TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Bahara Yolculuk var da kalan biz miyiz!

İnsan davasına inandığı ölçüde sebepler zuhur eder. Kura çekip, bilmediği ülkelere gidenler de inanmışlardı… Okul açıp donanımlı ve ahlaklı nesiller yetiştireceklerdi… Serencameleri farklı ama ruh aynı ruhtu. Okul açmak ne demek, nelere vesile olacak… belki kendileri de afakî planda farkında değillerdi.

Çıta yüksekti. Sahabe mesleğinden bahsediliyordu. Hayatı ve ölümü hakir görme idealize ediliyordu. Sadece bir sızıntı, bir kıvılcım, bir tohum veya surda açılan bir gedikti yapılanlar. Fedakârlık zirve noktada temsil ediliyordu. Katlanılanlar ise aynen şairin dediği gibiydi: “Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; / Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.”

Zaman gelecek sızıntılar çağlayana, kıvılcım bir Rönesans ateşine, tohum rengârenk gül bahçelerine, gedik ise toplumların yeniden dirilişine dönüşecekti. Henüz 20-25 yıl içinde dönüştü mü dönüşmedi mi?

İşte Selam Bahara Yolculuk filmi bu zorlu ama muhteşem dönüşümün ayak seslerini anlatıyor bütün yalınlığıyla. Hizmet, insanları nasıl ıslah ediyor? Oldukça etkileyici ve çarpıcı biçimde işleniyor filmde. Marifet ve fazilet ele ele farklı kültürden insanların giriliyor gönlüne.

Kurada şansına Kırgızistan çıkan İsmail çantasını alıp düşer yollara. Ancak İsmaillerin karşısına ağababaları Şeytan olan zalimlerin çıkması uzun sürmez. Zorluklar karşısında diz çökmeyen İsmail, zalimlere boyun eğmez, inandığı yoldan geri dönmez. Zalim zalimdir, değişik coğrafyalarda da olsa mahiyeti aynı.

Türk Okulları, tarihe damgasını vuracak en büyük projelerden biri. Filmin başında gösterilen mekanda yoğrulan ruh evvela Anadolu’da, sonra bütün dünyada makes buluyor. Adeta engel tanımayan alperenlerin hizmet düşüncesiyle hicreti heyecan uyandırıyor. O aşk şevkle ve değişik hikayelerle destanlaşacak çil çil kubbeler gibi yeryüzü sathına yayılıyor okullar. Bazı aklı evveller de soruyor “Okullar neye hizmet ediyor?” diye. Filmin sonundaki pilot gibi hayatın bütün alanlarında muazzam bir beşerî sermayenin varoluşuna… Ya gez ya da seyret gör… Ahlaklı, dürüst, çalışkan, çalıp çırpmayan, kendi memleketlerini kalkındırmaya katkıda bulunacak donanıma sahip yeni bir neslin yetişmesi uğruna katlanılan zorluklar, bitip tükenme bilmeyen azimle fedakârlıklardan bir pencere sunuyor bize.

Bu okullara yan bakmak, hele hele kapatmaya kalkışmak tam bir patolojik vakıa. Gelişmiş ülkelerin geleceklerini garanti altına almak için ilk yaptığı icraatlardandır eğitim faaliyetleri. Sivil toplum olarak Hizmet, globalleşen dünyada eşi benzeri görülmeyen bir aksiyonla bu işi yürüttü, yürütüyor. Hem hiçbir gelişmiş ülkenin eğitim faaliyetleri bu derece yerli halk tarafından benimsenmediğini de rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunu nereden anlıyoruz? Beş kıtadaki farklı kültürlerden, coğrafyalardan yerli halkların Türk Okullarına gösterdiği kalbî teveccühten…

Bazıları hâlâ Müslüman olmayan ülkelerdeki okullara niye yardım edelim ki gibi safça davranışlarda bulunadursunlar, filmde farklı inançtan kızın, hem de ailevi problemleri sebebiyle travmalara maruz kalmasına rağmen nasıl rehber haline geldiğini görüyoruz. Öğretmeninin özverisi, sevgisidir o kızı yeniden hayatla buluşturan. Fakat bir insan kazanma nedir bilmeyenlerin, insanın gönlüne girme gibi bir derdi olmayanların nasıl ahlâksızca ve pervasızca bu masum insanlara saldırdıklarına şahit olduk, oluyoruz.

Halbuki; klasik dizi formatındaki müziği pek tat vermese de, film, gerçek hayattan izler taşıyor. Gerçek hayatta böylesine güzellikleri yaşayanlara neler reva görülmedi ki son yıllarda! Mühim değil, dönüşte Dortmund’dan Hamm’a gelirken sohbet konumuz haliyle filmdi. Hanımın değerlendirmesi ise mesajın anlaşıldığını en açık şekilde gösteriyordu: “Bu insanları kim bitirebilir ki!”

20.03.2015 19:30