TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Dört adımda okul başarısı

Birçok öğrencinin okul başarısıyla başı dertte. Eğitime önem veren aileleri en fazla yoran bir husus. Eğitimin sadece adıyla yetinen ailelerin ise hiçbir şey umurunda değil zaten.

Ne yapmalı ki, öğrenciler belli bir okul başarısını yakalayabilsinler? Dört adımda bu gerçekleşebilir: Gayret, derse hazırlık, dersten sonra evde tekrar ve süreklilik.

“İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.” beyanı insan hayatının en mühim dinamiği niteliğinde ki, bu ilk adım. Ne olursa olsun, çalışmak, faydalı bir hedefe matuf gayret göstermekle mükellefiz. Çalışmadan, hangi isteğimizin karşılığını elde edebiliriz ki! Biraz kafa yorma, düşünme, akıl yürütme, en azından öğrenmeye niyet etme kadar da olsa küçük gayretlerle büyük neticeler alınabilir. Yani, ne olur biraz zihnî gayret… Nasıl öğrenebilir ki insan başka türlü? Sıkıntı tam da bu noktada. Adeta “armut piş, ağzıma düş!” kolaycılığı ve pişkinliğinde birçok öğrenci. Olmaz! Böyle gitmez! Hayatın bu kadar kolay olduğunu düşünerek yola çıkanların, bir süre sonra hayal kırıklığına uğrayacakları kesin, ama çoğu kez de geç kalarak…

İkinci adım derse hazırlık. Her yeni konuya ön hazırlık yapmanın birçok avantajı var. Bir kere konuyla ilgili kavramları öğrenmek, işlenecek konunun genel içeriğine bir bakmak, öğrencinin dersi anlamasına yardımcı olur. Öğretmeni en iyi şekilde anlayacağı gibi, derse aktif katılımını sağlar. Kendine güveni artar. Biraz zor bir konuysa sadece ders kitabıyla yetinmeyip o konuyu örneklerle daha iyi anlatan yardımcı kitaplar karıştırabilir. Yeter ki azcık öğrenmeye azmetsin. Hafta sonu bir iki saatini ön hazırlığa ayıran bir öğrenci bile okul başarısında mükâfatını mutlaka görür.

Üçüncü adım o günkü dersin evdeki tekrarı. Bir konu derste işlendi. Hemen o gün evde o konu gözden geçirilse, anlayıp anlamadığı noktalar ortaya çıkar. Böylece hem anladıkları daha da pekişip akılda kalıcılığı sağlanır, hem de anlayamadığı hususları bir sonraki derste öğretmene sorma imkanı yakalar. Aslında her öğrenci neyi ne kadar öğrendiğini önceden test edebilse, sınavlara da kendinden emin en iyi şekilde hazırlanmış olur.

Dördüncü adım ise “Az da olsa devamlı yapılan makbûldür” sözü doğrultusunda öğrenmede sürekliliği sağlamak. Son yıllarda medya bağımlılığının arttığı malum. Bağımlılığın bilhassa öğrencileri kahredici bir durağanlığa, öğrenmede tutukluluğa sürüklediği de. Sanki düşünme kabiliyetini köreltiyor, beyinleri süngerleştiriyor gibi geliyor insana. Elbette suç medyanın kendisinde değil. Eksikliği onu ne kadar nasıl, hangi niyetle kullandığında, hatta kullanma becerisinde aramak daha doğru.

Ders başarısızlığı bir sonuç. Öğrencinin bu hazırlıkları yapacağı, öğrenmeye motive olacağı aile ortamı işin en mühim yanı. Ebeveynler, çocuklarından okul başarısı beklerken, onlara hangi zeminleri ve imkânları sunduklarını da gözden geçirmeleri isabetli. Soru şu: Eğitime gerçekten önem verip gereklerini yerine getiren, çocuklarına yatırım yapan bir aile mi, yoksa eğitimi sadece öylesine yılda iki üç defa veli toplantılarına katılmayla sınırlı tutan bir aile mi?

Avrupa’daki Türk ebeveynlerin çoğunun eğitim konusundaki yetersizlikleri, dolayısıyla eğitim seminerlerine katılarak en temel yol ve yöntemler üzerine bilgilenme zarureti ortada. Eğitimde herkesin kullanacağı bir reçete yoksa da, okul başarısında bazı basit uygulamalarla hedefe ulaşmak mümkün. Derse ön hazırlık ve sonrası ki tekrarla, ufacık gayretlerin devamlılığının başarıyı artıracağından eminim. En azından ebeveynler bu noktalara dikkat edebilirlerse çocuklarına en güzel desteği vermiş olurlar.

19.12.2014 19:30