TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Eğitim sistemine takılmak

Almanya’da yaşayan Türklerin veya göçmenlerin eğitim durumu tartışılırken iki ana perspektif olduğunu düşünüyorum. Biri Alman eğitim sisteminde fırsat adaletinin eksikliğiyle haksızlığa uğramak, diğeri ise mevcut sistem içinde yürümesini bilmeyip tökezlemek.

Sadece sisteme takılmanın eğitim kaynaklı problemlere neşter vurmayacağı ortada. Aksine bütün olumsuzlukların suçlusunu hep dışarıda aramaya meyilli insanımızın eline bir koz daha vermiş oluruz. Zaten aileiçi eğitimin patır patır döküldüğü hengamede bile Almanları hedefe oturtanların sayısı az değil. Tam da bu ruh haletiyle masum ve kurban rolü oynamanın kime ne faydası olabilir.

Eğitim sisteminin fırsat adaleti noktasında eksikleri elbette var. Aslında göçmenlerin bütün bu eksikleriyle birlikte genel eğitim sistemini tanıması, bilmesi gerekiyor. Bilmezse zaten o sistem içinde çocuğuna nasıl yardımcı olabilir? Diğer yandan aileiçi eğitimde yığınla problemler dururken ve bir türlü üstesinden gelinemezken göçmenlerin eğitim sistemiyle uğraşmaları ne kadar doğru bilemem.

Topu eğitim sistemine atmak yerine mevcut sistem içinde nasıl yürüyebiliriz, eğitimde fırsat adeletsizliğinin olduğu yerleri nasıl doldurup da hedefe yürüyebiliriz üzerine kafa yormak daha isabetli. Çünkü eğitim sistemi göçmenlere yol vermiyor değil. Aksi halde ‘eğitime uzak’ ailelerden gelen binlerce öğrenci liseyi bitirip üniversiteye gitmeyi başaramazlardı. Türk öğrencilerin başarısızlığının birinci nedeni aileiçi eğitimdeki yetersizlikte yatıyor. İnsanımızın eğitim seviyesi ve Alman eğitim sistemini tanıması ölçüsünde başarılı öğrencilerin sayısının artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Tabii ki bu, eğitim sistemindeki yetersizlikleri gündeme taşımaya engel değil. Pekala hatırı sayılır araştırmacılar, sivil toplum örgütlerinin lobi çalışmaları fırsat adaleti yönünde girişimlerde bulunabilir, bazı iyileştirmeler için çalışmalar yapabilir. Fakat Almanya’da eğitim sistemi bilinçli şekilde göçmenlerin önünü kesiyor veya Türklere engel oluyor gibi yaklaşımlar zaman kaybından başka bir işe yaramıyor.

Hangi okul formu olursa olsun Türklerin önü açık. Çocuğuyla ilgilenen, eğitim sisteminin genel yapısını bilen, okul ve öğretmenlerle isnanî ilişkileri sağlıklı seviyede tutabilen herkes çocuğunun istediği okulda eğitim almasını sağlayabilir. Olumsuz istisnalar vardır, ama genel olarak bu böyle.

Dolayısıyla sistem tartışmalarına girmeden bütün olumsuzluklarına rağmen mevcut sístem içinde çocuğuma nasıl destek olabilirim ve hedefe ulaşabilirim, düşüncesine yoğunlaşmak daha gerçekçi geliyor bize. Kaldı ki, sistem değişene kadar şu anki çocuklarımızın durumu ne olacak, sorusu da cevap bekliyor.

Sistem tartışmalarında kabul edemediğim bir nokta da böylesi yaklaşımların velileri tembelliğe itmesi. Sanki kendileri her türlü görevi yapıyor da sistem çocuklarına engel oluyormuş gibi bir algıya saplanabiliyor birçoğu. Eğitim sistemi sorgulanıyor, sorgulanabilir, ama mevcut haliyle bile dünyada seviyesi en yüksek ülkelerden biri Almanya. Mesleki eğitim sistemi ve dual sistem harika şekilde işliyor.

Eğer eğitimde başarı istiyorsak, evvela anne-babanın eğitim adına temel bilgilere sahip olması ve eğitime kendinden başlaması gerekmez mi? Dünyanın en güzel sistemi de olsa aileiçi eğitim aksaksa, aile desteği yetersizse istenilen sonuca gitmek mümkün mü? Kanımca sisteme ve bazı adaletsiz yönlerine takılmadan çocuğumuzun yaşına göre en iyi eğitimi almasını sağlamaya çalışmak en doğrusu. Her şeye rağmen yürüyebilmektedir hüner…

04.12.2015 16:49