TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Bir ab-ı hayat: Nasihat 

“İnternet icat oldu, nasihat bozuldu!” desek yanlış olur mu bilmem. İnternetle birlikte bilgi kaynakları alabildiğine çoğaldı ve zenginleşti. Peki sanal dünyadaki kuru bilgiler nasihatin yerini doldurabilir mi? Sanmıyorum. 

İnsan, doğal insanî ilişkilere her zaman ihtiyaç duyan bir varlık. Bu ilişkilerin en hoş olanı ise muhabbet. Muhabbetin, gönül sohbetlerinin yerini hangi sanal alem doldurabilir? Hayatın giriftleştiği, bilgi kirliliğinin insanları sarıp sarmaladığı ve sarstığı bir hengamede iki değere her zamankinden daha çok muhtacız: Muhabbet ve nasihat.

Öyle olmasa “Din nasihattir.” buyrulur muydu? Görüntü değil, derûni nasihatlar insanı evrensel ahlakî değerlerle buluşturabilir. Hayatına ruh katar. Nasihat, önce bilmek, tecrübelerden istifade etmek, sonra gereğince amel etmek demek, yoksa Amerika’yı yeniden keşfe çıkıp her defasında hata üstüne hata yapmak değil. Günümüz insanı internet marifetiyle her türlü bilgiye ulaşırken, farkında olmadan muhabbet ve nasihat gibi değerleri bir kenara itti. İtti de ne oldu? “Ben kendime yeterim, başkasına ihtiyacım yok!” narsisizminin neticeleri ortada…

“Nasihat tutmayanı musibet tutar.” der atalarımız. Maalesef öyledir. İnsan kendine yeteceği zannıyla yanılır. Gereksiz hatalarla ömrünün belli kısımlarında talihsizlikler yaşar. Bir değeri değersizleştirmenin bedelidir bu.

Hani bir gün dostları Nasrettin Hoca’ya sorarlar ya, “Hazret, dünyada en değerli şey nedir?“ diye. O da: “Nasihattir. Herkese nasip olmaz.” der. Dostları bir müddet düşündükten sonra, “peki, en değersiz şey nedir?” sorarlar. Hoca bu sefer de, “yine nasihattir.” cevabı verir. Dostları şaşırırlar: “Peki amma Hocam? Bir şey aynı zamanda hem değerli ve hem de değersiz olur mu?” dediklerinde Hoca: “Evet olur. Çünkü nasihat tutulursa değerli; fakat tutulmazsa en değersiz şeydir.” cevabını verir.

Artık kuru nasihatler para etmiyor, tesirsiz kalıyor. Burada da bir tarz-ı nazar değişikliği elzem. Hangi nasihati kime, nasıl yaptığımızın bir esprisi olmalı ki verim alabilelim. Üstad Bediüzzaman bize hoş bir metot veriyor. Diyor ki:

“İşte tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler: “Hased etme! Hırs gösterme! Adâvet etme! İnad etme! Dünyayı sevme!” Yani, fıtratını değiştir gibi zâhiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki: “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz.“ Hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur.” (Mektubat)

Demek insan, fıtratına dercedilen kötü ve faydasız eğilimlerinden kolay vazgeçemiyor. O zaman kötü, faydasız, geçici eğilim veya duyguları başka yönlere kanalize etmek en uygunu. Belki de buna bağlı olarak gençlere yapılan nasihatlar neticesiz kalıyor. “Şunu yapma, bunu etme!” yerine, ne yapması gerektiğini nazara verip hayırlı yöne celbetme… Nasihat ederken insanların yüzünü nereye çevireceklerini ve gidecekleri mecrayı iyi düşünmemiz hatırlatılıyor bize.

Görünen o ki, gerçek nâsihlere ve nasihata eskiye göre daha fazla muhtacız. Her köşe başını fitnenin, düşmanlıkların tuttuğu ifritten bir zaman diliminde birbirimizi hayra çağırmaya, çocuklarımıza tesirli nasihatlara ihtiyaç var. Her şeyden önce de çocuklarımızla birlikte nasihata açık hale gelmeye…

01.01.2016 16:24