TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

En besleyici üç armağan: Süt, sevgi ve dil!

‘Anneler çocuklarına sütleri ve sevgileriyle beraber onlar kadar güzel, onlar kadar besleyici bir şey daha verirler: Dil. Dil analardan öğrenildiği için bir insanın kendi diline ana dili denilir. Biz, daha sonra, istersek başka dilleri de öğrenebiliriz ama onlar hiçbir zaman anadilimizin yerini tutmazlar. Anadil bizi ailemize, akrabalarımıza, milletimize, tarihimize bağlar.’

‘Bir dili bilmek demek, konuşulanı, yazılanı anlamak ve bizzat konuşmak ve yazmak demektir. İdeal, bir dilde kullanılan bütün kelime ve deyimleri bilmektir. İşte o zaman, insan geniş duygu ve düşünce dünyasına rahatça açılabilir. Bundan dolayı okullarda büyük önem verilmesi gerekir. Yalnız öğretmenlerin değil ana ve babaların da çocuklarının diline önem vermeleri, onlara bütün kelimelerin doğru söyleniş ve yazılışlarını öğretmeleri gerekir. Çünkü dil bizi hayatta başarılı kılar. Bir insanın bildiği kelimelerin sayısı ne kadar çok olursa onun, anlama ve anlatma yeteneği de o kadar kuvvetli olur.’

Yukarıdaki alıntılar Mehmet Kaplan’ın ‘Dil ve Kültür’ başlıklı bir makalesinden. Anadili veya başka bir dili niçin öğrenmemiz, öğretmemiz gerektiğini yalın bir dille kısaca anlatıyor. Fazla söze gerek var mı?

Görünen o ki, dil hâlâ bizim en önemli meselemiz. Niçin mi? İşte okul çağındaki çocukların gittikçe trajediye dönüşen okuma-yazma sıkıntıları… Günlük hayatlarında, insani ilişkilerde kullandıkları dil seviyesi…

Üstüne üstlük bir de Alman okullarında giderek eriyen ana dilimiz güzel Türkçemiz. Farkında mısınız, bilmem. Birçok okulda verilen Türkçe dersleri Almanya’da anayasal bir hak. Ama okullardan tek tek kaldırılıyor. Bir vurdumduymazlık ki akıllara ziyan… Verilmiş olan bir hak elden gidiyor, kimsenin ruhu bile duymuyor.

Almanya’da yaşayan Türklerin ana dil problemi yanında öncelikle halletmesi gereken bir dil daha var: Almanca. Zira okullardaki önemli gündemlerden biri bu dilin öğretimi. Malûm her ne kadar Türkçe ana dilse de, Almanca birinci dil makamında.

Peki dil eksenli aktüel problem alanları neler? Ya çözüm adına yapılabilecekler…

En temel problem öğrencilerin, hatta ebeveynlerin birçoğunda bir dil bilincinin gelişmemesi. Dil bilincinden neyi kastettiğimiz, ‘Dil niçin önemlidir, ne işe yarar?’ sorularının cevabında saklı. İnsanın sağlıklı kişilik gelişimi ve düşünce yapısında, hayattaki başarısında dilin en önemli faktörlerden olduğu ortada. Konuşarak kendini ifade edemeyen çocukların nasıl haşarı, saldırgan, mızmız oldukları da nadirattan değil.

Bir bilinç eksikliğinin sonucu mu desek, yoksa medyanın daha baskın çıkarak dil yozlaşmasına sebep olması mı bilemem… Bilhassa son yıllarda öğrencilerin dil becerileri ecel terleri döküyor. İlkokuldan orta öğretime başlayan öğrencilerin yüzde 15’inin yazısı okunamayacak düzeyde, üçte ikisi ise yeterli dil bilgisinden mahrum. Bazı öğrenciler, tahtadaki yazıyı bile defterine doğru düzgün yazamıyor.

Okul haricinde kitap okunmuyorsa, okul kitaplarının dahi zorunluluk icabı kapağı açılıyorsa, ana kavramlar bilinemediğinden okudukları metni yeterince anlayamıyorlarsa manzarada şaşılacak bir durum yok.

Dahası WattsApp’te kullanılan dil, genel üslûp halini alıyor. ‘Üslûbu lisan ayniyle insan!’sa vay halimize. Duygu ve düşünceler WattsApp formatı kadar kısırlaşacak demek.

Öyleyse ebeveynler, dil meselesine mutlaka daha ciddi eğilmek durumunda. Kitabı sevdirerek, okuma alışkanlığı kazandırma yolları arayarak işe koyulabilirler. Gelinen noktada aile desteği olmadan dil problemlerinin sadece okulda öğretmenle çözülmesi zor gibi. Ne diyordu Kaplan: ‘Anneler çocuklarına sütleri ve sevgileriyle beraber onlar kadar güzel, onlar kadar besleyici bir şey daha verirler: Dil.’

15.04.2016 17:07