TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Mesele Avrupa tarihinde Müslüman izleri bulmaktan daha önemli

İsviçre’de Alp dağlarının eteğinde 10. yüzyılda Müslümanların yerleşim bölgesi kurduklarını, gümrük vergisi toplayacak ve yol emniyetinden sorumlu olacak kadar ‘devletleştiklerini’ biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum. Bunu aboneliğe ek olarak bayilerde satışa çıkan Almanca ‘kültür, bilim ve diyalog’ dergisi Fontäne’de yer alan ‘Alplerde Sarazenler – İsviçre’nin Müslüman Tarihi’ başlıklı makalesinden öğrendim.

Dergi yeni sayısında konuyu birincil kaynaklara dayandırarak ele alıyor ve önemli ayrıntılara yer veriyor. İsviçre’nin güney-batısında on yıllarca yaşayan Müslümanların varlığının izlerini günümüze kadar gelen el yazma eserlerde,  manastırların evlilik kayıtlarında, çeşme gibi yapıtlarda, yazılışı değişse de günümüze kadar gelen şahıs ve mekan isimlerinde bulmak mümkün. Bu verilere dayanarak makalede şu tespit yapılıyor: “Müslüman Sarazenler Alplerin bir bölgesini ilk defa yerleşim haline dönüştürdü ve şehirleşmeyi sağladı. Bunun ötesinde su kanalları örneğinde olduğu gibi o güne kadar bilinmeyen teknik yenilikler getirdiler.”

Dünya barışının nasıl sağlanacağı konusunda felsefi çalışmalara imza atan değerli Alman filozoflarından Immanuel Kant’ın doktora çalışmasının ilk sayfasında Arapça ‘Bismillahirrahmanirrahim’ yazılı olduğunu öğrendiğimde de şaşırmıştım.

Avrupa tarihinde Müslümanların önemli yerinin olduğu bilim mahfillerinde kabul gören bir gerçek olsa da Avrupa’da doğma-büyüme yeni Müslüman nesiller arasında pek bilinmeyen bir gerçektir.

Önemli olmakla beraber mesele sadece Avrupa tarihinde Müslüman izleri bulmak ve günümüze taşımaktan ibaret değil. Mesele Avrupalı Müslümanlar olarak bir azınlık ruh hali içinde Müslüman olmayan yerli Avrupalılara ‘şanlı geçmişimizden’ örnekler sunarak ezilmişliği örtbas etmek de değil.

Müslüman olmayan yerleşik çoğunluk toplumunun toplum ve tarih okumaları ile iş göçü neticesinde Avrupa’da kalıcı bir sosyal olguya dönüşen Müslümanların tarih okumaları aynı değil. Ortalama bir Alman formel eğitim süreci içinde modern Avrupa’nın şekillenmesinde İslam’ın ve Müslümanların oynadığı rolü olumlu bir şekilde okumaz.

Sadece farklı geçmişlere sahip değiliz, geçmişe yüklediğimiz anlam da farklı. Farklı olmanın ötesinde birbirine zıt. Birinin fetih dediğine diğeri işgal, birinin gelişme ve ilerleme olarak gördüğünü diğer tefessüh olarak okuyor.

Aslında tarihte her şey var: Din ve mezhepler adına yürütülen savaşlar, katliamlar, ekonomik çıkar ve iktidar kavgaları için yürütülen dünya savaşları, ulus devlet inşa sürecinde azınlıklara uygulanan asimilasyon politikaları, zulüm ve baskı, sömürgecilik  , devrimler ve isyanlar…

Ama tarihte demokrasi ve hak mücadelesi de var, İnsanın adalet ve özgürlük serüveni var, farklı din ve kültürlerin ortak yaşam tecrübeleri var, din ve inanç özgürlüğü için zindanları göze alanlar var, hoşgörü ve herkesi kendi konumunda kabul etmenin ne demek olduğunun örnekleri var.

Günümüzde fert ve toplum olarak karşı karşıya bulunduğumuz yerel ve küresel sorunlar inanç, kültür ve etnik farklılıkları zenginlik kabul ederek diyalog eksenli ortak bir çabayı gerekli, hatta zorunlu kılmaktadır. Bunun için tarihe tekrar göz atmak ve ortak yaşamı destekleyen örnekleri günümüze taşımamız faydalı olacaktır.

Kaldı ki sorun tarihle sınırlı da değil. Almanya’nın yeni ve eski sakinleri birlikte yaşamı nasıl şekillendirecek, farklı geçmişlerden ortak bir geleceği nasıl inşa edecekler?  Gelecek nesillerden bize emanet olan şu dünyayı herkes için nasıl daha yaşanır kılacaklar?

Barış, yardımlaşma ve ötekini kendi konumunda kabul etme gibi soyut değerleri ne tür projelerle görünür hale getirecekler? Tarihte var olan çatışma sebeplerinin farkında olarak acı tecrübeleri yeni çatışmaların gerekçesi değil de ibret alınacak, tekrar yaşanmaması için her türlü çabanın gösterilmesi gereken olaylar olarak nasıl değerlendirecekler?

Fontäne dergisi 20 yıldır bu konulara kafa yoran, işçi olarak gelen ilk neslin çocuk ve torunlarının entelektüel ve bilimsel birikimini yansıtan önemli bir kaynaktır.

22.07.2015 10:31