TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Geleceğimizin teminatı marifet ve fazilet

Elbette çocuğunu sevmeyen yoktur, iyi eğitmek istemeyen de… Peki, hakkını veriyor muyuz? Şöyle sorayım: Çocuğumuzu eğitmekte gerçekten samimi miyiz?.. Üzerinde düşünülesi bir soru değil mi?.. 

Aklıselim için reçete belli… Eksik olan birazcık irade ve kendimizi yenileme gayreti… Bir ortaya koyabilsek irademizi, kendimizi yenileme arkasından gelecek. Peki ya koyamazsak… Açık söyleyeyim, zokayı yeriz o zaman.

Muradımızı biraz açma adına iki anahtar kavramı önemserim: Marifet ve fazilet. Bilgiyi faziletlerle, ahlakî değerlerle yoğurdumuzda ancak hem kendimizi hem de çocuklarımızı eğitme adına mesafe kat edebiliriz.

Bazen kavramlar da zamanın hışmına uğrar. Marifetin yerini malûmatın, faziletin yerini riyakârlığın alması gibi. Çünkü malûmat sahibi olmak ve riyakârlık kolay. Kendinden kaçan insan, kestirmeden kolaycılığa sığınabiliyor. Kanımca internet dahil medyanın en büyük marifeti malumatfuruşluğu ve riyakarlığı eşine az rastlanır derecede yaygınlaştırmak oldu.

Neticesi ortada… Keşke hadiselere sağduyuyla, hikmetle bakabilsek, özü sözü bir insanlardan olabilseydik… Müslüman kimliğiyle ortalıkta dolaşıp, malumatfuruşluk ve riyakârlık çukuruna gömülen müptezeller çoğalmıyor mu, yoksa bana mı öyle geliyor? Her konuda fikir beyan edenler, sanki bütün dünya toplanıp âli düşüncelerini bekliyormuşçasına bir zanla her fırsatta fikir ileri sürenler azalıyor mu, çoğalıyor mu? Galiba tedavisi zor bir hastalık gittikçe yaygınlaşıyor.

İslamiyet’teki marifet ve fazilet adına o kadar zenginliğin ceremesi bu mu olmalı(ydı)? Oysa insan olmanın olmazsa olmaz iki özelliğinden bahsediyoruz. Ama ne çare? İrade zayıfsa nefis ağır basar… Din ve fıtrat bilinmediğinde insanın zayıf yönü baskın çıkıyor demek. İşte çevremizde hayretle dehşete düştüğümüz nahoş davranışlar… hepsi bu cümleden.

Eğitimden bahsediyorsak, marifeti, fazileti, ahlakî değerleri, karakteri, kalp-kafa bütünlüğünü hesap etme zorunluluğu ortada. Farkına varmadan fanusuna girdiğimiz dünyevileşme tehlikesine karşı nasıl ayakta kalabiliriz; tabii ki bu değerlerle…

Dengesizce kullanıldığında internet veya facebook, twitter gibi sosyal medya içimizdeki özle buluşmamıza perde oluyor sanki. Sanki daha fazla malumatfuruş ve riyakâr hale geliyoruz. Küçük yaşlardan itibaren cömertçe kendi zeminine çekiyor medya. Kötülükle iyilik böylesine iç içe örgüleşmemişti ya da burun buruna gelmemişti, desek yanlış olmaz. Bu hengâmede tercihimizi iyi, güzel, doğrudan yana koymaktan başka çare yok. Geriye dönüşü zor maceralara atılarak kötü tecrübeler yaşamaktansa tercihimizi baştan doğru belirlemek daha akıllıca değil mi? Çocuk ve gençlerimize o ufka ulaşma yollarını göstermek biraz da bizim elimizde.

Kim ne derse desin evlâtlarının yaşına başına göre marifet ve fazilete dair doyurucu bilgiler vermek, evvela ebeveynlerin yerine getirmeleri gereken bir vazife ve sorumluluk. Ama bu başta ilim, iman ve mârifet adına gençlere vereceğimiz bilgilerin dozunu ayarlayabilecek bir donanım ve yetkinliğe sahip olmayı zorunlu kılıyor. Maalesef çoğunluğu itibarıyla yuvalarımız böyle bir anlayıştan mahrum. Çocuklarımızın yüzünü ve davranışlarını o ufka yönlendirecek sağlıklı bir sosyal çevreye de ihtiyaç var. Okulda öğrenilenlerin hem yuvada hem de sosyal çevrede müzakere edilmesini, süzgeçten geçirilmesini de marifet düşüncesinin uyarılması adına değerlendirmekte fayda var.

Niçin? Eğer “bilginin, ilme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn kademelerinden geçerken, bu mertebelerden hangi noktaya dokunulursa dokunulsun orada “Lâ ilâhe illallah” sesinin işitileceği bir seviyeye ulaşılmasına mârifet” deniyorsa, bu kolay bir süreç değil. Hele hele gerçek faziletlerin böyle bir marifet üzerine bina edildiği de düşünülürse, anne-babaların nasıl bir sorumlulukla karşı karşıya bulundukları anlaşılır. Çocuğumuzun evde zar zor aldığı marifet ve fazilet kırıntılarının bile sokak ve okulda eriyip gitme riski yüksek.  Ayrıca sorumluluğumuzu yerine getirmeme gibi bir lüksümüz de yok. Medyanın ve nefsimizin dayanılmaz gücüne karşı olsa da… Çünkü Avrupa ülkelerindeki geleceğimiz, çocuklarımızın ruh inşasından geçer.

17.04.2015 18:30