TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Prof. İlber Ortaylı… tarihin ortasından… 

Geçen gün meşhur tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Almanya’nın Essen Üniversitesi’nde verdiği konferansı dinledik. Çoğunluğu üniversite öğrencisi rahat bin kişi doldurmuştu amfiyi. Bayağı ilgi duyan olmuş.

Nevi şahsına mahsus ilginç bir tarihçi Prof. Ortaylı. Uzun yıllar önce İstanbul İstiklal Caddesi’ndeki meşhur bir mekanda da dinlemiştim. Üslubundan hiç taviz vermemiş. Artık derin ilmî yaklaşımları aşıp bir stand-up edasıyla dinleyicilerinin karşısına çıkıyor. İnsanlar da keyifle dinliyor.

Söze “Türkçe konferansı anlayacak kadar Türkçe bilmiyorsunuz.” ithamıyla başlaması kahkahaya vesile oldu. Öğrencilere iyi İngilizce öğrenmelerini, Almanya ile sınırlı kalmamalarını tavsiye etti. Organize boyutunda katkıda bulundukları anlaşılan bazı Türk başkonsolosların da orada hazır bulunmalarını mülkiyeden dostluklarına ve talebe-hoca ilişkisine bağladı. Neticede resmi bir program değildi!

Konferansın konusu Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne Türk-Alman ilişkileri. Birkaç noktada özetlenebilecek hususlar üzerine şöyle bir değerlendirmede bulunabiliriz:

Almanlar dünya savaşlarını avantaja çevirdi. İngilizler köhnemiş teknolojiyi kullanırken, Almanlar yeni metotlar geliştirip uyguladılar. Bu da Almanların hızla kalkınmalarına vesile oldu.

Tarihi Türk-Alman dostluğundan bahsedilir. “Böyle bir dostluk yoktur.” Habsburg’larla 1790’lara kadar kavga etmişiz. Ama bazı entelektüellerin Fransız hayranlığı temelinde tarihi Türk-Fransız dostluğundan sözedilebilir. Son tahlilde uluslar arası ilişkilerde devletlerin dostluğa değil, çıkarlarına baktığı malûm.

Almanlarla 18. ve 19. yy’larda teknik alanlarda ilişkiler var. Osmanlılar, orduyu modernize etmek için Fransa ve Almanya’yı kullandı. 19. yy. sonu ile 20. yy. başında Almanya Türklerle ilişkiye geçti. Teknik, bankacılık ve demiryolu gibi alanlarda. 1930’lardan sonra İsmet Paşa’nın Almanlara antipatik yaklaştığı biliniyor. Prof. Ortaylı’ya göre Birinci Dünya Savaşı’nda Berlin büyükelçiliği yapan Hüsrev Gerede de tam bir Alman dostu. Hitler’in de beğendiği bu adam için belki Nazi dostu demek daha uygun. Hoca’dan Almanlarla ilişkilerin bilhassa bilim-teknik alanlarında devam ettiğini öğreniyoruz. Mesela Türkiye’ye bilim ve sanat kurumlarını kurma amacı ile gelen kişilerden Eduard Zuckmayer’den, Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni yapan Alman mimar Bruno Taut’tan bahsetti. Bu ilişkilerin resmi olmadığının altını çizdi.

Arasıra tarihi anekdotlara da yer verdi İlber Hoca: Mesela 9 Ocak 1853’te Saint Petersburg’da bulunan çar Nikola’nın, İngiliz büyükelçisine Osmanlı Devleti’nin “Hasta Adam” olduğunu, hasta adamın mirasını paylaşmak için hazırlıklı olmaları gerektiğini söylediğini aktardı. Ancak İngiliz büyükelçinin, “hasta adamı neden tedavi etmeyelim” şeklinde cevap verdiğini de ben eklemiş olayım.

Uluslararası ilişkilerde gücün önemini anlatırken yaptığı espri de ilginçti: Stalin, Papa’nın protestosu kendisine aktarıldığında “Papa’nın kaç askeri var.” demiş.

Prof. İlber Ortaylı gibi bir tarihçi aktüel konulara girmeden eder mi? Almanya’nın sığınmacı politikasını açık şekilde eleştirdi. “Suriyelilere filtrasyon yapmak ayıp. Türkiye ile yapılan pazarlıklar çirkin.” dedi.

Almanya’da göçün 54. yılında eğitim faaliyetlerinin eksikliğine de değinerek, nüfusun eğitim bakımından ihtiyacının giderilmesini vurguladı.

Bir soru üzerine Türk siyasetini de yerinde bir tespitle özetlemiş oldu: “Türkiye politikacı üretemiyor. Türkiye’de politik parti yok, politikacı da yok! Çok kötü gruplaşmalar var.”

Şimdi Prof. Ortaylı’nın tarihin ortasından konuşup konuşmadığına siz karar verin…

20.11.2015 15:51