TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Yüzümüz nereye dönük?

Işık süzülüyor kara bulutların arasından. Bulutlar yağmurun habercisi, doğru… Ya kasırgaların habercisi bulutlar. Yağmur rahmettir amenna. Fakat önüne kattıklarını kasıp kavuran kasırgalar öyle mi? Savurmaz mı kurumuş dalları, zeminini bulamamış nice cisimleri etrafa. Öyleyse bulunduğumuz zemin muhkem olmalı. Ne taraftan gelirse gelsin kasırgalara karşı dirençliliğini bir yoklamalı.

Bilgi toplumunda yaşıyoruz. Her yanımızdan bilgi fışkırıyor âdeta. Elbette hikmetle yoğrulmuş hafızamızdan değil, elimizden veya gözümüzden düşürmediğimiz teknolojik aletlerden. Her bilgi elimizin altındaysa malumatfuruşluk sıradanlaşıyor bir nevi. Eskiden sınırlı sayıda kitaplar vardı elimizin altında. Şimdilerde smartphone’lardan, iPad’lerden anında tonlarca malumata ulaşabiliyoruz.

Malûmat sahibi olmak değil, onu irfana, marifete dönüştürmek hüner. Bazıları malumat kırıntılarıyla kültürlü olduğunu zanneder. Oysa yanılıyor, hem de fena halde. Bilgi ne işe yarar ki? Gerçekten düşündük mü hiç, sahip olduğumuz bilgi/malumat bizi nereye sürüklüyor? Hayatımıza ne katıyor? Yoksa en yeni bilgileri etrafımızdaki dostlara ve twitter’deki tanımadığımız insanlarla paylaşmak mıdır muradımız? Bilginin arkasından koşmasak değerimiz mi azalır? Yedi milyar insan içinde kendimizi nasıl fark ettirebiliriz endişesi midir acaba bilginin ardına düşmemiz?

Dünyada niçin yaşıyorum? İnsan geri geri yürümez. Yüzünün dönük olduğu istikamete doğru ilerler. İlerler ama yüzünü iyi, doğru, güzele döndürmek evvela niyet ister. Niyetimde gerçekten güzellik varsa, ona çeviririm yüzümü. Niyetimde varsa doğruluk, inanmışsam eğer ona, yalana sırtımı dönerim. Harama mühlet vermem, veremem.

Yüzümü döndüğüm yer, hedefimdir aynı zamanda. Çünkü hayatım o istikamete doğru akacak demektir. O yüzdendir ki, orada yalan olmamalı, kin, nefret tohumları ekilmemeli. Sevgi sevilmeli, günah kaçacak delik aramalı orada. Yüzümü döndüğüm yer, beni rıza’ya taşımalı… Cennete giden yolları açıp, günah dehlizlerinden uzak tutmalı… Mesela yüzü Kabe’ye dönük görünmek güzel, ama yetmez. Yüzümüzden Kabe’ye uzanan düz bir çizgiyse eğer, davranışlarımız da bir elif gibi dosdoğru olmalı değil mi? Yüzü Kabe’ye dönük gibi duranları davranışlarına bakarak test edebiliriz o zaman.

Bu sebepledir ki, yüzümüzün nereye dönük olduğu hayatî bir tercihtir. Evet tercih… Hikmeti yakalamak, şecaatle yürümek, iffete sığınmak ve adaletli olmak… Hepsi bir tercih kadar yakın veya uzaktır bize. Yüzümüzü döndüğümüz istikamet tercihimizdir. Aynen Rabbimize yöneldiğimizde “Bizi doğru yola ilet” dediğimiz gibi.

Yüzümüzü Rabbe dönmüşsek sahiden, rıza hedefimizdir. Bırakın bir tek yalana dahî tenezzül etmeyi, yalanı yol yapanlara bir gram taviz veremeyiz o zaman. Peki neyin nesidir bin bir yalanına şahit olduklarımızdan bir türlü yüzümüzü çevirememek? Hele hele kin, nefret tohumları saçılırken alenen, temiz bildiğimiz insanlara iftiralar düzülürken, çevirmek gerekmez miydi yüzümüzü o müflis alemden. Çevirmek zorundayız… Çünkü insanlığımız, inancımız, değerlerimiz talep eder bunu bizden.

Neye ve nereye dönükse insan, yüzüne de o akseder. Yüzü dönük olmak, yürüdüğü yolu kabullenmektir bir yönüyle. Bir yalandan yüzünü çevirme cesaretini gösteremeyen, bir gün gelir yalan fışkıran gazetelerden, ekranlardan midesi bulanmadan beslenir. Algının burnundan kıl aldırmazlar. Yüzü sadece siyasete dönük yaşayanlar akıl edebilselerdi keşke biraz da! Gördüğü halde yüzünü yalandan, rüşvetten, haramdan, yolsuzluktan, haksızlıktan, zulümden çevir(e)meyenlerin vah haline diyerek keşke “keşke!”leri uzatmak durumunda kalmasaydık… Zira yüzü ahlakî, insanî değerlere dönük olanlar ne yalana tenezzül eder ne de tahammül. Hep birlikte tekrar bir düşünsek artık, yüzümüz nereye dönük… Bulutlar arasında süzülen ışığa mı, kasırgalara gebe karanlıklara mı?

08.05.2015 19:30