TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

“Siz kendinizi düzeltmeye bakın!”

Her insan yaptığı iyi veya kötü, menfi veya müsbet, günah veya sevap olarak işlediği  amellerle Allah‘ın(cc) huzuruna gidecek. Orada zerre miktar hayır ve şerrin hesabı sorulacak, cevabı da mecburen verilecektir.

Onun için her inanan mümin, dinin itibarını ve namusunu kendi itibarı ve namusundan daha ciddi korumak zorundadır. İnananlar için en büyük dert ve sıkıntı, vicdanlarında bunun ıztırabını duyamamaktır. Dolayısıyla yapılması gereken hayırlı işlere mani olan, basit ve küçük engellere takılıp kalmamak gerekir.

Allah’a (cc) ve Rasulullah’a (sav) gönülden inananların en önemli vazifesi hakkı tutup kaldırmaktır. Engellere takılıp kalmadan, muhtaç gönüllere onu ulaştırmak, sevdirmek ve Allah (cc) huzurunda eyvah demeyecek şekilde, fırsatları değerlendirmektir.

Bakara suresi 77. ayet de, “Bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizlediklerini de, açıkladıklarını da bilir.” buyurmaktadır.

Mü‘minler, Tevhidi temsil eden, vazife aşkıyla yanan, vazifesini hakkıyla yapan,  bütün insanların, hususiyle inananların ızdırabını vicdanında duyan, inandığı, hak bildiği davasının itibarını çok iyi koruyan, halis, muhlis bir insan olmalıdırlar.

Müminler neye ve kime  inandıklarının farkında olmalı, 124 bin peygamberin temsil ettiği yüce ve kutsi bir davanın mesuliyetini ve sorumluluğunu omuzunda taşıdığının şuurunda bulunmalıdırlar. İnananlar içinde şahsi hata irtikab edenlere takılarak umumun moralini bozucu, güvenini sarsıcı tavır ve davranışlardan uzak durmalıdırlar.

Mü’minler  gayz, kin ve nefretten nefret ederek, sevgi, şefkat ve merhamet duygusuyla, maddi- manevi fedakarlık şuuruyla, cihan sulhuna katkıda bulunmaya çalışmalıdırlar.

Mü’minler fitne fesat çıkarıp ortalığı yakıp yıkan, milletin, ülkenin huzurunu altüst edip yuvaları, aile fertlerini, milleti birbirine düşman haline getirenlere karşı, Söz Sultanının (sav) beyanıyla “Islahcı rol oynar” ifadesine uygun hareket etmelidirler. İşte O ıslahcılar ki, geceleri gündüze, kışı bahara, ölü kalpleri de ihya etme yolunda her türlü sıkıntılara katlanarak, fedakarlıkta bulunmalıdırlar.

Evet Onlar, sevmeyi, affetmeyi ve sabretmeyi en büyük vazife bilmeli, dünyada ahiret insanları olarak yaşamaya gayret etmeli, tatlı dil ve güler yüzle gönüllere girmeyi, iman kurtarmayı ve bu yolla Allah(cc) ve Rasulullahı(sav) hoşnut etmeyi hayatlarının gayesi bilmelidirler.

Hz. Allah (cc) Maide suresi 105. Ayette, “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra başka yollara sapanlar size zarar veremez. Hepiniz dönüp dolaşıp (birgün) Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. O(cc) da yaptıklarınızı size bir bir bildirecek, karşılığını verecektir.”

Cenab-ı Hak Ahzab suresi 39. ayette,”Onlar  öyle seçkin kimselerdir ki, Allah’ın buyruklarını tebliğ ederler, O’na saygı duyup O’ndan çekinirler. O’ndan başka kimseden çekinmezler. Hesaba çeken olarak Allah yeter.” buyurmaktadır.

Yine Ahzab suresi 48. ayette Efendimize (sav) dolayısıyla her mü’mine şu ifadelerle seslenilmektedir: “Sakın kafirlere, münafıklara itaat etme, Onların verdikleri sıkıntılara şimdilik aldırma ve yalnız Allah’a dayan! Koruyucu olarak Allah yeter.

Bu vesileyle okurlarımızın ve bütün ehl-i imanın geçmiş Kurban Bayramlarını tebrik eder, tekrarını Cenab-ı Hak’tan temenni ederek dünya ve ahiret saadeti dilerim.

18.09.2016 00:14