TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Oruç ve Sabır

Zaman, Allah’ın kuluna en büyük bir sermayesidir. Bu sermayeyi yedi değil, yetmiş veren başak gibi bereketlendirme vazifesi bizim irademize bırakılmıştır.

Evet zaman sel gibi akıyor, rüzgar gibi uçuruyor. Nehirlerin çevresini yeşerterek aktığı, rüzgarların yağmur yüklü bulutları taşıdığı, güneşin etrafa ışık ve nur saçtığı gibi, bizler de ahiretimiz adına bin bereketliyle emrimize verilen, mübarek gece gündüz ve ayları değerlendirerek, muhtaç gönülleri hakikatle tanıştırma ve ölmüş ruhların dirilmesi adına, Kur’an ve iman gerçeklerini insanlara ulaştırmak suretiyle vazifemizi yapmalı ve sorumluluktan kurtulmaya çalışmalıyız. Nice Allah kullarının imanının kurtulmasına vesile olmanın mutluluk ve huzurunu vicdanımızda duymalıyız.

Ömür o kadar süratli geçiyor ki, insan dünyanın cazibesi ve meşguliyetinden dolayı onun farkına varamıyor. İnsan zatında aciz ve zayıf, neticede çürümeye mahkum etten kemikten bir varlıktır.

Oruç insanın acz ve zâfının farkına varması mevzuunda en büyük bir vesiledir. Yeni Müslüman olmuş 21 yaşlarında bir gençle iftar sofrasında beraber bulunmuştum. Bu günler gibi o zaman da oruç 17-18 saat sürüyordu. Herkes iftar sofrasına oturmuş, Kumandan-ı Azam’dan gelecek emri bekliyordu. Helal olan nimetler de o emir gelene kadar haramdı. Allah nimetlerin kıymet ve değerlerini kullarına oruçla hatırlatıyordu.

Sofrada çeşitli nimetlerin yanında, buzdolabından çıkarılmış soğuk sular da konmuştu. Ömründe ilk defa oruç tutan bu delikanlı da, gözünü hiç ayırmadan suya bakıyordu.

İnsanlar yanılırlar ben de yanıldığımı daha sonra anladım. Zannediyorum ki, genç çok susadı sudan gözünü onun için ayırmıyor. Meğerse o derin bir tefekkür ve tezekkür içinde imiş.

Sonrasında, ‘vazifenizi yaptınız, orucunuzu tuttunuz iftar yapabilirsiniz’ izni geldi. Ezan okundu herkes orucunu açtı. Genç ağzına bir yudum su aldı, yutmadan ağzında bekletiyordu. Ben de merakla, sudan gözünü ayırmayan bu genci takip ediyordum. Ayağa kalktı  “Müslümanlar bir dakika” dedi ve devamında “Ben yeni Müslüman oldum. Bu yaşa kadar hep su içtim. Fakat onun hayat olduğunu Allah’ın büyük bir nimeti olduğunu tuttuğum oruçla bugün fark ettim. İnandığım, beni ve bütün kainatı yaratan, bizleri nimetlere boğan Allah’a teşekkür ederim.” şeklindeki sözleri hem kendisini hem orada bulunan cemaati duygulandırmıştı.

Evet, mümin duyarlı ve şuurlu yaşamalı, dünyaya neye geldiğinin farkında olmalı. İbadetlerini Allah’ı görüyor gibi eda ederken, Oruc’un bize hatırlattığı fakir, garip, yetim ve açlık acısı çekenlerle, mağdur, mazlum ve mahkumları unutmamalı, maddi manevi onlara el uzatmalıdır.

Denizin tsunami dalgaları gibi üzerimize gelen musibetler karşısında ümitsizliğe düşmeden “…Bazen bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur. Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz.“ (Bakara 216) ayetini hatırlamalı, derin derin düşünüp, sabredip üzerimize düşen vazifelerimizi ihmal etmemeliyiz.

Efendimiz (s.a.v) “Sabır müşkülatın anahtarıdır.” buyurmaktadır. Sabırla zafere ulaşılacağını unutmamalıyız.

10.06.2016 16:49