TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

İnternetteki reklâm tehlikesi

Bazen çocuklarda illâ bir şeyi dayatma halleri yaşanır. İllâ şu marka/tipte ayakkabı, giysi veya bir başka tüketim maddesi gibi. Bu dayatmada medyanın çocuklarımız üzerindeki tesiri tartışılmaz. Bilhassa internetin, reklâmlarıyla birlikte insanlar nezdindeki tesiri, onları esir alacak kadar büyük ve vahim.

Tam da bu sebeple çocuklarımız reklâmın olumsuz tesirlerinden ne kadar haberdar ve bunlara karşı ne kadar duyarlı hareket ediyor? İnternette çocukları hedef alan ne tür reklâmlar olduğuna vâkıf mıyız? Digital ortamda hangi reklâm stratejileri takip ediliyor, biliyor muyuz?

Anne babaların biraz bu alanlarda da zihin jimnastiği yapması faydalı olabilir. Belki zorunluluk da olabilir, çünkü günümüzde annebabanın internet dahil teknolojik aletlerin ne getirip götürdüğü konusunda yeterince bilgilenmesi kaçınılmaz. Reklâm meselesi de öyle. Kendilerini reklâm furyasına kaptırıp, çocuklarına da kuryelik yapan annebabalara sözümüz yok. Bedeli, çocuklarıyla birlikte pahalıya patlayabilir.

Zaten hayatımız medya ve reklâmların muazzam tesiri altında geçiyor. Ve bu baziçede çocuklarımızı medyanın reklâmlarından korumamız da kolay değil. Peki, hiç mi bir şey yapamayız? Tabii ki yapabiliriz. Çocuklarımızda mutlaka bir medya/reklâm bilinci geliştirmek işin ilk adımı. Bilinçten kastımız şu: Çocuklarımızın medyanın genel içeriğiyle reklâmların amacı arasındaki farkı kavraması. O yayınlar arasında çıkan reklâmların ne işe yaradığının farkına varması. Çünkü internette siz hangi sayfalarda dolaşıyorsanız, o alanlarda reklâm furyasına tutuluyorsunuz. Yani internet, bir şekilde ve farkında olmadan çocukların akıl ve nefsinden geçenlerin kokusunu alıyor. Onların hoşlanacağı reklâmlarla öyle kokular salıyor ki, beyindeki ödül veya haz merkezi olan dopamin sistemini istediği yönde harekete geçirmeyi başarıyor.

Smartphone nesli, teknolojik aletler hususunda annebabalardan daha fazla malûmata sahip olabilir. Ama annebabalar da en azından medyayı ve çocuklarını kontrol edebilecek kadar bir birikimi elde etmeli değil mi? Eğer değilsek, çocuklarımızın gözümüzün önünde istenmeyen yönlere savrulduğunu seyretmekten başka şansımız yok. Artık kuru nasihatlar, medyanın sunduğu cazip tahşidatlar karşısında pek cılız kalıyor.

Reklâmın amacı nedir? Tüket(tir)mek. Öyle ki o etkiyle ihtiyaç olmayan şeyler dahi ihtiyaçmış gibi algılanabiliyor. Tüketmenin hammaddesi de para. O zaman reklâm, ihtiyaç, tüketim, para arasındaki dengeyi nasıl kuracağız? Reklâmların tesirini kırma adına bilinçlendirmenin yanında başka neler yapılabilir, sorusuna araştırmacıların verdiği bazı ipuçlarını özetle şöyle sıralayabiliriz: Parayı kullanma becerisini geliştirmek. Çocuğun talebini hemen yerine getirmeyip, biraz ertelemek. İhtiyaca göre önceden neyin satın alınması kararlaştırılmışsa onu almak. Annebabanın satın alınacak eşya konusunda çocuğuyla tartışmaya girmeyip, düşüncelerini argümanlarıyla birlikte açık ve net ortaya koymak. Çocukların, kontrol edilebilir bir çerçevede seçme ve satın alma tecrübesi edinmesini sağlamak. İhtiyaç olan eşyanın çeşitlerini biraz sınırlandırarak sunmak.

2013 yılında yapılan bir tüketici analizine göre Almanya’da 6-9 yaşlarındaki çocuklar ortalama ayda 19,47 Euro, 10-13 yaşlarındakiler ise 34,47 Euro cep harçlığı almışlar. Çocukların yaşı yükseldikçe harçlıklarının da artığı görülüyor. Ayrıca doğum günü, bayramlar gibi değişik vesilelerle anne-baba ve akrabalarından aldıkları hediyeler de var.

Velhasıl, parayı kullanma ve tüketim güdüsünü sağlıklı bir zemine oturtmada israf, nimet, şükür, haram, helal gibi bazı kavramlar (değerler) önemli rol oynayabilir. Fakat kanaatime göre eğer genel motto şu noktalar olursa meselenin çoğu çözülür: Bize sunulan herşeyi tüketmek zorunda değiliz, bir; ihtiyaca göre tüketmek esastır, iki; ayağımızı yorgana göre uzatalım, üç.

11.12.2015 16:24