TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Merkel’i yuhalayanlar kimler?

Geçenlerde seyahat vesilesi ile bir Türk ailesinin evine ziyarete gittim. Malum, Avrupa’da bahar başlar başlamaz “yaz izinleri” üzerine muhabbetler açılır. Konu oraya gelince, “Her yıl yaz tatilinde Türkiye’ye gitmeyi iple çekiyorum, memlekete gidince çok rahatlıyorum” dedi ev sahibimiz. “Neden, burada rahatsız mısınız?” diye sorduğumda, aslında çok önemli bir toplumsal olguyu bir kez daha düşünmemi sağlayan bir cevap verdi:

“Evet çok sıkılıyorum, iş yerimde de evimde de rahat değilim. Hem iş yerimde hem de evimde sevilmediğimizi düşünüyorum, bizi kıskanıyorlar, başarılı olmamızı istemiyorlar. Komşularımız bizden rahatsızlar…”

Anladım ki evinde misafir olduğum kişi iç dünyasında oldukça gerilimli! O ikinci nesil Türklerden: çok küçük yaşta Almanya’ya gelmiş ailesiyle, bütün ömrü Baden-Württemberg’de geçmiş, burada büyümüş, okula gitmiş, meslek eğitimi görmüş. Otomobil parçası üreten büyük bir Alman firmasında CNC operatörü olarak çalışıyor. Sessiz-sakin, yemyeşil, pırıl pırıl bir köyde, kendi yaptırdığı, üç katlı, müstakil güzel bir evde oturuyor. Düzenli, istikrarlı ve güvenli bir hayatı var.

Düşündüm de, ülkemde, Türkiye’de “bir fabrika çalışanının böyle bir hayatı olabilir mi bir gün?” diye. Kendilerine bunca imkanı sunan bir ülkede bu insanları huzursuz yapan nedir peki?

Konuştuğunuzda fark ediyorsunuz ki kafalarında ütopik bir Türkiye imajı var. Sadece tatilden tatile memlekete gittiklerinden, ülkede her şeyin tatildeki gibi olduğunu zannediyorlar herhalde. Cepleri dolu ve misafir olarak gidince, muhtemelen eşten-dosttan itibar görüyorlar ve mutlu oluyorlar. Fakat, keşke ülkemizin gerçekleri onların tatilleri gibi olsaydı!

Bir ülkenin çalışanına ne kadar değer verdiği nutuklarda değil işçi hakları, çalışma güvencesi, çalışma şartları, iş güvenliği, maaş imkanları gibi somut kriterlerde ortaya çıkar. Türkiye’de doğmuş-büyümüş, çalışma şartlarını gözlemleyebilme imkânına sahip olabilmiş birisi olarak Almanya ile Türkiye arasındaki farkın, Almanya lehine, ne kadar büyük olduğunu gayet iyi biliyorum.

En son yaşadığımız Soma faciası her şeyi gözler önüne sermiyor mu Allah aşkına? Aldıkları maaşı, çalışma koşullarını, iş güvencelerini bir düşünün, orada çalışanlara ne kadar değer verildiğini anlarsınız? Şimdi, bu şikâyet eden ev sahibimize, yaşadığı hayatı bırakıp Soma’ya gitmeyi, orada “sevgi ve huzur” içerisinde yaşamayı teklif etsek kabul eder mi acaba?

Burada elbette Almanya’nın da hataları ve üzerine düşen sorumlulukları var. Onlar da kendi paylarına neyi eksik yaptıklarını düşünmeliler. Sağlanan bunca imkân karşısındaki tatminsizliğin sebeplerini araştırmalılar. Bir de, son yıllarda bu huzursuzluğu arttıran çok önemli bir etken daha var: Başbakan Erdoğan.

Başbakan Erdoğan Avrupa’daki Türklerin “ezilmişlik” hissini yıllardır çok iyi kullanıyor. Özellikle son zamanlarda sık sık gelip yaptığı konuşmalarla hep onlardaki bu duyguyu kaşıyor. Bir yandan sürekli -başta Almanya olmak üzere- Avrupa devletlerinin tutumlarını sert bir dille eleştirirken diğer yandan abartılı Türkiye propagandaları ile Türklerin ilgisini yaşadıkları ülkeden ziyade Türkiye’ye çekmeye çalışıyor. “İnanılmaz bir hızla gelişen Türkiye” imajına, ezilmişlik hissinin de etkisiyle, Türkiye’dekilerden daha fazla buradakiler inanıyor. Hâlbuki ekonomik gelişmişliğin en önemli kriterlerinden sayılan kişi başına düşen milli gelirde ülkemiz dünyada henüz 80. sırada maalesef.

Peki Başbakan Erdoğan’ın “vatandaşlarına sahip çıkma” konuşmaları sonucunda Avrupa’da değişen ne oldu? Benim bildiğim kadarıyla çıkmış herhangi bir kanun, yapılan herhangi bir düzenleme veya iyileştirme yok.

Fakat bu stratejinin, Başbakan Erdoğan’ın Avrupa’da etkilemeyi başarabildiği Türkler üzerinde iki sonucu oldu. Birincisi, bu kişiler, yaşadıkları ülkeyi, onun sunduğu imkanları ve sahip olduğu güzellikleri olduğundan daha kötü görmeye başladılar ve yaşadıkları ülkeden soğudular. İkincisi, Türkiye’yi olduğundan çok daha iyi zannedip oraya heveslendiler. Neticede Başbakan Erdoğan’ın körüklediği “Bizi asimile etmeye çalışan Avrupa ve bununla mücadele eden süper güç Türkiye” söylemi, Almanya’da Merkel’i yuhalayabilen ve her iki tarafı da üzen kişilikleri ortaya çıkardı.

11.06.2014 19:02