TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Sığınmacılara davranış kuralları

Almanların epey tecrübeli olduğu bir konu. Toplumda oturmuş bir sosyal yapı ve hukuk sistemi varsa yabancıların uygunsuz davranışları haliyle göze batıyor. Buradan bakınca yabancılara bir takım sosyal davranış kurallarının aktarılması anlaşılabilir, anlayışla karşılanabilir. 

Bir zamanlar misafir işçiler için de hazırlanan, kural veya davranış eğitimine matuf çizimler dikkatimi çekmişti. Biri tuvalete oturma üzerineydi. Malum, kırsal kesimlerden gelen Türklerin çoğu alafranga tuvaletle burada tanışır, haliyle de işler biraz karışır. Karikatürize bir çizim şöyleydi: Tuvaletin üzerine çıkarak ihtiyaç gideren bir işçi. Üzerinde kocaman çarpı işareti ve ‘bu yanlış’ ibaresi. Diğer bir çizimde ise oturarak doğrusu gösteriliyordu. Bunların tuvaletlere asılması biraz rencide edici bir üslup. Başka bir yolla da anlatılabilirdi.

Başta Suriye’den olmak üzere on binlerce sığınmacı Almanya’nın her yanına dağıldı, dağılıyor. Birkaç olaydan sonra davranış kuralları yeniden gündeme geldi. Birçok yerleşim yerinde kural eğitimi çalışmaları başladı. Yine tuvalet işi gündemde. Bu sefer küçük ve büyük abdestin dışarıda bir yere değil, tuvaletlere yapılması üzerinde duruluyor.

Kanaatimce Suriye gibi ülkelerden gelenlerin toplumsal sistem ve günlük hayat konusunda aydınlatılması bir zorunluluk. Çünkü geldikleri ülkelerde hayata bakışla buradaki hukukî ve insanlar arası ilişkiler bambaşka. Sonuçta diktatörlükle yönetilen bir ülkede iç savaşın travmalarını iliklerine kadar yaşayan insanlar… Elbette baskı rejimlerinden gelen bu insanlara anayasanın önemi, hukuk devletinin bazı özellikleri, özgürlüklerin temel dayanağı ve sınırları, demokrasinin nasıl işlediği zaman içinde anlatılabilir.

Çöplerin ayrıştırılması, trafik kuralları, gece vakitlerindeki sükunet gibi sosyal hayatın geneli üzerine bilgilendirmeler faydalı olabilir. Uzun yolları aşıp buralara kadar gelenlere Almanların mühim kısmı aykırı seslere rağmen bağrını açıyor. Hatta Başbakan Merkel, siyasi geleceğini riske atacak kadar işin üzerinde duruyor. Sığınmacılardan mümkün olduğunca topluma rahatsızlık vermeden genel hatlarıyla uyumlu hareket etmeleri isteniyor. Aksi halde karşı tavır sergileyenleri haklı çıkaran bir görüntü ortaya çıkabilir.

Almanya’yı bu sefer humaniter ve planlı çalışmalarından ötürü tebrik etmek gerek. Sığınmacı konusunda mesele sere serpe sınırlarını açıp veya hiçbir işleme tabi tutmaksızın yüz binlerce insanı içeri almak değil. Türkiye bunu yaptı ve ıslahı zor sosyal kırılmalara zemin oluşturdu. Türkiye’de birçok şehirde, ilçede sığınmacı dilencilerin çoğalması, ucuza ve vergisiz yapılan istihdamlar yerli insanlarda hem işsizliğin artmasına hem de sosyal çatışma riskine sebep oldu. Ayrıca her devlet terör ve suç potansiyeli taşıyan insanlardan halkını korur, bunun için de gerekli tedbirleri alır.

Almanya, ilgili birimleri ve okulları seferber ederek çeşitli yardım kampanyalarıyla hayatı normal şartlarda geçirecek kadar sosyal altyapı hazırlamaya çalışıyor. Bazı uygulamalar uzun sürse de sonuçta sağlam bir altyapıyla yine sığınmacılar kârlı çıkacak. Almanlar her işte olduğu gibi bu meseleyi de enine boyuna tanımlayarak deruhte ediyor.

Türk misafir işçilere ve çocuklarına zamanında yapmadığı, hatta on yıllarca ihmal ettiği imkânları sunmaya çalışıyor. Sadece mültecilerle ilgilenecek üç bin yeni kadro daha açılıyor. Tecrübeden ders çıkarmak da bir marifet.

Davranış kuralları da iyi niyetle yapılan bir girişim. Belki mültecileri temsil eden insanlarla ortak çalışarak tuvalet temizliği gibi bize absürt gelen, onları da rencide edebilecek yaklaşımlar ayıklanabilir. Aslında Almanya’daki toplumsal yapının işleyişi genel olarak anlatılsa problemler belli ölçüde halledilebilir. Doğu-Batı kültürünün veya zihniyetinin birbirini anlama süreci uzun ve dikenli olsa da Almanya’nın epey mesafe aldığı söylenebilir. Orta bir yol bulmak ise her zaman iyidir.

09.10.2015 16:25