TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Özgürlük adına din, devlet ve toplum çatışıyor mu?

Başlıktaki soru Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Yeşiller Partisi’nin eyalet meclisinde düzenlediği ‘Din Siyaseti Kongresi’nde ele alındı.

Zamanlama ilgiyi de arttırıyor. Paris saldırısı sonrasında gerçekleşen kongrede yaklaşık 200 kişiye öğleden önce ve sonra üçer panel seçeneği sunuldu. Konular gündeme göre iyi belirlenmiş. Şahsen, “Din özgürlüğü. Kimin din özgürlüğü? Negatif ve pozitif din özgürlüğü” ile “Dünya görüşünde çoğulculuk – Toplumsal gerçeklikle hukuki eşitlik arasında” başlıklı panelleri tercih ettim. Modaretörlüğünü Federal Yeşiller Partisinin din siyaseti sözcüsü Volker Beck ve Seküler Yeşillerin sözcüsü Jürgen Roth’un yaptığı birinci paneldeki konuşmacılar Frankfurt Üniversitesi’nden emekli Prof. Dr. Micha Brumlik, Humanistische Union yönetim kurulundan Dr. Kirsten Wiese, Düsseldorf Katolik Büro müdür yardımcısı Dr. Burkhard Kämper idi.

Konuşmaların bende uyardığı düşünceler genel hatlarıyla şöyle özetlenebilir: Batıda özgürlükler büyük bedeller ödeyerek elde edilen bir değer. Anayasayla teminat altında. İlk bakışta fikir özgürlüğüyle din özgürlüğü birbiriyle çatışıyor görüntüsü var. Kısmen doğru da.

Kutsala saygı mı esas alınmalı? Kutsala hakaret fikir özgürlüğü kapsamında mı kalmalı? İşte meselenin nirengi noktası… bir yanda düşünce özgürlüğünü kendine kalkan yapan ve genellikle hiçbir kutsal tanımayan ateist veya dindışı bir ideolojiye sahip insanlar… Diğer yanda kendilerine göre kutsallarına saygı duyan dindar insanlar. Yani her türlü kutsalla alay etmeyi, hiciv yapmayı marifet sayan, düşünce ve basın özgürlüğü olarak algılayan bir zümre ile kutsallarının alay konusu yapılmasından rencide olan inananlar arasındaki bir çatışma. Hukuk felsefecileri bunu negatif din özgürlüğü ile pozitif din özgürlüğünün çatışması olarak görüyor.

Peki anayasa ne diyor? Almanya’da Tanrı’ya ve peygamberlerine hakaret, ceza kanununda suç olarak tanımlanıyor. Alman Ceza Kanunu’nun 166. maddesi, ‘kamu huzurunu bozacak nitelikte başkalarının dinî inançlarına hakaret ve küfür eden kişilerin üç yıla kadar hapisle cezalandırılmasını’ talep ediyor.

Ancak şimdiye kadar on kişi bu kanun çerçevesinde hüküm giymiş. Bir tarafta gitgide sekülerleşen bir toplum var, diğer tarafta ise kanunlar. “Kanunlar toplumsal gerçekleri göz ardı edemez” diyen hakimler, böylesi hakaretleri düşünce özgürlüğü çerçevesinde değerlendirdiklerinden, pek işe yaramadığı gerekçesiyle tümüyle kaldırılması dahi isteniyor. Hani ayıkla pirincin taşını derler ya… Panelde de tam bir neticeye varılamadı bu yüzden. Kim ne derse desin, ortada buğulu, muğlak bir durum var. Düşünün… Yüzyıllarca kiliseyle sürdürülen bir mücadele… Özgürlüğün peynir ekmek kadar insanın temel ihtiyacı olduğunu iliklerine kadar hissettiren despotik yönetimlerdeki baskılar… Ve nihayetinde ahlaki normları neredeyse bütünüyle rafa kaldıran dünya görüşlerinin zuhur etmesi… İş geldi, kutsala saygı ile kutsala hakaretin fikir özgürlüğü noktasındaki paradoksal açmazına dayandı. Keşke bu meseleler, 11 Eylül ve Charlie Hebdo saldırılarından sonra İslam, İslâmcılık ve terörizm tartışmalarının zirve yaptığı zamanlarda ele alınmasaydı. Çünkü korkuların, önyargıların toplumu kuşattığı zamanlarda sağlıklı ve sağduyulu tartışmalar da güme gidiyor. Meselenin çözümü galiba ahlakî ve etik bir yaklaşımda, arada duvarlar oluşturan güven bunalımını aşmada gizli.

Peki bu açmaz nasıl aşılacak? Her kesimin çoğulculuk fikrini içselletirdiği… Birbirini daha yakından tanıdığı… Şahsi diyalogların tesis edildiği… Her iki tarafın haklarının dengelendiği zaman…

Ne dindışı dünya görüşüne sahip olanlar inananların kutsalına rencide edici derecede dokunsun, ne de inananlar (dinlerini gerçek manada yaşayan dindarlar olacağına) her hicivden alınıp adam öldürsün!

Velhasıl KRV Yeşiller, çok faydalı bir kongreye imza attı. İşte böylesine açık (ve daha da açılan) bir toplumda meselelerimizi açık açık konuşarak çözebiliriz. Fanatiklerle konuşmak zaten mümkün olmadığına göre, ancak insanca ve medenice konuşabilenler toplumsal problemlerin çözümüne katkı sağlayabilirler.

23.01.2015 19:30