TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Üretici mi olacaksın, tüketici mi!

“Üretici” dediysem, patlıcan, makarna üreticisi anlaşılmasın hemen. Ticarî manada kullanılan üreticiliği kastetmiyorum. Bir genç başka ne üretebilir? Başarı üretebilir, sosyal ve zihnî alanda birçok şey üretebilir.

Aslında insanları genel olarak “üretici ve tüketici” diye de ikiye ayırabiliriz. Tabii burada söz konusu olan ağırlıklı bir üretme ve tüketme.

Çevremize bir bakarsak ne demek istediğimiz daha net görülebilir. En sadık tüketiciler genellikle çocuklar ve gençler. Neredeyse bütün sistem bu iki hedef kitle etrafında dönüyor. Bilhassa medya, canavarca ve doyum bilmez bir hırsla bu kitleyi esir almaya çalışıyor. Çoğunlukla alıyor da…

Eğer üretmeyi iş üretme, bilgi üretme, öğrenme üretme, sosyal faaliyetler üretme, kültürel sermayeyi geliştirmeye yönelik faydalı hobiler üretme şeklinde ele alırsak, üreticinin nitelikleri de ortaya çıkar. Yani hem üretimde hem de tüketimde iyi ve doğruyu seçmekle karşı karşıyayız.

Bilgi, ama nasıl bir bilgi? Öğrenme ama neyi? Sosyal faaliyetler, ama nerede nasıl? Faydalı hobiler, hangi imkanla ve motivasyonla? Peki bir bilinç olmadan tercihleri doğru kullanmak mümkün mü? Elbette değil.

Dikkat edin… Çocuklar ve gençler hiçbir şey üretmeden veya doğru ve faydalı bir üretme bilincine ulaşmadan tüketime fokuslanıyor. Galiba üretmek biraz ‘olmak’tan geçtiğinden zor geliyor, tüketmek ise “sahip olmak” demek ki gençler için daha kolay. Evet, olmak zordur, sahip olmak kolay… Gerçek şu ki, sahip olarak “olmak” gerçekleşmiyor.

Bu yüzdendir ki, zihinsel bir faaliyette bulunmak bazen öğrencilere Kaf dağından ağır geliyor. Günümüzde tüketime teslim oldukça zihinsel ve sosyal üretim dumura uğruyor sanki. Her anlayıştan gencin hayat tarzına göre ayarlanmış muazzam tüketim tuzakları hazır. Kişilik özellikleri bir yana, dinî ve kültürel bakış açısına göre şekillenmiş tüketim alışkanlıkları var. Makyaj kullanıyorsa ona göre, başörtüsü takıyorsa ona göre, tırnaklarına nasıl bakıyorsa ona göre, rüzgar nereden esiyorsa saç düzeni ona göre, seyrettikleri diziler nelerse çanta, ayakkabı vs. ona göre…

Medya esiri gençlerimiz güya özgürlüklerini yaşıyor. Kimlerin cebine para akıttıklarının farkında bile olmaksızın onulmaz bir esaret bu. Oysa üretmek için çalışmak gerek. “Leyse lil insane illa masea (İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır!) sözünde manasını bulan… Evet çalışacak, iş veya bir değer üreteceksin… Hayatı en verimli yaşamanın yolu buradan geçiyor çünkü. Üreten genç, geleceğine en iyi yatırımı yaparken, hep tüketmeyi tercih edenler sadece kendileri etrafında o anı yaşıyor. Düşünün; facebook, bilgisayar oyunları, internet, smartphone’lar, PSP vs. gibi günümüzün tüketim aletleri yerli yerinde ve kontrollü tüketilmediğinde zamanımızı da, ömrümüzü de tüketmiyor mu? Niçin en büyük sermayemizi göz göre göre bunlara çaldıralım ki! Sadece sigara, alkol gibi alışkanlıklar bedenimizi, sağlığımızı, paramızı heba etmiyor!

Elbette tüketeceğiz ama haram-helal dairesine bağlı kalarak… Faydalı olanı tercih ederek… Temel ihtiyaçlarımıza öncelik vererek… Ve bir şeyler üretmeyi ihmal etmeden tüketeceğiz. Zira bir kutlu söze göre “Veren el alan elden üstündür!” Üretmek vermek, tüketmek ise almak değil midir?

Mutluluk hormonu dopamin işte o zaman doğal yollarla o ihtiyacı giderebilir. Yoksa sadece tüketimle bırakın bir parça hakiki mutluluk yakalamayı, gerçek hayatın tadını hiçbir zaman çıkaramayız. Sahip olmak geçici bir tatmin hissi uyarsa da, gerçek mutluluk iyi ve doğru şeyleri üretmek ve “olmak”ta yatıyor. Çünkü üretmek daha çok iradenin işidir, tüketmek de nefsin… Sadece nefsin peşine takılanların nasıl bir hayat yaşadıklarını görmek için çevremize bakarak bir kere daha düşünelim derim…

13.03.2015 19:30