TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Yol uzun, engeller var

Bir işi başarmak için evvela o işe inanmak lazım. İnanmayan, imanda zaafı olanlar engellere takılıp kalırlar.

Evet yol uzun ve ciddi, oldukça dik yokuşlar var. Omuzlarımızda emanet, ağır yükler var. Sorumsuz, mesuliyetsiz hayatın sonu tehlikelidir. En büyük emanet ve sorumluluğumuz  “İla-yı Kelimetullah’dır. Allah’ı kullarına sevdirmektir.” Efendimiz, (sav) “Allah’ı kullarına sevdirin ki, Allah da sizi sevsin” buyurmaktadır.

En büyük derdimiz; dertsiz, çilesiz, ızdırapsız oluşumuzdur. Bizler en zor şartlar altında bile vazifemizin başında olmalıyız, gevşemeden, yılgınlık, bıkkınlık göstermeden, ümitsizliğe düşmeden, sabredip davamıza sahip çıkmalıyız.

Birileri içinde bulunduğumuz gemiyi batırmaya çalışırken, biz mani olmazsak mesul oluruz. Herkes, iman ve küfür, haram veya helal, iyi veya kötü yaptığı amellerle Allah huzuruna gidecektir. İslam’ın itibarını namusumuz bilip korumakla mükellefiz. Onu koruyan, sahip çıkanların emeğini, göz yaşını Allah zayi etmeyecektir.

Hz Üstad, “ Ey nefis, dünkü gün senin elinden çıktı. Yarına senedin yok ki, ona maliksin öyle ise, hakiki ömrünü bulunduğun gün bil, iyi değerlendir.” Ve yine “Aklı başında olan insan ne dünya umurundan kazandığına mesrur, ne de kaybettiğine mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor gidiyor, bak ihtiyarlık şafağı kulakların üzerinde tulü etmiş, başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış, vücudunda vatan tutmaya niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Mahaza bununla beraber ebedi ömrün önündedir, ölüm sekaratı uyandırmadan evvel uyan”

Evet kalbin hastalığı imansızlıktır. Kafanın hastalığı ise cehalettir. İlim imanın, kafa kalbin, akıl da vahyin emrine verilirse, o zaman Allah dünyada da, ahirette de mutluluk ve huzur lütfeder.

Talak suresi 2. ayette “…Kim Allah’tan sakınır, saygılı olursa, (Allah) ona (her darlıktan ve sıkıntıdan) bir çıkış yolu gösterir. Onu hiç hesap etmediği yerden rızıklandırır. Onu rahat ve huzura kavuşturur” buyurmaktadır.

Kendini iman ve Kur’an-a adamış olanlar, Allah’ın rızasına kalbini kilitleyen, nefsinin esiri ve kölesi olmayanlar, meşverete önem vermeli ve istişare dışındaki icraatlara fırsat vermemelidir. Hüsn-ü zann-ı esas almalı, su-i zan’dan kaçmalı, fakat hüsnü zan karakterleri doğru okumaya engel olmamalıdır.

Vahdeti ruhiye esas alınarak, ihlas samimiyet, vefa sadakat ve fedakarlık ruhunu gelecek nesillere ümit ve güven verecek şekilde anlatmaya çalışılmalıdır.

Hayırlı işlerin bereketlenmesi kulun Allah ile irtibatına bağlıdır.

Üstad, “Mesleğimizde ihlas-ı taammeden sonra en büyük esas sebat ve metanettir.”

Yunus Emre  de “Güvenme varlığa, düşersin darlığa” veciz ifadesiyle, fani şeylere değil, doğrudan doğruya Allah’a güvenip itimad etmemizi bize hatırlatmaktadır.

11.12.2015 16:01