TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Sınav mı? Vız gelir onlara!

Almanya’daki öğrencilerin bir kısmının okul hayatı yolunda gidiyor. Okul hayatı dediğimiz sadece dersleri değil elbette, okul arkadaşlıkları, öğretmenleriyle ilişkileri vs. Sınav vakti gelmiş, umurlarında mı… Sınavın doğasındaki az bir heyecan o kadar.

Sınav nasıl vız gelir bu öğrencilere? Evvela dersi derste öğrenirler. Ve dersi derste öğrenmenin yolu evdeki hazırlığa, motivasyona bakar. Almanca, İngilizce, matematik, sosyal bilgiler… hangi ders olursa olsun yeni bir konuya başlar başlamaz merakla evde hazırlanırlar. Bilmedikleri, ilk defa karşılaştıkları kavramlar için sözlükten istifade ederler. Bu onlara derste konuyu anlama açısından avantaj sağlar. Çünkü öğrenmenin yolunun, iyi dinlemekten, anlamaktan ve o bilgiyi bizzat kullanmaktan geçtiğini bilirler.

Azimli ve başarılı öğrenciler, öğretmen veya sınav için değil, kendileri ve gelecekleri için öğrenirler. Uzun yıllar sürecek bir hayata hazırlanmak için. Hem ilim öğrenmek ibadet değil miydi? Netice itibarıyla her şey (b)ilme bağlıysa, okul sıralarında ilimlerin temeli atılıyorsa, önem vermek gerekmez mi?

Ayrıca insan, ideali ve ona verdiği değer kadar öğreniyor. Bir gaye istikametinde gayret gösteren öğrencilerin daha başarılı olduklarına şahit oluyoruz. Onlar için sınav sadece stressiz bir sonuçtan ibaret. Hangi konuda yazılacaksa, ta başından beri sınava hazırlanan öğrenci neden strese girsin ki… Bırakın strese girmeyi, daha çok dersi iyi takip etmiş, işlenen konuyu evde tekrarlamış, ilgili kavramları zihnine işlemiş, anlamadıkları yerleri öğretmene sormuş, konunun mantığını kavramış olmanın rahatlığını yaşar.

Elbette sınav öncesinde konuyu bir kez daha gözden geçirmek faydalı. Böyle öğrenciler hiç çalışmadan girdiği bir sınavdan bile iyi not alabilir. Zira derste yeterince dikkat etmeyip her şeyi “Klassenarbeit” (sınav) öncesine bırakılmayacağının farkındadırlar. Arka arkaya gelen sınavlarda da bir sendrom yaşamazlar. Derse önceden hazırlanmanın verdiği rahatlık, konunun zihne işlenmesinden doğan güven, sınav stresinin oluşmasına engeldir. Hakikaten sınav stresinin üzerinde durmak gerekir. Stres faktörünü baştan çözen öğrenciler için sınav tabir yerindeyse vız gelir tırıs gider.

Her öğrenci araştırma ve öğrenme aşkıyla başarıdan başarıya koşabilir. Sınavlar öğrencinin ne kadar öğrendiğini tespit etmek içinse, öğrencinin mesleği öğrenmekse, problem nerededir? Ama bu armut piş ağzıma düş kolaycılığıyla gerçekleşmez. Biraz gayret ister. Gayrete de değer. Nasıl değmesin ki, insan geleceğini okul sıralarında şekillendirmiyor veya inşa etmiyor mu? Neticede kendine yatırım yapmıyor mu?

Tabii burada aile hayatındaki sevgi dolu atmosferin olumlu etkisini vurgulamadan geçmeyelim. Sadece okul başarısında değil, sorumluluk bilincinin, âdap-edep yörüngeli sosyal davranışların gelişmesinde aile içi eğitim belki de en önemli faktör.

Başarılı öğrencilerin ders için gerekli konsantrasyonu kazanmada önemli olan dengeli beslenme, düzenli uyku, kontrollü TV seyretme ve medya kullanımı gibi hususlarda daha hassas davrandıklarını da bu vesileyle hatırlatalım. Mesela en önemli öğünün kahvaltı olduğunu bilerek aç karına okula gitmezler. Bir iki diziye bakacağım diye uyku düzensizliklerine prim vermezler. Sosyal ağlara takılarak değerli vakitlerini boşu boşuna harcamazlar. Yani zamanlarının kıymetini bilirler.

Velhasıl, planlı programlı çalışan, öğrenmeden haz alan azimli öğrenciler sınavdan çekinmez, strese girmez. Onlar zaten her daim her sınava hazırdır. Ve hep bu hazır olmanın keyfini yaşarlar.

13.05.2016 15:53