TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Açlık dost olunca

GEO dergisinin ‘Fasten’ (Oruç) konusunu kapak yaptığı (Mart 2016) yazının başlığı aynen böyle. Bilinçli oruç tutunca, açlık insana faydalı bir dost haline geliyor. Oruç tutmak elbette sadece aç susuz kalmak değil… çeşitli din ve kültürlerde farklı formatlarda yeri olan “insan tabiatının ve kültürünün evrensel bir parçası.”

Orucun evrenselliği makalede şöyle vurgulanıyor: “Sokrat, zihni verimlilik için oruç tutuyor. Paracelsus, oruç tutarken aktif olan bir “iç doktor”dan söz ediyor. Musa, İsa, Muhammed [Aleyhisselam] ve Buddha Allah’a veya kendine yakınlaşmak maksadıyla haftalarca kendilerini yemekten men ediyorlardı. Bütün dinler, geleneksel kültürler ve tıbbi yaklaşımlar, orucu temizlik terapisi olarak kullandılar.”

Ayrıca orucun her yönüyle ruh ve bedeni temizlemesi açısından faydaları üzerinde duruluyor. İlginç şekilde “Her şeyin bir zekâtı (temizlenme vasıtası) vardır, vücudun zekâtı da oruçtur.” (Kütüb-i sitte) hadisi tam da orucun bu mahiyetini özetliyor. Pakistan’da bir cami avlusunda verilen iftar resminde ise “Her şeyin bir kapısı vardır. Allah’a ibadetin kapısı da oruç tutmaktır.” hadisinin yazılması manidar.

Bunun içindir ki Kitap ve Sünnet’e ittiba eden biz Müslümanlar ibadetleri genellikle faydalarıyla pek ilgilenmeden ifa ederiz. Yani sırf Allah rızası gözetilmesinden dolayı, fayda mülahazası buna zarar vereceği düşüncesiyle üzerinde pek durulmaz, önem de atfedilmez.

Ancak oruç gibi insan sağlığıyla doğrudan ilgisi olan bir ibadetin vücut ve ruhumuza ne tür etkileri olduğunu bilmek, bu ibadetin daha bilinçli yapılmasına vesile olabilir. Tabii ki Allah rızası düşüncesinden ödün vermeden.

Özellikle kalori bombardımanı altında yaşadığımız günümüzde oruç tutmanın ayrı bir önemi var. Belli zamanlarda bilinçli oruç tutmanın beden ve ruha faydası zamanla daha iyi anlaşılıyor. Vücut içten beslendiğinde kendi kendini temizlemeye başlıyor. Evvela makaleye göre normal kilolu bir insanın (170 cm / 70 kg) teorik olarak 40 gün, biraz kilolu olanların ise (170 cm / 90 kg) yaklaşık 100 gün gıdasız yaşayabildiğini belirtelim.

Vücudun gıdasını içten alması biraz zamana vabeste. İlk günler alışma dönemi ki özellikle yaz aylarında strese, yorgunluğa vs. sebep olabiliyor.

Bir gün vücuda gıda alınmadığında karaciğerdeki şeker rezervi bitiyor. Adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları vücutta kısa süreli aktif hale geliyor. Sindirim kanadından ve kaslardan alınan az miktarda proteinle biraz idare eden sistem hızlıca yağ depolarına yöneliyor.

Yaklaşık 15 saat sonra depolardaki yağlar kullanılmaya ve karaciğerde değişim başlıyor. Gıdadan alınan glikoz yerine beyin veya kalpten temin edilen enerjiden de bir süre istifade ediliyor. Vücut yağlarının yakılmasıyla ‘keton’ denen özel bir yakıcı madde ortaya çıkıyor. Orucun sırlarından birini içinde barındıran yağ moleküllerinin erimesiyle meydana gelen enerji dolu bu yakıcı madde, artık aç vücudun tek hâkimidir.

Bu süper yakıtlar, vücudumuzdaki biyokimyasal programın baş aktörleri durumunda. İnsan beynine de doğrudan tesiri olan bu yakıtların düşünme, öğrenme, hatırlama gibi birçok alanda da önemli rol oynadığını yeni araştırmalar gösteriyor. Araştırmacılar, oruç tutarken beyin hücrelerinin yenilendiğinin ve zihin kapasitesinin artığının altını çiziyorlar.

Oruç, neredeyse vücudun her köşesine faydası dokunan sırlı bir gücü barındırıyor içinde. Beyinden kan dolaşımına, kaslardan eklemlere, mideden bağırsaklara, yaşlanma ve unutkanlıktan depresyona, kanserden zihin zindeliğine kadar birçok bağlamda olumlu tesirleri ve hikmetleri var. Yani insan vücudu ve ruhunu tedavi edici sayısız faydası olan bir ibadet.

Makalenin sonunda GEO redaktörü ve biyokimyacı Dr. Hania Luczak, dergideki makalenin hazırlanmasında katkıda bulunan arkadaşlarının o günlerde günde 16 saat oruç tuttuğunu ve çalışmalarında da hiçbir aksaklığın yaşanmadığını not düşmüş. Samimiyetle yazmanın en büyük esprisi bu olsa gerek.

Not: Okurlarımızın feyizli bir Ramazan geçirmelerini ve bu mübarek ayın hayırlara vesile olmasını dilerim.

03.06.2016 17:40