TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Bağımlılığa karşı bağımsızlık mücadelesi

Böyle giderse bir gün gelecek topyekun insanlık bağımlılığa karşı bağımsızlık savaşı verecek. Hem bağımlılığa teşne insanlar, hem de bağımlılık yapan cihazlar hızla artıyor. Bağımlılık hastalık olarak değerlendiriliyorsa, gelecekteki hemen bütün toplumlarda bu çeşit hastalıklar hızla yayılacak demek.

Galiba birileri beyindeki ödül merkezini iyi analiz etmiş. Cep telefonu, bir yılda 100 milyondan fazla insanı günde en az 60 defa kendisine çekecek kadar bağlayabiliyorsa, bu gelişmeden korkulur. Dünyada 2014 yılında 174 milyon cep telefonu bağımlısı, daha bu yıl yüzde 60 artarak 280 milyona çıkmış. Böyle giderse yakın bir gelecekte insanların çoğu elektronik bir cihaza bağlanıp veya sosyal ağa takılıp kalacak. Bağımlılığın yan etkileri ortaya çıktıkça korkarım yine geç kalınacak.

Çocuklarımız dijital dünyanın hangi dehlizlerine sürükleniyor, tam boyutlarını kestirmek güç. ‘Blikk-Medien’ projesinin bir araştırmasına göre 9-10 yaşlarındaki çocukların % 60’ı ancak yarım saat dijital medyadan uzak kalabiliyor. Yani her yarım saatte bir dijital medyanın birine girip bakmak istiyor. Son derece sağlıksız bir gelişme. Yarım saat bile smartphone’suz veya başka bir elektronik aletsiz yaşamada zorluk çekebiliyorsa çocuklar, yarın birkaç saatlik derslerde nasıl sabır gösterip bir şeyler öğrenecekler merak konusu.

Alman Federal Uyuşturucu Sorumlusu Marlene Mortler (CSU), birçok gencin medya bağımlılığı belirtileri gösterdiğini belirterek bir uyarıda bulunuyor: “Bu sebeple bir an önce çocuklar ve anne babalarında medyayı sorumluluk bilinciyle kullanmayı geliştirmek lazım.”

Aksi halde ne olur? Çocuk doktorları, aşırı derecede medya kullanımının bazı sağlık problemlerine yol açtığını vurguluyor. Bilhassa baş veya sırt ağrıları gibi. Uzmanlar uzun süre ekran başında kalan çocukların sosyal yalnızlık yaşadığının altını çiziyor. İnsanı yanlış yapmaya iten önemli faktörlerden olan yalnızlığı ciddiye almayacak mıyız? Üstelik psikososyal, dil gelişimi ve maneviyat açılarından olumsuz yansımalarıyla tablonun vehameti ortada dururken…

Almanya’da 14-64 yaş arası yarım milyondan fazla insanın internet bağımlısı olduğu belirtiliyor. İnternetle birlikte smartphone, sigara, alkol, uyuşturucu, TV, bilgisayar oyunları, şans oyunları, cinsellik, kumar, tüketim gibi bağımlılıkları hesap ettiğimizde toplumu hangi boyutlarda tehditlerin beklediği ortaya çıkar. Söz konusu bağımlılıkların yan etkilerinin sebep olduğu hastalıklar, hastaların ve ölüm vak’alarının toplamının ne kadarına tekâbül ettiğini tahmin etmek zor değil.

Peki çözüm ne? Kendimizi ve çocuklarımızı bağımlılığın her türlüsünden uzak tutmak. Erken yaşlarda bütün bağımlılıklara set çekecek şekilde orta yol bir eğitim metodunu takip etmek. Bu konuda bize destek olacak bolca dinî ve ahlakî değerlerimiz mevcut. Mesele insana sağlıklı ve mutlu bir hayat vaad eden o değerleri hayata geçirmekte.

Madem bağımlılık kötü, insanı her yönüyle yozlaştırıyor, tercih elimizde. Çocuklara doğumundan itibaren fıtrata uygun çerçevede bir eğitim verebilirsek şayet, günümüzün dayatmaları karşısında biraz şansımız olabilir. Yoksa fırtına çok güçlü esiyor, kök sağlam olmazsa devrilme mukadder. Ruh ve zihin dünyamızı iyi besleyemezsek dumura uğrama veya ifsat kanalları açık kalabilir. Bu işin şakası olmadığı gibi boşluk da kabul etmiyor. İnsanın bünyesinde bağımlılığa kapı aralayacak o kadar kanallar var ki, hepsine karşı baştan önleyici tedbirler almaktan başka çare yok.

Yoksa bağımlılığa maruz insanların bağımsızlık mücadelesini kazanmaları imkansız olmasa da, kolay değil. Kaybettiklerini geri getirmesi ise mümkün değil…

11.09.2015 16:53