TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Demokrasi var demokrasiden içeru

Gelin tanışık idelüm
İşi kolay tutalum
Sevelüm sevilelüm
Dünyâ kimseye kalmaz

Yunus Emre, insana yalın ve perdesiz yaklaşır. Tam manasıyla hümanist bir yaklaşım. İnsanın nereli olduğu, statüsü, kimliği, kişiliği, görüşü onu tanımak için bir değer ifade edebilir. Özde insan, sadece bir insandır.

Toplum içinde yaşamak bizim için bir zorunluluksa, ki öyledir, demokrasi kültürü önem arz eder. Demokrasi dinamik bir süreç. Sürekli canlı tutulması ve geliştirilmesi gereken… Bu yüzden gelişmiş çoğulcu demokratik toplumlarda, “demokrasiyi öğrenme”, “demokrasi eğitimi” gibi kavramlar okul programlarının ayrılmaz parçasıdır.

Ve demokrasi kültürü küçücük yaşlarda, ilkokuldan itibaren verilir. Demokrasi hiçbir endişe duymaksızın birlikte belirleme, katılma, katkıda bulunma gibi davranışlar sergileme kültürünü öngörür. Öğrenciler eğitim süreci içinde bu demokratik davranış şekillerini uygulayarak öğrenirler. Nasıl mı? Öğrencileri ilgilendiren hemen her konuda onların fikirlerine başvurularak… Okullardaki etkinliklerden, derslerin konularına kadar düşüncelerine itibar edilir. Yani birileri sürekli onlar hakkında karar verip onları pasif bir duruma itmez, aksine onlara danışılarak aktif katılımları sağlanır.

Dolayısıyla okul içindeki demokratik işleyişi öğrenciler görür ve yaşar. Yani teoriden ziyade bizzat katılarak tecrübe edilen bir hayat tarzıdır demokrasi. Yemekhanede öğrenciler sırada bekliyorsa, okul müdürü de gelir onların arasında sırasını bekler. Müdür ile hademe arasında “insana saygı” noktasında hiçbir fark yoktur. Statü insanın değerini arttırmaz. Aynı şey siyasetçiler ve akademisyenler için de geçerli.

Yine Yunus’a kulak verelim;

Adumuz miskîndür bizüm

Düşmânımuz kîndir bizüm

Biz kimseye kîn tutmazuz

Kamu âlem yârdur bize

Doktora gittiğinizde, doktorun gözünde sadece bir hasta vardır. O anda, o kişinin kimliği, statüsü, etiketi, “ne kadar çok önemli bir insan” olduğu vs onu alakadar etmez.

Böyle olduğu içindir ki, insanlar rahattır. Akıllarına birilerinin kayırıldığı hissi gelmez. İşte imrenilecek hal! Hümanist yaklaşımlar huzur verir insana.

Demokrasiyi sadece “oy verme” ve “particilik” şeklinde yorumlama oldukça sığ kaçar bu anlayışa göre. O kadar sığ ki, burada çeşitliliğe, kültürel ve fikri renkliliğe yer yoktur. Halbuki demokrasi çeşitlilik demek, farklı kültür ve görüşten insanların birbirleriyle anlaşarak, uzlaşarak ve birbirlerine saygı duyarak bir arada yaşamaları demek. “Li tearafu” kavramıyla salık verilen derince tanışma dururken çatışma da niye? Farklı dünya görüşünden insanlar ancak demokratik bir olgunluk içinde tartışarak fikirlerini savunabilirler. Kimse kimseye hiçbir dayatmada bulunmaz.

İnsanlardaki demokratik kültürün olgunluğuyla toplumun gelişmişliği arasında doğru bir orantı olsa gerek. Öyle olmasaydı, Almanya’daki okullarda demokrasi kültürünün canlı tutulup gelişmesine bu kadar değer verilmezdi. Maalesef Müslüman ülkeler ve toplulukların bu gelişmelerden nasibi yok denecek kadar az. Demokrasiyi o sığ anlayıştan kurtarıp, fertlerin birlikte yaşamasında önemli değerlerden bir değer olarak uygulamaya koymak asli bir görev. Fakat öncesinde bir zihniyet değişikliği şart… Rengarenk çiçeklerin boy attığı bahçe, tek çiçekten oluşan tekdüze bir bahçeden daha zengin ve iç açıcı değil midir?

Avrupa’da yaşayan Müslümanlar demokrasi denilen o kültürün içinde yaşıyorlar aslında. Nimetlerinden istifade ettikleri bu kültürü geldikleri ülkelerde de görme iradesini gösterseler büyük bir katkı sağlamış olurlar demokrasi yolunda. Zira sosyal uzlaşmada çoğulcu katılımcı demokrasi, bir can simidi kadar mühim. Aynen Yunus ruhu gibi…

27.02.2015 20:30