TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Hizmetin yerliliği

12 Eylül 1980 askerî darbesinde lise son sınıftaydım. Türkiye’nin nasıl bir sosyal ve siyasi kaos içinde anarşiyle boğuştuğunu yakinen yaşadım. Ufuksuz bir toplum, sağcı-solcu, ilerici-gerici gibi kamplara bölünüp iç çatışmayla kendini tüketiyordu.

Kitleler, hamasi vatan-millet edebiyatıyla, komünizm-faşizm, siyasal İslamcılık gibi ideolojilerle askeri vesayetin gölgesinde birbirini yiyor, ‘vatan kurtarma’ya çalışıyorlardı. Fakat ortak kanaat Türklerden bir şey olmayacağıydı. “Eller gidiyor aya, biz kaldık yaya” sözüyle özetleniyordu tablo. Batının teknik, teknolojik üstünlüğü karşısında ümidini çoktan kaybetmiş bir ruh haleti toplumun ensesine kâbus gibi çökmüştü.

Bu milletten bir şey olmaz dendiği bir dönemde Hizmet Hareketi çıkıyor sahneye. Tam 33 yıldır bu hareketi yakinen takip ediyorum. Türkiye’de ve dünyada ortaya koyduğu eğitim, kültür, medya, sağlık ve diyalog alanlarındaki muazzam çalışmalar doktora tezlerinin konusu.

Gel gör ki dünyada kabul gören ve ilgiyle takip edilen Hizmet, kendi ülkesinde akıl almaz, bu kadarına da pes dedirten takibata, cadı avına, zulme ve paralel yaftasıyla bütün cürümlerin baş müsebbibi olmaya maruz kalıyor. Akla ziyan nitelemelerle hedefe konurken, PKK’dan CIA’ya kadar örgütlerle irtibatlandırılabiliyor. Akla makul gelen hizmetleriyle dünyaya yayılırken, Türkiye’de makul şüpheli sıfatıyla çarmıha geriliyor. Oysa Hizmet, hem kurumsal olarak hem de taşıdığı ruh ve mana itibariyle hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kadar ana(vata)nın ak sütü kadar ‘yerli’dir. Ve yerliliğini tarihinde geçirdiği üç dönemde bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır.

İzmir’den yola çıkan, Ege’den bütün Anadolu’ya yayılan Hizmet, ilk yerliliğini toplumun üzerindeki ölü toprağını atarak gösterir. Bütün problemlerin kaynağını “cehalet, fakirlik ve tefrika”da görür ve eğitim yuvaları açarak işe koyulur. “Bizden adam olmaz, bilim insanı çıkmaz” bedbinliğinin yerine insana yatırım yaparak, “bakın bizim çocuklarımızdan da bal gibi adam olur ve bilim insanı çıkar” dedirttirmeye başlar. Yamanlar, Samanyolu ve Fatih kolejleri gibi çil çil eğitim yuvalarıyla topluma yeni bir diriliş ufku enjekte eder. Ve bu muazzam eğitim hamlesi tamamen Anadolu insanının fedakârlıklarıyla, alın teriyle, emeğiyle gerçekleşir. Ki yabancı hiçbir sermayenin kuruşunun bile hiçbir kurumun harcına karışmadığını herkes bilir.

Hizmet hareketinin yerliliğini gösteren en önemli ikinci gelişme Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte yurt dışına taşan eğitim faaliyetleridir. Binlerce öğretmenin ve iş adamının dilini, kültürünü, hatta yerini bile bilmedikleri coğrafyalara hicret ederek, oralarda bin bir zorluğa göğüs gerip kendi ahlak anlayışlarını ve değerlerini taşımaları destansı bir yerlilik örneğidir. Pergelin bir ucu Anadolu’da, diğeri bütün yeryüzü sathında göğüs kabartan bir eğitim hamlesi ancak yerli, kendine güvenen bir motivasyon ve ruh ufkuyla hayat bulabilirdi. Bütün farklılıklarıyla dünya coğrafyasını yerel ve evrensel değerlerle buluşturmaya çalışması yerlilik dışında neyle ifade edilebilir?

Hareketin yerliliğini gösteren üçüncü nokta ise, son iki üç yılda kendi ülkesinde ödediği bedeldir. Eğer hareket iddia edildiği gibi CIA, ABD, İsrail, Rusya veya bilmem hangi ülke adına çalışıyorsa bu kadar kolay yem olabilir miydi? Bu kadar masum insan, koskocaman bir camia, bir çırpıda ‘terörist’ ilan edilip varlıklarına çökülebilir miydi? Bütün zulümlere rağmen Hareketin çelikten direncini ve diriliğini yerliliğinden aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Hareket, dayandığı ahlâkî değerlerle evrensel insani prensipler, temel hak ve özgürlükler noktasında kendine tam bir güven içinde. Her türlü devlet gücüyle üzerine çullananların bir tek yüz kızartıcı ve hukuk dışı belge ve bilgiyi ortaya koyamaması bu yerlilikten ve yetim hakkı yememekten kaynaklanıyor. Hareket kendine güveniyor. Binlerce kurum işleten, yüzbinlerce öğrenciye hizmet götüren Hareket, her türlü hukukî ve ahlâkî dayanaktan yoksun şekilde ‘terörist’ muamelesine tabi tutulsa da vicdanlarda makes bulmuyor.

Hizmet hareketine yapılmadık hakaret, denmedik laf bırakmayanların, iftirada sınır tanımayanların tosladığı yer işte bu yerliliktir. Bu yerlilikteki sahicilikle kabul gören evrenselliktir. Eğitim kurumları temelinde Dil ve Kültür Festivali gibi faaliyetlerle bütün dünyada Hizmeti cazip hale getiren işte bu yerliliktir. Gelenekle modernitenin buluştuğu noktada evrensel olanı yakalamıştır. Ve dünyanın böyle bir bakışla barış mesajına ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.

Velhasıl, imkansızlığın ve ümitsizliğin toplumu kavurduğu bir dönemde vatan sathına yayılan eğitim kurumlarıyla diriliş soluklaması, sonra sahip olduğu imkânları dünyanın farklı coğrafyalarına ulaştırma adına büyük fedakârlıklara katlanması, nihayetinde ülkesinde ve bütün dünyada kabul gören faaliyetleriyle şahs-ı manevisini kirletmeden kendini ispatlaması, ama kendi ülkesinde hak etmediği zulümlere maruz kalmasına rağmen her şeyi sineye çekmesi Hareketin yerliliğinin en büyük delilleridir. Başka türlü izah edemezsiniz. Her atılan çamur döner sahibine yapışır. Hizmetin başarısını hep dışarı bağlantısıyla izah etmeye kalkışanlar, başta kendi kültür değerlerine inanmadıklarını veya bunlara dayanmadıklarını deklare etmiş oluyorlar. Şeytanların bile pes diyeceği iftira ve yalanların kendilerini el âleme rezil etme dışında hiçbir kelam-ı harbiyesi de yoktur.

24.06.2016 15:41