TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

İnsan, yediği neyse odur!

Her ne kadar “can boğazdan çıkar” dense de, huzurlu bir hayat sürmek için boğaza ayar vermek daha akıllıca. Kendi ceplerini doldurmak mı, hâşâ; inanın ekran ekran dolaşmanın, gazete sütunlarını süslemenin yegane gayesi bu boğaz ayarıdır işte! Kendine has üsluplarıyla “profesör” lâkaplı malum gıda uzmanlarından bahsediyorum.

Dünya toplumlarının en büyük meselesidir “boğaz”. Bu uğurda reçete üstüne reçete düzüyorlar, 2013 yaşam kalitesi indeksine göre 10 üzerinden 5,95 puanla dünya ülkeleri arasında 51. sırada bulunan aziz Türkiye toplumunu aydınlatmak için. Hem de muazzam bahislere girerek… Zira “boğaz”dan geçen veya geçemeyen her şey hayatı doğrudan etkiliyor: Haram lokma, sağlıksız lokma, meşrubat, açlık…

Öyle ki, sağlıklı beslenme, zayıflama, çeşitli hastalıklardan korunma üzerine âli fikirlerini, hatta deneyimlerini kimseden esirgemeden paylaşıyorlar. Çoğu hikaye mi, dediniz? Ne münasebet, milletin gözünün içine baka baka yalan mı söyleyecekler? Sağlıklı beslenmemiz uğruna birbirlerini nakzetseler de, dedikleri zararsız, hatta faydalı bile denebilir. Esas devletin sırtından habire ceplerini besleyenlerin yalanlarına dikkat kesilmek gerek. Boğazdan haram girdikten sonra neden ağızdan yalan çıkmasın ki!

Bizimkiler bir tarafa, geçenlerde haftalık ‘Zeit Magazin’ isimli dergide uzunca yayınlanan bir röportajı harbiden tuttum. Bahsi geçen mevzu enine boyuna, ama açık ve net ele alınıyor.

Röportajı veren Amerika Yale Üniversitesi’den tıp profesörü David L. Katz. Çok sayıda bilimsel makale ve kitapları var. Kronik hastalıklar ve alınması gereken tedbirler üzerine araştırmalar yapan bir merkezin de direktörü.

1993 yılında Amerika’daki insanların ölüm sebepleri araştırıldığında öncelikle kalp krizi, beyin kanaması ve şeker hastalığı ortaya çıkıyor. Bu hastalıkların ve erken ölümlerin ana sebepleri olarak da dört faktör sıralanıyor: Kötü beslenme, hareketsizlik, fazla kilo ve sigara. Dolayısıyla sağlıklı beslenme, spor yapma, fazla kilo almama, sigara içmeme gibi faktörler insan hayatını olumlu yönde etkileyerek, ileriki yaşlarda daha aktif ve ağrısız yaşamada mühim rol oynuyor.

Potsdam’da 2008’de yapılan bir araştırmada ise bu dört faktör Almanya’da 23 bin kişiye soruluyor: Sağlıklı besleniyor musunuz, evet veya hayır? Spor yapıyor musunuz, evet veya hayır? Kilonuz normal mi, evet veya hayır? Sigara içiyor musunuz, evet veya hayır? Bu dört faktörden hepsini yanlış uygulayanların yaklaşık % 80’inde hastalık riski ortaya çıkabiliyor. Bu riskler büyük ihtimalle şeker hastalığı veya kalp rahatsızlıkları, beyin kanaması ve/veya bunama demek. Söz konusu faktörleri yerine getirenler ise hastalığa yakalanma riskini yaklaşık % 80 azaltmış oluyor. Bunlardan sadece birini uygulayan bile sağlığı adına önemli katkıda bulunarak kazançlı çıkıyor. Yani hayat kalitesini arttırmak, insanın yaşam biçimiyle yakından ilgili. Bu gerçeğe kulak vermeyenler hayli fazla ki, Almanya’da yetişkin halkın % 52’si hâlâ aşırı kiloya sahip. Varsın Hipokrat 2400 yıl öncesinden “Yiyeceğiniz ilacınız olsun!” desin, dinleyen kim?

Katz’a göre en iyi beslenme şekli gayet basit: Bolca sebze, meyve yemek, çavdar ekmeklerini tercih etmek, hazır gıdadan uzak durmak, şeker, et, süt mamullerini dengeli tüketmek. Ona göre bunların dışındaki bütün öneriler cebi besleme amaçlı.

Bir de ‘Mavi Bölge’ diye antropolojik bir proje var ki, sağlıklı yaşama adına önemli ipuçları veriyor. Dünyada en uzun yaşanan, yani çoğu insanların 100 yaşını aştığı bölgeler araştırılıyor. Mesela Yunanistan’da Ikarya, İtalya’da Sardinya, Japonya’da Okinawa, Kaliforniya’daki Adventistler Cemiyeti ve Costa Rica gibi. İlginç şekilde buralarda kalp krizine çok nadir rastlanıyor, bunama çok nadiren görülüyor ve ileri yaşlara kadar formunda yaşıyorlar. İnsanların hayat stili birbirlerine benziyor: Daha çok sebze, mümkün olduğu kadar az işlenmiş gıdalar tüketiliyor. Sigara içilmiyor. Çok yürüyorlar. Stresli değiller. Yeterince uyuyorlar. Birbirleriyle iyi anlaşıyorlar. Kuvvetli bir bağlılık duygusuna sahipler.

İster Almanya ister Türkiye, bizim ellerde Mavi Bölge’nin tersine bir durum var: Çok yeniyor. Hareket az. Sigara yaygın. Hayat stresli. Uyku dengesiz. İnsanî ilişkiler zayıf. Ve hiçbir şey yoluna koyulamıyor.

Neticede; insan, yediği neyse odur!

24.04.2015 20:30