TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Terör kurbanlarına saygı(sızlık)

Kim olursa olsun, keşke terör kurbanlarına saygı göstermede ve yakınlarının acılarını paylaşmada daha duyarlı olabilseydik. Çünkü insan, Allahın isimlerinin tecelligâhı, en güzel surette yaratılan mükemmel varlık. Masum her yerde masum. Önce insanız sonra Müslüman…

Havuz medyasının sihirli yalanlarına kapılıp, her türlü değerin önüne politik hokkabazlığı koyan ailelerden bazı öğrenciler, Paris’teki terör olaylarında hayatını kaybedenler için okullarda yapılan saygı duruşunda ayağa kalkmada zorlandılar. Bir örnekle açayım.

Almanya genelinde saat tam 12’yi gösterirken okullarda da saygı duruşu anonsu yapıldı. Beş, altı kadar Türk ve Faslı öğrencinin de bulunduğu bir dokuzuncu sınıfta saygı için ayağa kalkıldı. Ancak Müslüman öğrenciler ayağa kalkmada tereddüt gösterdi. Öğretmenin göz ve el işaretiyle istemeyerek de olsa kalktılar. Bu sefer de iki üç öğrenci güldü. Bir dakika biter bitmez öğretmen, “bu durum Müslümanlar adına gerçekten yüzkarasıdır.” dediğinde konuyla ilgili hararetli bir tartışma başladı.

Söz alan Faslı kız, Müslüman öğrencilerin tek argümanını şöyle dillendirdi: “Ama Almanlar da Suriye’de, başka yerlerde bombayla, terörle insanlar ölünce niye saygı duruşunda bulunmuyorlar?”

Gerekçesi ne olursa olsun, Almanya’da yaşayan bu gençlerin herkesten evvel saygı duruşuyla terörü lanetlemeleri gerekmez miydi? Aksi durum Alman öğrenciler nezdinde terörü, şiddeti destek anlamı taşımaz mıydı… Oysa ama’lı, fakat’lı yaklaşımlarla Müslüman gençler haklı olsalar bile kendilerini anlatamazlar. Çünkü bu üslup inandıkları dinin ruhuna ters. Neticede Avrupa Birligi’ne üye ülkeler tarafından teröre karşı bir dayanışma adına alınan bir karardı saygı duruşu. Müslümanlara karşı düzenlenen bir eylem değil.

Bazı Müslümanlarda terör ve şiddet meselesine yaklaşırken bir zihniyet problemi kendini ele veriyor. Reaksiyoner bir yaklaşımla (Müslüman dahi olsa) kendileri gibi düşünmeyenlere ve müslüman olmayanlara karşı hoşgörüsüz, hatta nefret dolu bir tavır sergiliyorlar.

Her şeyi politik zeminde değerlendiren dindar görünümlü bu çevrelerde ahlakî ve dinî bir zemin kaymasından sözedilebilir. Cehaletin baskın olduğu bu anlayışta Kur’ân-ı Kerim ve Sünnetin elmas düsturları ile insana yaklaşımını aramak nafile. İnandıkları dinin Peygamberinin (as) yoldan geçen cenaze için ayağa kalktığında “o ölen bir Müslüman değildi!” hatırlatmasına “o da bir can taşımıyor muydu?” cevabı bu gürûhu ilgilendirmiyor bile.

Elbette böylesi genç insanlar, evlerinde edindikleri ruh haletiyle tepkisel bir davranış sergiliyor. Arka planını ve gerçek yüzlerini tanımadıkları politik figürleri idol olarak sunan aileler, inanın çocuklarına iyilik yapmıyorlar. Selefî ve haricî zihniyetin, siyasal İslamcı ve fanatik bir kişiliğin toplumdaki karşılığı nedir? Neye ulaşabilir?

Dünyada İslamiyet’in terörle iç içe anıldığı bir zamanda müslümanlar çok daha hassas ve sorumlu davranmalı değil mi? İslam her iki dünyada mutluluğu öngören bir din, İslâmcılık ise devleti kutsayan ve topluma tepeden inme şekil vermeyi hedefleyen bir ideolojinin adı… Cihad öncelikle insanın nefsiyle kavgasıyken, cihadcılık şiddeti ve savaşı merkeze koyan bir ideoloji.

Belki bazı aileler, farkına bile varmadan çocuklarına İslamcı ve cihadcı ideolojik bir ruh haleti aşılıyor ve yanlış yapıyor.

İslamiyet, insan-ı kâmil olma yolunda ferdin hoşgörü, sevgi, saygı, vefa, diğergamlık, yardımlaşma, dürüstlük, hikmet, iffet, şecaat, adalet gibi değerlerle iyi bir insan olmasını öngörüyor. Ailelerin birinci görevi çocuklarına bu değerleri aktarmak iken erken yaşlarda politize etmelerinin körpe dimağlarını iğfal etmekten ne farkı var? Üstelik demokratik kültürün, hukuk devletinin, çoğulculuğun, belli ölçüde etik anlayışın hakim olduğu ülkelerde.

Şimdi düşünelim: Paris’te veya başka bir yerde vahşice katledilen masum insanlara saygı duymaktan kaçınmak hangi dinî, ahlakî, insanî anlayışa sığar? Hele hele İstanbul’da stadyumda binlerce seyircinin ıslıkla protestosu akıllara ziyan… İslamcı ve cihadist düşüncedeki insanlar, İslamiyetin doğru anlaşılmasına mı hizmet ediyor, yoksa tam aksine mi?

Öte yandan Avrupa ülkelerinde yer yer yapılan saygı duruşları sadece bir yerdeki terör kurbanları için değil de bunlarla birlikte değişik coğrafyalarda aynı vahşete kurban gidenlerle genişletilebilir. Böylece daha kapsayıcı bir saygı anlayışı geliştirilebilir.

27.11.2015 15:52