TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Korkma, ne sen darısın, ne de ben tavuk!

Sosyolog Klaus J. Bade döktürmüş yine bir araştırmasında. Artan kültürel çeşitlilikten Almanların korktuğunu, bu işten aşırı sağcıların kazançlı çıktığını yazıyor. Bunu da toplumda oluşan „negatif entegrasyon“ kavramıyla açıklıyor.

Aslında her toplumda adiyattan mevzular bazen büyütülür. Toplumu geren de böylesi “abartma”lar. İnsan kendini darı görmeyedursun, bir çırpıda herkesi tavuk sanmaya başlar ya o cinsten. Yabancı kültürün tehditkar bir unsur addedilmesi de böyle bir şey. Almanya’da yaşıyorsan, hayatınızın bir kesitinde ağrınıza giden bir tecrübe yakalamıştır sizi de. İnsanın ağrına ne gider? Dışlanmak. Hakir görülmek. Pegida Hareketi ve kıyısından kulağından destekçileri de buna hizmet etmiyor mu biraz!

Bir kısım Almanların “yabancı” takıntısı, işlerin tıkırında gitmesine perde oluyor. ‘Yeter be!’ diyesi geçiyor insanın içinden! Gerçi hangi toplumda işler tıkırında gidiyor ki! Ama en azından gereksiz kırıklık ve kırgınlıklardan kurtulmak mümkün. Birkaç insanın kendini darı görmesinde problem yok, her zaman her yerde bulunabilir onlar. Fakat toplumun önemli katmanlarında, hatta merkezinde bu rahatsızlık var ise, ciddiye almak iktiza eder.

Yabancı kültürü, kendini yiyip bitirecek tavuk gibi görmek, birlikte yaşamaya en büyük engel. Önyargılarla örülü toplumlarda farklı kültürden insanların birbirlerine kem gözle bakmaları ve sonucunda da korkular yaygınlaşıyor maalesef.

Yıllardır Almanya’da tam da bunlar yaşanmıyor mu? Klaus J. Bade de bunu anlatmaya çalışıyor. Aslına bakılırsa herkes haklı. Her iki toplum yapısında da türlü türlü hastalıklar cirit atıyor. Algılar farklı, beklentiler farklı, zihniyet farklı, en nihayetinde kültür kodları farklı. Asırları aşan önyargılar, şu zamanda bu önyargıları besleyen hadiseler, internet marifetiyle herkesin anında herşeyden haberdar olması tuzu biberi işin.

İki dünya savaşı yaşamış bir toplumun geçirdiği kahredici travmaları görmezden gelebilir miyiz? Bu muazzam savaşların küllerinden kısa sürede ayağa kalkmak kolay mı? Hakkını verelim, Almanlar çok çalışkan bir millet. Herşeye rağmen, hem de sadece son iki dünya savaşında bile büyük bedeller ödeyen, olumsuz tarihi tecrübelerinden ders çıkarmasını bilen bir halk. Sahici bir demokratik hukuk devletinden söz edilebiliyorsa bugün, bu bedelin ürünü. Misafir işçiye ihtiyaç duyulduğunda gelenlerin kalıcılığını kim kestirebilirdi ki o zamanlar? Çoğu zaman insan iradesi dışında cereyan etmiyor mu sosyal hadiseler? Bakın işte kader denk noktasında, eskiden iş gücünü değil, şimdi de nüfusu azalırken Almanya’nın insan ihtiyacını da karşılıyor Müslümanlar. Ve artık herkes kabul ediyor ki (Pegida(cılar) hariç!), İslam ve Müslümanlar bu ülkenin bir parçası.

Parçası ama problemler de bu aşamadan sonra başlıyor işte. Almanya’ya ve Almanlara bazı yönleriyle gerçekten “yabancı” bir unsur gibi durmuyor mu Müslümanlar? Bir de İslam memleketlerindeki ürkütücü hadiselere bakınca medya çağında bu “yabancı”dan korkmamak da elde değil. Kendimizi onların yerine koyabilirsek bir an, anlayabiliriz. Almanlar kendilerine göre cennet gibi bir ülke kurmuşlar, Müslümanlar ve İslam dünyasında yaşananlar bu cennete uygun düşmediği gibi, cehenneme dönüştürmesinden de ürkütüyor. Belki farklı kültürden insanlara tepeden bakış, Avrupa, hatta Germen merkezli bu bakışın insanlığın geldiği nihai en doğru bakış zannını da yeri gelmişken zikredelim.

O zaman Almanlara ve Müslümanlara düşen birbirlerinin hassasiyetlerini öğrenmesi, herkesin birbirini kendi konumunda “insan” olarak kabullenmesi. Toplumda artan kültürel ve etnik çeşitliliğin “tehlike” olarak algılanmamasında ve korkunun yenilmesinde başka bir yol da gözükmüyor. Kendi ülkesinde yabancı durumuna düşme korkusu veya kendini koruma adına içe çekilme yaklaşımı normal bir gelişme değil elbette. Kendine güvenen insanlar başka kültür ve akımlardan niye korksun ki!

02.01.2015 20:30