TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Tâbiiyyet, matbûiyete tercih edilmeli

İnanç ve düşünce sistemimizi kitap ve sünnet çerçevesi dışına çıkarmaya, İslam-ı; semavi olmanın dışında göstermeye çalışanlara “hüsn-ü zan, ademi itibat” nazarıyla bakmak zorundayız. Bu insanlara karşı hüsn-ü zannımız, niyetleri ve karakterleri doğru okumaya mani olmamalıdır.

Şer’an mubah  olan, fakat her an insanların ayağının kaymasına vesile olabilecek bazı kelimeler vardır ki, bunlara karşı daima temkinli ve dikkatli olunmalıdır.

Allah’ın bazı insanlara verdiği zenginlik, güzellik, ilim ve başarı gibi şeyler vardır. Bunlara karşı bazı insanlar “gıpta” ile bakabilirler ama, zamanla “Bende neden yok, Allah ona verdi bana niçin vermedi?” gibi düşünceler zımni, olarak kaderi tenkite, kıskançlık ve rekabete dönüşebilir. Onun için Hazreti Üstad, İhlas Risalesi’nde “Kardeşlerinizin gıpta damarını tahrik etmeyin.” buyurmaktadır.

Tenafüs, hakta yarışma, Allah’ın adını yüceltme, hizmetten geri kalmama demektir. Cenab-ı Hak, “İşte yarışacaklarsa insanlar bu Cennet devletine konmak için yarışsınlar!” (Mutaffifin/2) buyurmaktadır.

Bu yarışta “tâbiiyyet, matbûiyete tercih edilmeli” yoksa, aidiyet duygusu öne çıkar. Nefis kendini güçlü ve üstün görmek ve göstermek ister.

Allah’ın yeryüzünde matbah-ı nazarı olan insana düşmanlık değil, sıfatlara düşmanlık yapılmalıdır. Yani acıma, şefkatle ıslahına çalışma ve kucaklayıcı olma esas olmalıdır.

Hazreti Üstad, Hafızı Şirazi’nin; “İki cihanın rahat ve selametini iki şey kazandırır. “dostlarına karşı mürüvvetkarane mübaşeret, düşmanlarına sulhkarane muamelede bulunmaktır.” sözünü nakletmektedir.

Mü’minin tek derdi, ilay-ı kelimetullah ve nam-ı celil-i Muhammediyeyi muhtaç gönüllere duyurmak ve sevdirmek olmalıdır. Böylece yeniden kendimiz olma yolunda koşmalı ve değerlerimiz ve kaynaklarımızdan beslenme ihmal etmemelidir. Allah’ı unutturan nimet görünümlü nikmetlerden uzak durulmalıdır. Kökü olmayan bir ağacın hafif bir fırtınada devrilmesi mukadderdir. Aynen öyle de zayıf karakterli, iman, ahlak faziletten mahrum insanların da, beslenemediği taktirde devrilip gideceği unutulmamalıdır.

İslam’ın yücelmesi, onu temsil edenlerin Kur’an ve Resulullah’ın (s.a.v) rehberliğinde istikamet üzere olmasına bağlıdır. Asırlar var ki, Kur‘an-ı muciz-ül beyanın ve Efendiler Efendisi Efendimizin (s.a.v) nurundan, feyiz ve bereketinden mahrum kaldık. Bugün alem-i İslam olarak başımıza gelen bu sıkıntılar, fırtınalar zillet ve sefaletler bunun neticesidir.

Gecenin karanlıklarında, kışın şiddetinde bir asır evvel atılan tohumlar bahar çiçekleri açmaya başladığı günümüzde, değerlerimize yeniden sahip çıkma gayreti içinde, kimseyi ürkütüp korkutmadan gönüllere sevgi ile taht kurmaya çalışan sadakat erleri, gönül mimarları hasbiler kadrosu, nebiler ve sahabe yolunda yangından insan kurtarmaya çalışırlar. Mezbelelikleri kurutup gül bahçeleri yetiştirme gayreti içindedirler.

Bu yolda engellere takılmadan, marziyatı ilahiyeyi esas alarak her türlü sıkıntılara katlanmak, sabırla zafere ulaşmak idealindedirler. Gayz, kin ve nefretten uzak, fani hayatı bakiye tebdil edebilme yolunda her imkanı, her fırsatı değerlendirip seferber etmek ve birkaç asırlık atıldığımız kuyudan kendi ayaklarımız üzerine doğrulmaya çalışmak en önemli vazifelerimizdendir.

19.02.2016 15:57