TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Tekne

Ülkelerinden kaçan binlerce insan… Bir meçhule yelken açmış… Tekneler tıklım tıklım… İnsanlar birer sayıdan ibaret bu teknelerde. Habire haberlere akıyor tekne tekne tabutlar. Akdeniz’in karanlık sularında kaybolan nice canlar…

Suçlu kim? Çeşitli coğrafyalardan bu kadar insanın umudunu çalan kim? Tekneler mi yoksa zalimlerden yedikleri tekmeler mi? Türkçemizde güzel bir tabir vardır: Ekmek teknesi. Belki burada  ‘umut teknesi’ demek daha uygun. Açlıktan, çatışmadan, kaostan, savaştan, zulümden kaçanların umut teknesi, ‘belki…’ diye yola koyuldukları. Binlerce millik zorlu yolculuğu göze aldıracak kadar zehir bir hayattan kaçanların yegâne umudu. Hem de bir meçhule uzanan…

Ah… Hayallerini doğup büyüdüğü ülkelerine gömüp nice talihsizlerin sığındığı tekneler… Bütün varlığını balık istifi gibi bağrına sıkıştırdığın çaresizlerin ne trajik öyküleri saklıdır sende, bir bilsek… Dilin çözülse de anlatsan bize olup bitenleri. Ömürlerinin baharında çaresiz, kimsesiz insanların özlemlerini, duygularını, hayallerini bir anlatsan… Belki anlardık o zaman, onların da bizim gibi insan olduklarını, en az bizler kadar yaşamaya, hayatı tatmaya, sevinmeye, gülümsemeye layık olduğunu…

Biz rakamlardan başka bir şey duyamaz olduk haberlerden… Yine bir tekne faciası… 200, 300, 600, 900 göçmen Akdeniz’in sularına kapıldı, diye. Biz üç dört kelimeden başka bir şey hissetmez olduk: Tekne, göçmen, Akdeniz… Bir de rakamlar…

Ah, insanlık! Nedir kendine bu zulüm! Teknelerle denize dökülüp boğulan göçmenler değil, asıl boğulan sensin. İnsan(lığ)ın trajedisidir asıl denizde sahneye koyulan. Söyler misin bana, bu iğrenç oyunun patenti kimde! Kim(ler)dir bu insanları güzelim memleketlerinden ayırıp yollara düşüren?

Hayır hayır, bence hepimizin, topyekûn insanlığın günahını taşıyor o tekneler. O kadar ağır ki çekemiyor artık günah dağlarını. Çünkü her bir günah ölümün ayak sesleridir. Batı da, Doğu da büyük günah işledi, işlemeye de devam ediyor. Hiroşima’yı insanlarla birlikte yakıp yıkmak korkunç bir günahtı. Afrika’nın etini alıp kemiğini yerlilere bırakmak affedilmez bir cürüm. Naziler, en derin cehennem çukuruna düçâr günahın mücessem hali. Toplumları kana boyayan terör, Batı’nın ve Doğu’nun günahkâr çocuğu değil mi?

Kimse medeniyetiyle övünmesin artık! Medeniyet, Afgan dağlarında, Afrika çöllerinde Ortadoğu hercümercinde çözüldü, umudunu ufacık teknelere bağlayan binlerce garibanla birlikte Akdeniz’e gömüldü. Ve tekne doldu, vicdan deryamızda dahi batmaya başladı. İnsanlığımızdan utansak ne yazar! Bunca fecaatten sonra utanmanın manası kaldı mı ki… Biz modern dünyanın nimetleri içinde yüzerken Akdeniz kıyılarından meçhule giden bir tekne ayrılıyor her an. Biz çocuklarımız smartphone, internet bağımlısı olmasın diye çabalarken akranları, canları pahasına ‘yüzen tabutlarda’ birer birer istif olmaya çalışıyor şu an…

Unutmayalım ki, tam 70 yıl önce Hiroşima’da dakikalar içinde 140 bin insanı atom bombasıyla vahşice katleden zihniyet, hâlâ gemisini yüzdürüyor. İki dünya savaşında milyonlarca insanı şehirleriyle birlikte yakıp yıkan zihniyet de hâlâ dümenin başında. Yani merhametin adresini iyi düşünmek icap eder. Çifte standartları ayyuka çıkanlardan merhamet dilenmek beyhude çünkü.

Bu sefer kurtarılanlar arasında bir yaşında Filistinli bir çocuk da var! Ama 200’den fazla kişi kayıp! Ne önemi var Allah aşkına Bangladeşli, Libyalı, Afganistanlı, Suriyeli, Iraklı, Somalili olmasının! İnsandan konuşmuyor muyuz neticede! Demek ki değil! Bu viran memleketlerde yaşayanlar fert değil, yığındır zaten. Fakat gelişmiş ülkelerin insanı gerçek ferttir! Bir tanesi bile çok değerlidir. Teknelerle taşınanlar ise yığınlarla et. Necip Fazıl mükemmel tasvir eder ya ‘İnsanlar zindanda birer kemmiyet; Urbalarla kemik, mintanlarla et.’ diye… Koyun ‘zindanda’ yerine ‘teknede’ sözcüğünü, aynen öyle… Teknelerdeki mazlumların duyguları, aileleri, hayalleri hani nerede! Rakamlarla anılacak kadar değersizdir onlar!

Evet, adaletsizlik, zulüm, savaş, çatışma, fitne sürdükçe ve sözü zalimler, firavunlar kestikçe, daha nice umut teknesi deryaların azgın sularına yelken açıp alabora olacak. Meçhule uzanan bu yolda daha nice canlar heder olup gidecek… Karanlıktan kaçanların sığınağı ve son umudu o tekneler mi olmalıydı… Sebeplerin sükûtuyla yankılanıyorsa her yanda çığlıklar, ışığın göründüğü gerçek limana, Kimsesizler Kimsesi’ne yöneliş vaktidir vesselam…

14.08.2015 16:26