TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Bilgisayar, vermezsen ayar, çarpar!

Yıllardır başlıktakine benzer o kadar söz saffettik ki, dilimizde tüy bitti desem sezadır. Ama sağ olsun, 34 OECD ülkesinde yapılan PISA araştırmasının yeni verileri tezlerimizin doğruluğu yönünde. Ezberleri bozan cinsten. Elin oğlu söyleyince belki işe yarar mülahazasıyla üzerinde durmaya değer.

Araştırmaya göre bilgisayar başında uzun süre pinekleyen daha zeki hale gelmiyor. Hatta okulları bilgisayarlarla donatarak öğrencilerin daha kolay ve iyi öğrenecekleri tezi de sorgulanıyor. Çünkü okullara/öğrencilere bilgisayar veya tablet dağıtmakla mesele bitmiyor. OECD’nin eğitim bölümünden sorumlu Eric Charbonnier, öğretmen-bilgisayar ilişkisinde niteliğin altını çiziyor. Öğretmenler, hedefi iyi belirleyip öğrencilerin durumuna göre yerli yerinde kullanabildikleri takdirde ancak bilgisayar faydalı olabiliyor. Zira araştırmada okullarını en son dijital teknolojilerle donatan ülkelerde öğrencilerin okuma, matematik ve pozitif bilimler gibi alanlarda beklendiği ölçüde başarılı olmadıkları belirtiliyor.

Charbonnier, burada öğrencinin bir araştırmayı planlama, önemli bilgiyi önemsizden ayırt etme ve bir kaynağın güvenirliliğini değerlendirebilme becerilerine sahip olmasının altını çiziyor. Teknoloji ne kadar ölçülü ve hedef odaklı kullanılırsa okul başarısı da o kadar yüksek olabiliyor.

Diğer yandan ailelerin sosyal statüsü çocukların bilgisayar ve internetten hangi amaçla istifade ettiğinde de belirleyici oluyor. Eğitimli ve varlıklı ailelerden gelen çocuklar bilgisayarı veya interneti daha çok bilgi amaçlı kullanırken, sosyal açıdan dezavantajlı çocuklar oyun oynama, video seyretme veya sohbet maksadıyla kullanıyor. Almanya, İsviçre, Norveç, Hongkong gibi ülkelerde gelir düzeyi yüksek aileler, interneti sınırlayıp çocuklarını başka aktivitelere yönlendiriyor ve düzenli uykuyu önemsiyor. Yapılması gereken de bu zaten…

Almanya’da 15 yaşındaki öğrencilerin % 99,4’ünün evinde bilgisayar var. Evde günde ortalama 2 saat 24 dakika, okulda ise günde ortalama 14 dakika internete giriyor. Bir kıyaslama olacaksa, Avustralya’daki öğrencilerin okuldaki internet kullanımı günde 58, Danimarka’da ise 46 dakika.

Bilgisayar ve internet artık hayatın ayrılmaz bir parçası. Evlerde ve okullarda bilgisayar ve internet gittikçe yaygınlaşmaya devam ederken, bu aletlerin başında geçirilen zaman da artıyor. “Öğrenci, bilgisayar, öğrenme” arasındaki çarpık ilişkiyi çok açık şekilde ortaya koyan PISA araştırmasına rağmen tutumumuzu gözden geçirmeyecek miyiz?

İster ev isterse okulda çocukların bilgisayar/internet kullanımı konusunda ciddi şekilde bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesine ihtiyaç var. Daha sonra da onları TV dahil bu aletlere mahkum etmeden alternatif aktivite ve meşguliyet alanları oluşturmaya…

Bir kere daha hatırlatalım: Çünkü şiddet içeren, pornografik bilgi ve görüntüler, yanlış arkadaşlıklar gençleri internet bağımlılığına sürüklüyor. Yan etkileri gittikçe artıyor: Öğrencileri hazırcılığa hazırlıyor. Türkçeyi bozuyor. Reklamlarla beyin ve zihin yıkanıyor. Kitap okumayı köreltiyor. Aile içi çatışmaya zemin hazırlıyor. Birlikte yapılacak faaliyetler için gerekli zaman internette zayi ediliyor. Değerler erozyona uğruyor. Kimlik bunalımına yol açabiliyor. Kullanım süresine göre yorgunluk, depresyon belirtileri, obezite artıyor.

Daha saymaya gerek var mı? Demem o ki, bilgisayara ayar vermeyince çarpması muhtemel. Okullarda birçok faydasının yanında tahmin edildiği kadar bir başarı getirmediği tamam; ama zararlı yönlerini en aza indirgemede çözüm bulma görevinin son tahlilde ailelere düştüğü kesin.

18.09.2015 16:16