TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Dil de duyar!

Her anne-baba bebeğinin dil gelişimini sabırsızlıkla takip eder. Ne zaman “anne”, “baba” diyecek veya yeni kelimeleri sökecek diye. Fakat her çocuğun dil gelişimi farklı oluyor. Bazıları daha erken, bazıları geç, bazılarının dili ise Einstein gibi ancak dört yaşına basınca çözülüyor.

Bir gerçek var ki, doğduğundan itibaren çocuklarla ne kadar düzgün ve çok konuşulursa, genellikle dil gelişimi de o kadar sağlıklı oluyor. Genel motto şu: Bir yaşına basınca bir, iki yaşında iki, üç yaşında ise üç kelimelik cümleler kurabilmesi. Bazı çocukların dili, ailede sevgiyi temele oturtan bir iletişim sonucu ortalamanın üzerine çıkabiliyor. Çocuk eğitimi ise sağlıklı bir ilişki ve iletişimle daha etkin yürütülüyor.

Bu bağlamda ‘Gehirn und Geist’ isimli derginin Ocak 2016 sayısında bebeklerdeki dil gelişimi üzerine ilginç bir haber dikkatimi çekti. Kanada Columbia British Üniversitesi’nden araştırmacıların bildirdiğine göre bebekler henüz birkaç aylıkken dilleriyle egzersiz yaptıkları ölçüde sesleri daha iyi anlıyor ve daha sonra da iyi konuşabiliyor.

Konuşma bilimci Alison Bruderer’e bağlı bir ekip, hepsi İngilizce konuşan ailelerden altı aylık bebekler üzerinde bir test uyguluyor. Testin amacı anadillerinde önemsiz olan bir ses farkını tanıyıp tanımadıklarını ortaya koymak. Sadece Hint dilinde iki farklı şekilde teleffuz edilen “D” sesini uyguluyorlar. Hintçe bilmeyenler bu ses farkını çoğunlukla farkedemedikleri gibi teleffuz da edemiyorlar.

Bütün bebeklerde ilk yedi ayda beyin, ebeveynin anadiliyle yabancı dili ayıramıyor. Çünkü her ikisinde de beyinde aynı duyumsal ve motorik dil bölgesi aktif hale getiriliyor.

Araştırmacılar bebeklerin yarısının dil hareketlerini özel hazırlanmış emziklerle zorlaştırıp Hintçedeki “D” sesini konuşmaya başladılar. Emzik bu sesi çıkarmak için gerekli olan dil ucunun yukarı çıkmasını engellediğinden, gerçekten de bebeklerin “D”nin iki farklı sesini ayırt edemedikleri ortaya çıkıyor. Testle anlaşılıyor ki, henüz birkaç aylıkken bile bebeklerin dili, konuşmaları duyuyor. Ve bu daha sonraki lisan gelişiminde önemli rol oynuyor.

Her ne kadar lisan ve konuşma beyin tarafından işletilen bir sistem olsa da, sadece tatma organı olarak bildiğimiz dilin, dil gelişiminde ayrı bir fonksiyonu daha üstlendiği görülüyor. Fakat bu Yüce Yaratıcının insana bahşettiği nörobiyolojik özellikler. Bir de bu fonksiyonların aktif hale getirilmesi meselesi var ki, o da ebeveynin sorumluluğuna kalıyor.

Mesela dilin konuşulabileceği ve işitilebileceği ortamları hazırlamak. Sürekli bebek veya çocukla onların sözcük dağarcıklarını ve tasavvur dünyasını genişletecek şekilde konuşmak veya okumalar yapmak.

Madem bir yaşına kadar anadilinin ses sistemi bilinçaltına yerleşiyor, bir yaş sonrasında Almanca da konuşarak veya okuyarak o dilin de temeli atılabilir. Çünkü yukarıda belirtildiği gibi yedinci aydan itibaren beyin yabancı dili ayırtedebiliyor.

Eğer bir lisan bir insansa veya üslûb-u beyan ayniyle insansa ya da dil insanın davranış ve karakter yapısında belirleyici en önemli faktörse, çocuğun doğumundan itibaren dil gelişiminde son derece hassas davranma gibi sorumluluğumuz vardır vesselam.

11.03.2016 17:23