TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Barış, paha biçilmez bir nimet

Birkaç gündür Ezher Şeyhi ve Mısır Müslümanlarının Akil Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ahmad al-Tayyeb Almanya’da önemli ziyaretlerde bulunuyor, proğramlara katılıyor. Bunlardan biri geçen salı günü Berlin’deydi.

Ünlü Reichstag hükümet binasında seçkin bir topluluğa yaptığı “İslam’ın Barış Potansiyeli” başlıklı konuşmasında “Kur’an, mutlak bir inanç hürriyetini öğretir.” demişti.

Alman Meclis Başkanı Lammert’in siyaset ve dinin her bir toplum kültürünü şekillendiren en temel iki faktör olduğunu vurgulaması, dinler ve kültürler arası bir diyaloğun ‘zarurî ve mümkün’ olduğunun farkına o toplantıdaki tartışmalarda varması da ilginç. Biz Müslümanlar bunun otuz yıldır farkındayız da derdimizi anlatamadık bir türlü…

Ahmad al-Tayyeb, geçen perşembe de Münster Üniversitesindeki “Dini Toplulukların Barış Mesajları” konulu konferansa katıldı.

Konferansta o İslamî açıdan, Alman Piskoposluk Konferansı’nın Dinlerarası Diyalog Altkomisyon Başkanı Dr. Hans-Jochen Jaschke Katolik açıdan ve Avrupa Protestan Kiliseler Topluluğu eski başkanı papaz Dr. Thomas Wipf de Protestan açıdan barış mesajlarını ele aldılar.

Açış konuşmasında Kuzey Ren Vestfalya Bilim ve Araştırma Bakanı Svenya Schulze, barış içinde birlikte yaşamak için karşılıklı saygının altını çizdi, temel haklar ve anayasa vurgusu yaptı: “Almanya temel hakların önemli olduğu bir ülke. Temel haklar, Vestfalya Barış Antlaşmasından da anlaşıldığı gibi tarihimizdeki büyük sancılarla elde edildi. Bu anlaşmadan 271 yıl sonra Weimar Cumhuriyeti’nde devletin dinler karşısında ‘tarafsızlık’ (Neutralität) ilkesi benimsendi. Alman anayasası din özgürlüğünü garanti ediyor.”

Ahmad al-Tayyeb, İslam dünyasında, bilhassa Ortadoğu’da olan çatışmaların, içsavaşların sebeplerini sadece din ile sınırlandırılmaması üzerinde durdu. Yerel şartlar, fakirlik, eğitim, radikal söylemler gibi daha birçok faktörün rol oynadığını belirtti. Hz. Muhammed Aleyhisselam’in alemlere rahmet olarak gönderilmesini, bir kediye eziyet eden kadının cehennemle cezalandırıldığı, bir köpeğe su veren adamın da cennetle müjdelendiği örnekleriyle anlattı. “İçsavaşlar için sadece din sorumlu tutulamaz. Niçin Kuzey refah içinde yaşarken Güney fakirlik içinde yaşıyor? Vahy dinleri insanı mutlu kılmak için gelmiştir, kan akıtmak için değil. Allah katında din birdir. İslamın mesajları diğer dinlerinkiyle örtüşür. Din temsilcileri kendi aralarında diyalog kurmadan ve bir uzlaşma sağlamadan barış mümkün olmaz.” diyen Ahmad al-Tayyeb’in konuşması beklediğim ölçüde ve çerçevede değildi. Terör ve şiddet karşısında daha net ve tatmin edici tavır göstermesini, Müslüman dünyanın içinde bulunduğu durumu daha analitik ele alıp, daha esaslı barış mesajları vermesini arzu ederdim.

Barış üzerine Katolik perspektifi Dr. Hans-Jochen Jaschke ve Protestan perspektifi de Dr. Thomas Wipf sundu. Prof. Jaschke’nin, dinlerin barış kabiliyetini yeniden keşfetmeleri için kendi kaynaklarına dönmeleri gerektiğini vurgulaması önemliydi.

İkinci bölümde dinlerin barış mesajları bilimsel açılardan ele alındı. İslam İlahiyatı Enstitüsü Müdürü Prof. Mouhanad Khorchide İslam adına, Katolik İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Judith Könemann ve Protestan Fakültesi Dekanı Prof. Kermut Löhr kendi dinleri adına kısa değerlendirmelerde bulundular.

Sunumlarda dile getirilen perspektiflerden ortak noktaları felsefeci Prof. Dr. Ludwig Siep, “İşte Yeni Vestfalya Barış Antlaşması“ diyerek beş maddede özetledi: 1) Şiddet din adına hiçbir şekilde meşrulaştırılmamalı (Dinin araçsallaştırılması reddedilmeli) 2) Dinî çeşitliliğe saygı gösterilmeli 3) İnsan hakları kabul edilmeli 4) Başka dindekilere (zorla) misyonerlik yapılmamalı (Ama herkes kendi dinini samimice temsil etmeli) 5) Şimdiki savaşların sebebi din değildir.

Prof. Siep, farklı din ve kültürlerden temsilcilerin farklı gerekçeleri olsa da aynı hedef için bu noktalarda uzlaşma sağlanabileceğinin altını çizdi. Dini referans alan şiddetin üstesinden gelmek için kamuoyunda açık ve bilimsel argümanlarla çalışmalar yapılmasının zaruretine değindi. Dünya dinlerinin barış potansiyeli konusunda fikir alışverişinde bulunmasını bu açıdan önemsiyor.

Konferansın yine din referanslı çatışmaların, savaşların, terör eylemlerinin arttığı bir dönemde Münster’de yapılmasının sembolik bir anlamı var. Zira Münster, 1648’de otuz yıl süren din savaşlarına son veren Vestfalya Barış Antlaşmasına ev sahipliği yapan tarihî bir üniversite şehri. Antlaşmanın imzalandığı salonun girişinde yazılı söz ise hâlâ geçerli: “Pax optima rerum” (Barış, paha biçilmez bir nimettir.)

18.03.2016 15:27