TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Zulüm, kuvvet ve haksızlık

Allah insanı üstün meziyetler ve alınıp satılmayan değerlerle donatmıştır. Mahlukatın zirvesinde, sütün kaymağı gibi yaratıp, A’dan Z’ye bütün varlıkları emrine vermiş ve ona hizmet ettirmektedir.

İnsanın böylesine muktedir ve kıymetli yaratılması, kuvvet eline geçer geçmez başkalarını ezmesi, insan başta olmak üzere mahlukata zulmetmesi için değil, şefkat ve merhametle mazlumun, mağdurun mahkumun, garip, yetim ve mahlukatın hakkına saygılı olması içindir.

Muvakkaten Allah’ın emanet ettiği bütün maddi manevi değerler gibi, kuvveti de hakkın emrine vererek, başkalarının haklarına, hürriyetlerine saygılı olarak, adilane davranmak için verilmiştir.

Allah’ın razısını kazanma şansı, fırsatı olduğu halde kaybederek, Mevla’nın huzuruna gitmek kadar büyük talihsizlik olamaz.

Zulüm bir haksızlıktır. Hukuka tecavüzdür. Zalimin hasmı ise Allah’dır. Hiçbir kimse zulümle payidar olmamıştır. Olmuş gibi görünenlerin de yanına kalmamıştır. Atalarımız, “Zulm ile âbad olanın ahiri berbat olur.” ve yine “Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı var./Bugün halka cevretmek kolay, yarın  Hakk’ın divanı var.” diyerek ne güzel ifade etmişlerdir.

Adili mutlak olan Allah zalime mehil verir ama mağduru da sürekli çiğnetmez, bugün olmasa da yarın kendini bilmezlere haddini bildirir.

İnsanın muktedir olması, başkalarına zulmetme, iftirada bulunma, şeref ve itibarıyla oynama hakkını vermez.

Bundan dolayı Kur’an, adalet ve ubudiyet üzerinde durduğu kadar, zulüm ve haksızlık, yalan ve iftira üzerinde de hassasiyetle durmuştur.

Ali İmran suresinin 57. ayetinde “Allah, asla zalimleri sevmez.” Bakara suresinin 258. ayetinde ise “Allah zalim bir toplumu hidayete erdirmez.” buyurmaktadır.

Yine Tevbe suresinin 70. ayetinde “Allah, onlara zulmetmedi, onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.” ve yine Ali İmran suresinin 192. ayetinde “O gün zalimlerin yâr ve yardımcısı yoktur.” buyurarak, kullarının zulüm yapmaması gerektiğine dikkati çekmektedir.

Efendimiz’in (s.a.v) de aynı hususa dikkat çektiği aşağıdaki iki hadisi buna örnek olarak verilebilir. “Allah’ım, zulmetmekten, zulme uğramaktan, birinin hukukunu çiğnemekten, biri tarafından hukukumun çiğnenmesinden sana sığınırım.” (Ahmet bin Hanbel, Ebu Davut)

“Allah, zalime mehil üstüne mehil verir, bir kere de onu derdest etti mi, artık iflah etmez.” (Buhari)

Günümüzde zulmün he türlüsü; yalan, iftira, isnad, karalama ve tezvir gibi suçlar medya diliyle, devletler eliyle işlenmekte; şeref, haysiyet ve imanların onuruyla oynanmaktadır. Irzlar, namuslar çiğnenmekte, aile, çoluk çocuk perişan edilmektedir.

Allah adildir ama hak liyakate göre verilir. Bize düşen, bütün benliğimizle bir kere daha Allah’a yönelmek, emirlerine saygılı davranıp itaat etmek, davayı İslam adına harekete geçip, üzerimize terettüp eden sorumlulukları yerine getirmeye çalışmak olmalıdır.

01.01.2016 15:52