TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Adam gibi tıp etiği

Etik üzerinde çokça tartışılan bir konu. Her toplumun kendine göre farklı etik anlayışları olabiliyor. Gerçekten insanı merkeze alıyor ve ihtiyaçlarının giderilmesi adına ona insanî yaklaşımlar sergiliyorsa evrensel bir etikten söz edilebilir. 

Almanya’da bir süredir yaşadığım ve şahidi olduğum yaklaşımlar bu cinsten. Muhterem pederimiz ağır bir hastalık geçirdi. Tedavisinin bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı da Almanya’da yapıldı. Elbette pederin yaşadıkları, tecrübeleri çok mühim. O, hastaya yaklaşım ve tedavi yöntemlerinde büyük bir uçurum olduğunu söylüyor. Benim Türkiye’dekileri tartacak durumum yok, kimseyi de zan altında bırakmak istemem. Hem yeminlerinin hakkını fazlasıyla veren özverili doktorları da tenzih ederim. Zaten hukuk anlayışı, eğitim sistemi, demokratik zihniyet, şehirleşme, ekonomik hayat, sağlık hizmetleri gibi açılardan iki ülkeyi kıyaslamanın absürtlüğü ortada. İnsani gelişim endeksinde (2014) Almanya’nın 6. Türkiye’nin ise 69. sırada olduğunu hatırlatalım. Türkiye’nin çağ atladığını iddia edenlerin dikkatini çeker mi bilmem, sanmıyorum… Bundan bağımsız Almanya’daki sağlık hizmetleri, doktorların hastayla ilişkileri ve etik yaklaşımları hakkında birkaç hususu aktarmak istiyorum.

Evvela Almanya’da genel olarak referansıyla işleri hızlandırma veya iyi hizmet alma adına herhangi bir tanıdık arama ihtiyacı hissetmiyorsunuz. İnsanın etiketi, statüsü, kimliği, kişiliği önemli değil, kimseyi ilgilendirmiyor bile. Sadece “hasta bir insan” olarak eşit muamale görmesi tamamen sağlam bir etik anlayışın ürünü. Bu anlayışın gelişmesinde  sağlık hizmetine aktarılan maddi kaynak önemli rol oynayabilir.

Böylesi ciddi hastalıklarda doktorlar hastası için zaman ayırıp, enine boyuna bilgilendiriyor. Doktorların hiçbirini önceden tanımıyoruz. Ev doktorunun sevki ile bir hastaneye gittiğimizde ilk defa bir görüşme yapıyoruz. Hemen her doktorun rutin bilgi toplama, meseleyi anlama sürecindeki ve daha sonraki tutumu oldukça hümanistçe. Hastanın hastalığına en iyi çare olabilecek tedaviyi yapan bir yer varsa doğrudan doktorun bizzat kendisi orayla irtibat kurup, hastayı yönlendirmesi insanı bayağı rahatlatıyor.

Mesela ışın tedavisini kendisi yapabilecekken, bazı ince risklerinden dolayı hastayı düşünerek, bu işi daha yüksek teknolojinin kullanıldığı bir başka yere sevketmesi ve yardımcı olması tamamen bir etik anlayışın sonucu. Biz yapamıyoruz diyerek başından da “savabilirdi”, ne de olsa 75 yaşında Almanca bilmeyen yabancı biriydi hastası. Öyle değil. Kim olursa olsun tamamen insan merkezli ve ona yardımcı olma kanalları sonuna kadar açık.

Hastanın yaşadıklarını empatiyle ona hissettirmeleri de muazzam bir rahatlatma vesilesi. Başka bir yere sevk edilen hastanın oraya nasıl gidileceğine varana kadar herşeyiyle ilgilenmeleri, şahsi işlerini bile halletmeleri hümanist bir anlayışın emaresi. Düşünün, hastanın herhangi bir tesiste veya hastanede tedavisi devam edecekse oraya nasıl gidileceği, hastalık kasasıyla görüşüp maddi işlemlerinin halledilmesi, kendisine sevkeden doktoruyla görüşüp en uygun tedavi yerinin tespit edilmesi gibi hususlar da dahil bu hizmete. Hastanın hiçbir hezimet yaşamaması üzerine kurulu ve son derece humaniter bir hizmet anlayışı.

Hele hele her yattığı ve tedavi gördüğü hastanedeki doktorlarına doğrudan telefonla ulaşmak harika bir uygulama. O an müsait olmasa bile en kısa zamanda bizzat size dönmeleri fevkalade bir güven duygusu veriyor insana. Her konuda sorularınıza cevap alabiliyorsunuz. İlk görüşmeden itibaren samimi bir ilişki kurulabiliyor doktorlarla.

Daha önce yattığı hastaneden bir bilgiye ihtiyaç duyulduğunda telefonla herhangi bir doktora ulaşıp o belgeyi ilgili yere hemen fakslatabiliyorsunuz.

Yani Almanya’da hem etik hem lojistik sistem hem de altyapı hizmetleri işliyor, istediğiniz doktora her an ulaşabiliyor ve anında yardım alabiliyorsunuz. Hastanın hiçbir yakını olmasa bile her türlü ihtiyacını gideren hizmet anlayışını da zikretmekte fayda var. Refakatçi anlayışı yok. Hasta bakıcı veya hemşeriler her türlü ihtiyacı gidermek üzere eğitim alıyor.

Hastaneler son derecede sakin ve “hastane kokmuyor”. Allah, bu güzellikleri neden Almanlara vermiş dersiniz!

25.10.2015 16:20