TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Ekran nesli

Laptop, smartphone, tablet… hepsinin ortak özelliği bir ekrana sahip olması. Elektronik aletlere yakıştırılan isimler de ilginç, hani yeri gelmişken. Laptop dizüstü, masaüstü filan, smartphone ise “akıllı telefon”. Akıllı zannettiğimiz aletlerle akıllara ziyan işler de yapılmıyor değil!

Neyse… İşte bu teknolojik aletler yüzyılımızın en önemli icatları. Onlarsız hayat mümkün  mü! Pek değil gibi. Üstelik insan hayatını da derinden etkiliyor. Peki okullar bu etkinin dışında mı? Zaten son zamanlarda bilgisayar ve tablet destekli öğrenme uygulamaları gittikçe yaygınlaşıyor. Öğretme ve öğrenme alışkanlıklarını da değiştiren bu uygulama, haliyle hem tartışma hem de araştırma konusu.

Sekizinci sınıfa giden öğrencilerin bilgisayar ve bilgi becerilerinin ölçüldüğü böyle bir araştırma var, ICILS adında. Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri arasında ilk defa yapılan araştırmaya Almanya, 142 okuldan 2225 öğrenci ve 1386 öğretmenle katılmış. Almanya’daki öğrencilerin genel bilgisayar becerileri (523 puanla) 21 ülke arasında ortada bir yerde duruyor. Çek Cumhuriyeti (553 puan), Kanada, Avustralya, Danimarka ve Polonya en üst sıralarda bulunurken, Türkiye (361 puan) en alt sırada yer alıyor.

Beceriler beş derecede ölçülüyor: Birinci beceri derecesinde, en basit kullanım becerisi söz konusu. İkinci derecede doküman çalışma ve bilgi işlem açısından temel bilgi ve beceriye sahip olma. Üçüncüsünde verilen bilgileri, dokümanı inceleme ve basit şekilde bilgi üretmeyi elde etme. Dördüncü derecede öğrencinin kendisinin bilgileri organize etmesi ve işlemesi, doküman ve bilgileri kendisinin üretmesi. Beşincisinde ise kendisinin ürettiği bilgileri organize edip güvenli şekilde değerlendirmesi, içeriği daha olgun ve dolgun olan bilgi üretmesi.

Almanya’daki öğrencilerin yaklaşık % 30’u ilk iki derece, sadece % 1,5’u ise beşinci derece seviyesinde bilgisayar becerisine sahip. Bu da gösteriyor ki, Almanya’daki öğrencilerin “ekran”ı kullanma becerileri öyle iç açıcı değil. Bu beceriyi geliştirecek en önemli zemin okullar. Almanya’daki öğretmenlerin sadece % 9,1’inin derste her gün, % 34,4’ünün haftada bir kere bilgisayar kullanabildiği, 8,3’ünün ise hiç kullanmadığı düşünülürse tablo daha iyi anlaşılıyor. Öğrencilerin çoğu ana derslerde hiç dijital medya kullanmıyor. Genel olarak okullardaki bilgisayar donanımının yetersizliği ortada. Gymnasium’lar bu alanda da fark atıyor, çünkü öğrencilerin bilgisayar ve bilgi işlem becerisinin en fazla geliştirildiği okullar bunlar.

Peki, ICILS araştırması bize ne anlatıyor? Son yıllarda yeni bir “ekran nesli” ortaya çıktı. Belki kaçınılmaz bir gelişme bu; öğrencilerin başarısı ekranla barışık olmalarına ve ekran becerilerine de bağlı çünkü. Burada gözardı edilmemesi gereken husus, ekranı yanlış ve gereksiz yerlerde kullanmak. Zira ekranda fazla vakit geçirmek, çocukların otomatik olarak bu becerileri kazandıkları mânâsına gelmiyor. Ekran, yani bakmak cazip ve kolay geliyor, nefsi okşuyor. Ama başta insanlar arası ilişkiler, zihin kirliliği ve dil olmak üzere bedeli de ağır olabiliyor.

Öyleyse ekranı bolca sosyal medya, oyunlar, zamanı hoyratça kullanmak için değil, öğrenme ve faydalı amaçlar için kullanma niyeti ve becerisi çok mühim. İnsan hayatını olumlu veya olumsuz etkileme potansiyeline sahip yeni teknolojileri yerli yerinde, ihtiyaca göre ve faydalı şekilde kullanmak en akıllıca yaklaşım. Aslında sağlıklı bir gelecek adına zorunluluk da.

Galiba asıl mesele telefonun aklına kapılmak, internetin cazibesine takılmak değil, kendi aklımızı kullanarak ekranı sahici bir ikra’ya (yani okuma’ya) yöneltmekte yatıyor…

13.02.2015 19:30