TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Çok kültürlü toplumda din, hukuk ve Müslümanlar-3

Buraya kadar hukukun üstünlüğünün, güven ve barış içinde birlikte yaşamanın en minimumunu oluşturduğunu belirtmiştik. Bu son bölümde ise evrensel dinî yaklaşımın demokratik bir anlayışla nasıl bağdaşabileceğini kısaca vurgulayacağız.

Salt dini yaklaşımlar insanları belli bir yöne sevk etme yolunda motive edici rol oynayabilir. İyi insan olma, günahlardan korunma, sosyal sorumluluk ve çevre bilinci oluşturma, kul hakkı, ibadet bilinci kazandırma, hesap verme, adalet duygusu gibi hususlarda dinin motive edici veya caydırıcı gücünden istifade edilebilir. Fakat toplum hayatında hukuk ve adaletin fiili olarak işlemesi ve her yönüyle insan haklarının garanti altına alınması gerekir. Yani herkesin eşitlendiği ve kendini ifade edebildiği bir zemine ihtiyaç var. O da hukuktur. Toplum hayatında insanların endişesiz, korkusuz, huzur içinde yaşaması ancak böyle bir zeminde gerçekleşebilir. İnanan insanların İslamın getirdiği ilkelere itirazı olamaz. Bu ilkeleri kendi çıkarı adına kötüye kullanan ve haksızlık edenlere karşı mağdurları kim ve ne koruyabilir? Karar verme konumunda bulunanların dini kavramları kullanarak nefsî/keyfî tutum ve davranışları nasıl engellenebilir? Elbette İslamiyetin sosyal hayatın ahenk içinde işlemesi, insani ilişkilerin sağlıklı yürümesinde, hayata mana katmasında, ferdi insan-ı kâmil ufkuna yüceltmesindeki dinamizmi ve önemi inkar edilemez. Ve Müslümanların dinlerini doğru temsil ettikleri oranda da sosyal hayata olumlu tesiri artar.

Ayrıca Müslüman toplumlarda arzu edilen ama bir türlü temsil edilemeyen değerlerle realite arasında bir kopukluk göze çarpıyor. Birçok Müslüman, İslamiyetin insanların bütün problemlerini çözeceği ve sadece bu dinle mutlu olunacağı inancından hareketle bir üstünlük psikozuna sahip. Fakat dünyada değişik inançlarda veya inanışlarda kendine göre mutlu olarak yaşayan milyonlarca insan var. İnancı baz almayan gelişmiş Batı toplumlarında uygulanan etik anlayışlar ve ortada şöyle veya böyle insan merkezli bir medeniyet de var. Yeri gelince hepimiz o medeniyetin hayatı kolaylaştıran ürünlerini çılgınca kullanıyoruz. Özgürlükler noktasında da son derece ileri bir seviyenin yakalandığı ortada. Keşke İslam memleketleri de ilk etapta hem Alman veya Amerikan anayasalarının uygulanmasıyla hem de o toplumlarda yer eden etik anlayışlarla ortaya çıkan insani bir zemine sahip olabilselerdi!

Dolayısıyla insanın ferdî ve sosyal problemlerinin çözümünde temel rol oynadığı tartışılmaz olan evrensel dinî yaklaşımların yanında, biraz da çoğulcu katılımcı demokratik bir anlayışı hayata geçirme, hukuk ve yasal zeminin hayatî önemini vurgulama, ilkesel yaklaşımları samimice uygulama yönünde adımlar atılırsa, toplum hayatında daha kalıcı müspet neticeler alınabilir. Dinî olanı geçtik, insanî olan „İnsanı kendi konumunda kabul etme“ esprisinin bile hâlâ oldukça uzağında bulunuyoruz. Topluma düşmanlık tohumları saçmanın, farklı düşünenleri nefret diliyle şeytanlaştırmanın hiçbir dinî ve ahlâkî gerekçesi olamaz.

Ancak ümitsiz değiliz. İslam dünyasında tek bir şansımız hâlâ var. Buna dünyanın farklı kültür coğrafyalarında evrensel değerlerle yetişen nesiller rehberlik edebilir. Dünyayı yeniden nefretin, barut ve kan kokusunun sardığı günümüzde gönülle birlikte aklı da işleten, çoğulcu ve katılımcı demokratik teamüllere açık, toplumsal barışta anayasa ve hukuku temel alan, özgürlükçü ve etik ilkeleri her şartta savunan, şiddetten arındırılmış insan merkezli bir kültürü Müslüman topluluklara aktarmada bu insan potansiyeli iyi değerlendirilebilirse neden olmasın?

Bu muazzam genç insan potansiyeli, evrensel bir ahlak ve demokratik anlayışın yerleşmesinde Müslümanlarda zihinsel dönüşümü ve paradigma değişimini sağlayabilecek dinamik bir konumda bulunuyor. Eğer eğitim kurumlarında bunu başarabilirse esas o zaman önemli bir misyonu yerine getirmiş sayılır. Batıdaki gelişmiş demokratik hukuk devletlerinde evrensel değerlerle sosyalizasyonlarını geçirmiş gençler de önemli rol üstlenebilir ki, bu yeni nesiller bizim tek ümidimiz.

25.07.2016 22:16