TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Kalb ve ruh hayatımız

Kalbi ve ruhi hayatımızı dinamitleyen, bütün sıkıntıların kaynağını teşkil eden, şu sıfatlara karşı daha temkinli, daha dikkatli olarak hayatımızı tanzim etmeliyiz.

Tavır ve davranışlarımız, düşünce ve ifadelerimizin inkara götürecek her türlüsünden,

Gurur, kibir gibi firavun sıfatlarından,

Gıybet, söz getirip götürme, fitne fesat çıkarma, aile ve toplumun huzurunu bozucu herşeyden,

Su-i zan, haset ve kıskançlıktan,

Şan-şöhret, şehvet ve inat, gayz, kin ve nefret gibi, dünya ahiret hayatını dinamitleyip, tahrip edecek herşeyden uzak durmalıyız.

Bilhassa hassas dönemlerde, şahsi hatalara takılmadan, vahdet-i ruhiyeye, birlik ve beraberlik ruhuna dikkat etmeli ve insanların dünya ve ahiret saadeti adına maddi manevi fedakarlıkta bulunmalıyız. Bize kötülük yapanların ahiretlerini kurtarmaya matuf gücümüz yetiyorsa yardım etmeliyiz.

Ortalığı fitne fesada ve yangına vermek isteyenlere karşı bile, daima müsbet harekette bulunup ıslahçı olmalı, kötülüklere karşı bile iyilikle mukabele de bulunmak için nefsimizi zorlamalıyız.

Vazifemiz, şartlar ne kadar ağır olursa olsun, tecavüz değil, yakıp yıkmak değil, mukabele-i bilmisilde bulunmak değil, “tedafü”dür (meşru müdafa ve savunmadır). Asla mütecaviz değil, kavli-leyyinle mukabelede bulunmaktır.

Tahrip değil, tamirdir. Efendimiz (s.a.v) zalime de, mazluma da yardım edin.” buyuruyor. Zalime yardım, zulmüne mani olmak ve ona yardımcı olmamaktır.

Mazluma yardım ise, onun gözyaşlarını silmek, hakkını ona vermek ve adaleti tesis etmektir.

Küfür ve dalalet, kainatta en büyük zulümdür.

Efendimiz (s.a.v) “Allah kullarına Allah’ı sevdirin ki, Allah da sizi sevsin.” buyuruyor.

İnsanlar sürekli manen beslenmezlerse dünya galebe çalıyor. Kazanmak için madde hiffet mana kesafet gerekiyor.

Cenabı Hakk sure-i İbrahim’de “Bile bile dünyayı ahirete tercih ederler.” buyuruyor. Bazen, dünya cazibesi, dünyayı ahirete tercih ettiriyor.

Pusulasız, kaptansız geminin rotası denizin dibidir.

Pusulamız, Kelamullah’dır.

Kaptanımız, Resulullah’tır (s.a.v).

En önemli vazifemiz ilay-ı kelimetullahdır. Hakaik-i imaniye ve Kur’an’iyeye hizmettir. Hakkı tutup kaldırmak ve milyonlarca biçarenin imanını kurtarmaya talip olmaktır. Bu yolda sabredip elif gibi dik durmak, nöbet mahallini terketmemek, geriye adım atmadan, kimseye zarar vermeden Allah kullarının dünya-ahiret mutluluğu için sahabe yolunda yürümektir.

Vazifemiz kolu kanadı kırılmış alem-i İslam’ın yardımına koşmaktır.

İnsanın bir uzvu hastalansa, yaralansa, diğer azalar vazifelerini kısmen bırakıp onun yardımına imdadına koşarlar. Biz de dünyaya ait bazı işlerimizi bırakıp yaralanmış alem-i İslam’ın yardımına koşmalıyız.

Alem-i İslam’ın en büyük hastalıklarından birisi de cehalettir. Vazifemiz, kafaları ilimle aydınlatıp, onun ışığıyla kalpleri nurlandırmaya çalışmak olmalıdır.

22.05.2015 18:30