federal Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı müracaat başarılı olursa, Türk basını da mahkemede yer almış olacak.

Asıl zihinlerde dolaşan ve cevap arayan soruları ise geçen hafta salı günü yayınlanan Report Mainz programı sordu: Devlet teröre mali destek sağladı mı? Devlet terörü teşvik etti mi? Devlet terörü korudu mu? Devlet tarafından kendilerine para verilen köstebekler (V-Mann) bilgi sağlamalı ve suça engel olmalıydı. Bunu yaptılar mı?

Alman Birinci Televizyon kanalı ARD’de yayınlanan programda geçmiş yıllarda iç istihbarata çalışan ve aralarında 100 bin Euro’dan fazla para alan 50 köstebek mercek altına alındı.

Ara notu: Çoğu aşırı sağcı olan bu köstebeklere verilen para bizim vergilerimizden oluşan devlet bütçesinden sağlanıyor.

İkinci ara notu: Alman kamu televizyonlarını eleştirdiğimiz çok oluyor. Yanlışını gördüğümüzde eleştiride bulunmak da gerekiyor. Çünkü köstebeklere yapılan ödemelerde olduğu gibi mali kaynağı ödediğimiz vergilerden sağlanan kamu basın kurumlarının yayıncılığını denetlemek hem görevimiz hem de hakkımız bizim. Keşke bu alanda uzmanlaşan gazeteci ve hukukçularımız olsa da demokratik tepki yöntemleri ile yayınların bu anlamda belli bir düzeye çekilmesi sağlanabilse.

Ancak Report Mainz program yapımcılarını tebrik etmek gerekir. Gerçekten Anayasayı Koruma Teşkilatı (Verfassungsschutz) çerçevesinde yasal alanla yasadışı alanın kesiştiği gri alanda işleyen ‘köstebek sistemine’ program yapımcıları başarılı bir şekilde ışık tuttu. Programı izlerken içimden, ‘Evet bunun için televizyon vergisi ödenir.’ dedim.

Soruna gelince: Devletten para alan köstebekler bir taraftan istihbarata bilgi taşırken, diğer taraftan aldıkları parayla aşırı sağ grupları örgütlüyor ve/veya suç işliyor! Evet, yanlış okumadınız suç işliyor!

İşledikleri suçların listesi uzun: 50 köstebekten 12’si muhbirlik yaptığı dönemde taciz, adam yaralama, cinayete teşvik, silah ticareti, bomba yapımı, kundaklama ve bombalı saldırı gibi suçlara karışmış.

Son ara notu: Acaba bu köstebek sistemi PKK ve DHKP/C gibi Türkiye kökenli terör örgütlerinde nasıl işliyor?

Program yapımcılarının, ‘Devlet teröre mali destek sağladı mı? Devlet terörü teşvik etti mi? Devlet terörü korudu mu?’ sorularını yüksek sesle sormaları sebepsiz değil. Suç işleyen altı köstebek hakkında adli kovuşturma gündeme gelince Verfassungschutz bu ‘elemanlarını’ uyarmış. Kime karşı suç işlediği için? Hukuk devletine karşı!

NSU olayında neticeye götürecek ipuçlarından biri Zschäpe, Böhnhardt ve Mundlos üçlüsünün etrafında yer alan köstebek ağı. Terör hücresi etrafında ye alan köstebek sayısı Mainz Report programına göre altı, Berliner Zeitung gazetesine göre ise 24.

Olayda rolü henüz tam aydınlığa kavuşmayan bir isim var: Karl-Heinz Hoffmann. Almanya’nın yaşı 70’i aşmış en tanınmış sağcı teröristi olan Hoffmann, 1970’lı yıllarda sağcı gençlere gerilla eğitimi veren kişi. Altı yıl cezaevinde yattıktan sonra 1989 yılında serbest kalan Hoffmann, iki şehirde emlakçı olarak kariyer yapar:

Nürnberg ve Jena’ya 17 km mesafedeki Kahla’da. Nürnberg, toplam 10 cinayetten üçünün işlendiği şehir. Jena ise doksanlı yıllarda NSU terör hücresinin temellerinin atıldığı yer.

07.04.2013 17:39