TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Mehmet Akif günümüze de sesleniyor!

Gerçekten fitnenin kol gezdiği bir fetret döneminden geçiyoruz. Yine siyaset perest ve siyasal İslamcı bir güruh ortalığı darmadağın etti. Toplumsal barışı ve huzuru temelden sarstı.

Üstad Bediüzzaman’ın “Şeytan ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım.” sözü şimdilerde daha iyi anlaşılıyor. Aynı vurguyu Mehmet Akif’in de yapması meselenin ciddiyetini ortaya koyuyor. Fakat Müslüman memleketlerdeki siyasî zihniyet ve kültürün, gelişmiş Avrupa ülkelerindekiyle karıştırılmaması gerektiğini baştan hatırlatıp geçelim.

M. Emin Erişirgil, Mehmet Akif’in belli bir zamandan sonra şu ifadeleri sıklıkla kullandığından bahsediyor:

“Allaha sığınırım. Şu siyasetten, siyaset sözünden, siyasetin manasından, siyaset sözünün ağızdan çıkan her harfinden, siyaset namına zihnimden geçen her hayalden, siyasetin anıldığı her yerden, siyasetten bahseden yahut siyaseti öğreten yahut siyasetle aklını bozan yahut siyasetle akıllaşan herkesten, siyaset kelimesinin kökünden ve bu köklerden türeyen kelimelerin hepsinden Allaha sığınırım.”

Şimdiki, eskiden cereyan eden fitne ve fetret dönemlerinden daha şiddetli ve tehlikeli. Yalan ve fitne iletişim/internet marifetiyle saniyeler içinde en ücra köşelere kadar yayılabiliyor. Kitleleri manipüle etmek artık çocuk oyuncağı. M. Akif’in aşağıdaki beytinde veciz şekilde belirttiği gibi, hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayırt etmek için haberi tetkik ve derin bakış daha bir önem arz ediyor. Yalan ve iftiraların gırla gittiği bir zamanda hem sağlam haber kaynaklarından beslenme hem de iz’anla, nazarını daha bir derinleştirerek olaylara bakma ve konumunu tayin etme zarureti var.

Tarih boyunca yalan, fitne, cehaletin mahiyeti hiç değişmiyor anlaşılan. Mehmet Akif Ersoy’un Sırat-ı Mustakim mecmuasının 90, 91 ve 95. sayılarında yayınlanan makalelerinden aynen aldığım şu sözlere bir bakın, sanki dün söylenmiş kadar taze:

“İki hasiyyet eder batul-ü hakkı temyiz:

Biri tetkiki haberdir, biri ta’mik-i nazar…”

“Bir insanın lehinde söylenen sözlere hiç kulak asmamak, fakat aleyhinde söylenenlere hemen inanmak, insan cinsinin hasletlerinden olduğu için, mesela, ben bugün çıkar da Allah’tan korkmadan, akide bakımından en saf bir insan için ‘iyidir ama, dinsiz olmasa..’ desem, az sonra zavallıyı bütün bir ahali dinsiz olarak kabul eder. Hakkında böyle bir ithamı yaptığım kişinin, bu ithama layık olması için ne yapmış ne etmiş olduğu halkın umurunda bile değildir.

İslam dininde en zor şey bir insana dinsizlik isnat etmektir. Buna rağmen fazlını, irfanını, ikbalini, şöhretini çekemediğimiz yahut düşünce biçimini bizimkine benzetemediğimiz, meşrebimize uygun bulmadığımız kimseleri bu şekilde itham etmek bize ne kadar kolay geliyor?

Luzum-i küfür başka, iltizam-ı küfür yine başka iken; yüzde doksan dokuz ihtimal doğrudan doğruya tekfirini icap eden bir adamı yüzde bir ihtimal ile kurtarmak üzerimize farz iken, biz tam tersine binde bir bile zaaf yakalasak, böyle bir kimseyi dinsiz ilan etmekten çekinmiyoruz. Kişinin dokuz yüz doksan dokuz iyi halini hesaba bile almıyoruz!“

“Şarkta, garpta, şimalde, cenupta ne kadar Müslüman varsa zillet içinde, sefâlet içinde, esaret içinde yaşadığını; sefil bir milletin elinde kalan dinin kâbil değil i’la edilemeyeceğini bilmeyen, anlamayan vâizi kürsüye yanaştırmamalı. Vâiz milletin mazisini, halini bilmeli; cemaati istikbale hazırlamalı. Hele hoca efendilerimiz hiç kürsülerin semtine uğramıyorlar. Göreceksiniz; Ramazanda yine kürsüler şuradan buradan kopup gelen mektep medrese görmemiş ümmî hocalar tarafından işgâl olunacaktır. (…) Ya bu kürsülere Ramazanda birer adam çıkarsınlar yahut bu ceheleyi cemaatin başına bela etmesinler. Doğrusu bu herifleri dinledikçe gençlerdeki dinsizlik modasını hemen hemen mazur göreceğim geliyor! Eğer dinin ne olduğunu bunlardan öğrenseydim mutlaka İslam’ın en büyük düşmanı olurdum!”

“Üç beş sene evvel bir yabancı bana demişti ki: Müsbet ilimlerde ve sanatlarda ileri gitmiş insanlarınızın değerini bilemiyorsunuz, bu durumunuz affedilebilir. Fakat hikmet sahibi büyüklerinizi de takdir edemiyorsunuz ki, bu durumunuz asla affedilmez…‘Ey basiret sahipleri ibret alınız! ’(Haşr Suresi, 59:2)”

28.08.2015 16:24